ala kurdistan
Ey Reqîb

Türkiye-İsrail İlişkilerinin Yeniden Dizayn Edilmesi ve Kürtler - Mustafa Peköz

 

Türkiye, İsrail ilişkileri yeniden şekillendiriliyor. Aslında stratejik ilişkilerde her hangi bir sorun söz konusu değildi. Ancak İsrail askeri güçlerinin Gazze’ye yardım götüren ‘Mavi Marmara’ gemisine yaptıkları müdahale sonucu 9 kişinin yaşamını yetirmesi kamuoyunda önemli bir tepki yaratı. AKP, bu süreci çok özel olarak iç politika malzemesi olarak kullandı. İsrail’den özür beklendi. İsrail ise uzun süre direndi.

 Bu iki yıllık zaman diliminde bölgede önemli politik değişiklikler gündeme geldi. Bunlar hem İsrail’i hem de Türkiye’yi çok ciddi oranda etkiledi. Bölge’nin iki stratejik gücü arasındaki ilişkileri geçici/yapay da olsa bozulması, özellikle ABD’nin bölgesel çıkarlarıyla çelişiyordu.

ABD’nin Türkiye-İsrail İttifakına Zorunlu Bir İhtiyacı Var

Obama, çok özel olarak bu sorun için devreye girdi ve somut bir adım atıldı. İsrail Başbakanı, Obama’nın yanında Erdoğan’ı aradı ve üzüntülerini belirtti. Aslında doğrudan ‘özür’ değil üzüntü veya en fazla sözlü özür olarak söylenebilir. Erdoğan’ın Avusturya’da yaptığı bir konuşmada Anti-Yahudi propagandası yapması,  ABD tarafından ciddi olarak eleştirildi ve Yahudi Lobilerince aforoz edilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yıllardır Erdoğan’a destek veren bu lobilerinin desteğini çekmeleri, ABD’nin Erdoğan’ın algısını değiştirebilirdi ve bunun Türkiye’ye ciddi yansımaları söz konusu olacaktı. Bu Erdoğan için son derece önemli sorunlar yaratacak bir gelişme olabilirdi. Bu bakımdan Obama’nın çöp çatanlığıyla yapılan telefon görüşmeleriyle sorun aşıldı. İsrail bir geri adım attı, AKP ve Medyası da yine İsrail’in ‘özür’ünü çok aşırı bir şekilde şişirerek bir ‘zafer’ havasına soktu. Hâlbuki Obama iki başbakanın kulağını çekti ve bölgesel ilişkilere yoğunlaşmaları gerektiğini belirtti.

Bu nedenle esas sorun, İsrail-Türkiye ilişkilerinin yeniden dizayen edilmesinin politik arka planı üzerinde durmakta yarar var. ABD’nin bölge politikaları nedeniyle İsrail-Türkiye ilişkileri son derece önemlidir. Mısır’da geleceğinin belirsiz olması, Irak’ın daha çok İran eksenli bir dış politika izlemeye başlaması, Suriye’de Esad rejiminin yıkılmasına ilişkin henüz somut bir verinin olmaması, Libya’da politik istikrarsızlığın süreklilik kazanması, yakın gelecekte İran ile sorunların giderek artma eğilimi içinde olması, ABD’nin Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya politikalarını etkileyen önemli faktörler olarak ön plana çıkmaktadır.  Bu ve benzeri çok yönlü sorunlar içerisinde Ortadoğu’da stratejik dayanağı olan Türkiye ile İsrail ilişkilerinin sorunlu olması ABD’yi ciddi oranda rahatsız etmekteydi. İki ülke arasındaki eski ilişkilerin yeni bölgesel konsepte göre dizayn edilmesi en çok ABD’nin istediği bir durum. Bu nedenle Obama, iki başbakanı çok ciddi oranda uyardı. İsrail’in uzlaşmaz tutumunun önüne Filistin meselesini, Türkiye’nin inatçı ve ayak sürtmeci tutumunun karşısına da Kürt sorunun getirdi. ABD, bölgesel çıkarları için iki devlete ilişkilerin yeniden daha üst düzeye çıkarılmasını fiilen dayattı ve pratik olarak uygulamaya koydu. Ortadoğu’nun karmaşık politik denkleminde izole olmuş İsrail ile Ortadoğu politikası çöken Türkiye’nin ABD’nin bölgesel ihtiyaçlarına göre hareket etmek zorundadırlar. Bir başta tanımlamayla ABD, İran-Suriye denklemine karşı Türkiye-İsrail denklemini sağlamlaştırmak istiyor. Kürtleri de denkleme dâhil etmek istiyor.

İsrail’in ve Türkiye’nin Zorunlulukları

İsrail stratejik müttefiki Türkiye’nin askeri sahasını çok rahat kullanıyordu. Özellikle uzun menzilli savaş uçakları için önemli bir eğitim bölgesi olarak değerlendiriyordu. Bunu Kıbrıs, Yunanistan üzerinde devam ettirmek istedi ama hiç biri Konya ovası gibi etkili olma şansına sahip olmadı. Ayrıca zayıf da olsa İran’a yönelik olası bir operasyonda Türkiye’nin hava sahasının stratejik önemini en iyi bilen İsrail Askeri güçleridir.

Filistin sorunu, İsrail-Arap ilişkilerinin bir bakıma kırılma noktası olarak halan günceliğini koruyor. Arap devletleri, özellikle bölge halkları karşısındaki pozisyonlarını korumak için Filistin sorunun gündemde tutmaya özen gösterirken, bu durum İsrail’in bölgesel ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bunun çözümünde Türkiye’den sınırlı da olsa belli bir beklentileri söz konusudur.

Arap dünyasında soyutlanmış bulunan İsrail, en yakın müttefiklerinden biri olan Mısır’daki politik değişikliklerden oldukça kaygılıdır. İktidar’da olan Müslüman Kardeşlerin özellikle İsrail’e yönelik izleyeceği politika halen önemli oranda belirsizdir. ABD’nin bölgesel politikalarına uyacağını sık sık vurgulamakla birlikte, iç politik kriz derinleştikçe, anti-İsrail politikası çok daha fazla ön plana çıkacaktır. Diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi Mısır’da da bu sosyo-politik realite çok daha belirgin olarak hissediliyor.

İsrail, uzun süre Suriye’nin iç politikasında sessiz kalmayı tercih etti. Suriye’nin iç politik dengelerinin radikal İslamcılara kaymasında ciddi olarak tedirgin duymakta, bu bakımdan mevcut iç çatışmalı durumun daha bir süre böyle devam etmesini tercih ediyor. Ancak Türkiye ile ilişkilerinin geliştirilmesinin bir ön ayağı olarak, Türkiye’nin Suriye politikasına kısmi bir destek verme kararı aldı. Bunun için yakın dönemde Suriye hedeflerini vurması esasen Türkiye’nin Suriye politikasına verilen bir mesajdı. Böylelikle Suriye eksenli pazarlık, aynı zamanda ilişkilerin yeniden tanımlanmasının bir aracı olarak kullanılabileceğinin mesajını İsrail vermiş oldu. İsrail kendi güvenliği için Türkiye’ye ile yeniden yakınlaşması gerektiğini biliyor.  

Türkiye iç ve bölge politikalarda ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. İsrail gibi Ortadoğu’da izole durumu yaşamasa da esasen iç politik dengelerindeki kırılganlık henüz aşılmış değildir.

Bütün komşularıyla sorun yaratan ülke haline gelen Türkiye’nin Ortadoğu politikası esasen çöktü. Suriye’ye yönelik izlediği politikayı daha çok radikal İslamcı hareketler üzerinde yürütmesi, özellikle ABD ve AB ülkelerinde eleştirilere yol açtı.  Davutoğlu’nun stratejik derinliği Suriye politikasında sıfırlandı.  Arap dünyası ile de sanıldığı gibi çok yönlü politikalar geliştirilmiş değil. Suriye’den sonra Körfez ülkelerinin dizayın edilmesi gündeme gelebilir. Bu süreçte Türkiye’nin çok ciddi bir rol oynaması söz konusu olmayacaktır. Daha çok Mısır’ın ön plana çıkması, Türkiye’nin Ortadoğu bölgesinde oynayacağı veya oynamak istediği rolü etkileyecektir.  Hem içte hem de bölgesel ilişkilerde ABD’ye ihtiyaç duyan bir AKP gerçeği bulunuyor. Ona yön veren esasen budur. Kürt sorunu Türkiye’nin stratejik kırılma noktasıdır. İzlenen bütün politikaların başarısızlığı ve büyük bir bölünme korkusunu sarması, Ortadoğu dengelerinde Kürtlerin geldiği nokta, devleti önemli oranda tedirgin ediyor. Yeni politikalar devreye konulmazsa, Kürt coğrafyasında tamamen kaybecek. Bunun farkına varmış durumda.

Yeni Denklemde Kürtler Ve PKK

Bütün bu sorunlara paralel olarak Türkiye’yi meşgul eden temel mesele Kürt sorunudur. Bugüne kadar çok kapsamlı ve çok yönlü izlediği ve bütün ekonomik, politik ve uluslar arası gücünü kullanarak Kürtlerin tasfiyesine yönelik uygulamaya koyduğu stratejilerin tamamı geçersiz kaldı. Devletin varlık nedeni olan kırmızıçizgileri yerle bir oldu. Güney Kürdistan gerçeğini kabul etmekle kalmadı, nerdeyse bölgedeki tek stratejik ortağı haline geldi. Rojewa/Batı Kürdistan’da ortaya çıkan fiili duruma müdahale etmeye kalkıştı. Uluslar arası ve bölgesel faktörlerin etkisi ve daha çok Kürtlerin politik ve toplumsal gücü karşısında vazgeçmek zorunda kaldı.  Böylelikle Batı Kürdistan’da ortaya çıkan fiili durum, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini etkiledi, bir bakıma ikinci kez çözülmeye başladı. 

Türk devleti, Kürt sorunu konusunda esasen demokratik bir çözüm politikasından yana değil. Dengelere göre bir kısım taktik politikalar geliştirirken, özellikle Kuzey’de toplumsal bir güç olan PKK’nin tasfiyesi stratejinin ana halkasını oluşturuyor. Bir bakıma devlet olarak geleceğini PKK’nin tasfiyesine bağlayan Türkiye, bunu tek başına yapma şansına sahip değildir. 30 yıldır her türlü yöntemi denedi başarılı olamadı.

ABD eksenli geliştirilen yeni dönem stratejilerine ortak olurken İsrail ile ilişkiler yeniden ön plana çıkartılıyor. Çünkü Türkiye’nin kendi rolünü oynaması için içteki sorunlarından bir bakıma kurtulması gerekiyor. Bunun merkezinde ise Kuzey Kürdistan’daki Kürt sorunu duruyor. Alınan karar ise Kürt sorunun demokratik stratejik çözümü değil, tersine ABD merkezli belirlenen yeni konseptin uygulanması için Kuzey Kürdistan’daki politik güçlerinin tasfiyesi hedeflenmiş bulunuyor. ABD’nin bir zamanlar Sovyetler Birliğine karşı geliştirdiği ‘Yeşil Kuşak ‘ stratejisi, bugün Suriye’deki denklemin değişmesine bağlı olarak, kendisine bağımlı olabilecek İran karşıtı ‘Sünni İslam Kuşak’ stratejisini uygulamak istiyor. Bunun sorumluluğu Türkiye’ye verilirken, Kürtleri de bu politikanın temel güçlerinden biri haline getirmeye çalışıyor.

Öcalan’ın uluslar arası bir komplo ile Türkiye’ye getirenler ABD-İngiltere-İsrail’dir. Politikayı oluşturan İngiltere, kararı veren ABD ve pratikte uygulayan ise İsrail’di. Aynı güçler, Paris’teki katliamda önemli bir rol oynadılar. Öcalan’ın ‘beni kim buraya getirmişse, katliamı onlar yaptı’ söylemi tamamen doğru bir analizi içeriyordu. Bölgeye yönelik geliştirilen bu yeni politikalar belirlenirken tabi ki ABD tek başına at oynatmıyor; ABD-AB-Türkiye-İsrail denklemi çok daha ön plana çıkacak gibi görünüyor.

Ortadoğu politik denklemi içerisinde Kürtlerin stratejik konumu her geçen gün artıyor. Özellikle dört parça Kürdistan’da PKK’nin artan rolü onu bölgesel ilişkilerde merkez güç haline getirmiş bulunuyor. PKK’nin bugüne kadar izlediği stratejinin uluslar arası güçlerin politikalarıyla uyumsuz olması nedeniyle PKK ile stratejik ittifakın kurulması söz konusu olmayacağı biliniyor. Bu bakımdan PKK’nin bir biçimiyle etkisizleştirilme stratejisinin uygulanmaya konulması kararı alındı. Bölgede Güney Kürdistan politik güçlerinin ön plana çıkartılması için PKK’ye yönelik  ‘çevreleme’ stratejinin yeni unsurları devreye konulmaya başlandı. Bu kararın genel uygulayıcıları ABD-AB merkezli Türkiye-İsrail ittifakı olacaktır.   

Uygulanmaya konulacak olan yeni konseptin stratejisi aynıdır: PKK’nin tasfiyesidir Ama pratik yönelim eskinin bir tekrarı olmayıp çok daha derin ve sinsi bir saldırıyı içeriyor.  AKP’nin dört elle sarıldığı ve her adımında PKK’nin tasfiyesini içeren bugünkü süreç, esasen uluslar arası ve bölgesel güçlerin almış olduğu politik bir kararın ilk adımlarıdır. Türkiye’nin bu sürece doğrudan tabi olması, onun stratejik çıkarlarıyla uyumlu geliştiği içindir. AKP’ye önerilen proje, Türkiye’nin geleceğini güvenceye almaya yönelik olduğu açıktır. PKK karşısında askeri ve politik olarak yenilmiş ve Kürdistan’da toplumsal resmiyetini kaybetmiş bir Türk devletinin bölgedeki varlığını korumaya yönelik bir stratejidir.

Bu stratejinin ana halkası ise PKK’nin silahsızlandırılmasıdır. Askeri bir güç olmaktan çıkmış bir PKK’nin politik olarak zayıflatılması ve böylelikle etkisiz bir konuma düşürülmesi çok daha hızlı ve sorunsuz olacaktır. Bu bakımdan, Öcalan’ı Türkiye’ye teslim eden ve Paris katliamını yapan güçlerin belirlediği plan; önce PKK’nin silahsızlandırılmasını sağlamak sonra politik olarak kuşatmaktır. Amaç gerillanın askeri gücünden çok toplumsal ve politik gücünü kırmaktır. Bunun ilk adımı, gerillanın Kuzey Kürdistan’ın dışına çıkartılmasıdır. Bu sağlandığında gerillanın Güney Kürdistan’da kalmaması içinde büyük bir askeri ve politik baskı uygulanacak ve gerillanın değişik bölgelere dağıtılması ve hatta bir kısmının sessizce Türkiye gelmesi sağlanacak. Hedef budur. Bunlar yapılırken PKK’nin devlet tarafından muhatap alınmasını sağlayacak herhangi politik bir adım atılmamaya özen gösteriliyor.  Eğer devletin bu politikası başarılı bir tarzda gerçekleştirilirse, 1982 yılında, İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütüne uyguladığı politika devreye girecek.  Mossad, Tunus vb ülkelerde FÖK’nün liderlerine ve askeri komutanlarına yönelik suikastlar yaptı. Böylelikle gerillası dağıtılmış, yakın çalışma arkadaşları ve yöneticileri öldürülmüş Arafat, Washington’a çağırıldı ve İsrail’in koşulları kabul ettirildi. PKK’ye yönelik uygulanmak istenen sinsi politika budur. En son olarak Öcalan’ın itibarsızlaştırılası ve tasfiye edilmesi süreci devreye girecektir. Bunun için Mossad’da, CİA’da aktif rol oynarlar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Bu Politikalar Tutar mı?

ABD merkezli Türkiye-İsrail ittifakının politik arka planlarından birisi budur. Bu gerçeği görmek gerekir. Peki, bu politika boşa çıkartılır mı? Bu strateji ve senaryoları kuranlar mutlaka başarılı olur diye bir kural yoktur ve bunların politikaları çoğu kez başarısızlıkla sonuçlanmıştır. PKK’ye yönelik uygulanmak istenen bu politikaların boşa çıkartılması da tamamen PKK’ye ve Kürtlere bağlıdır. PKK stratejik bir güçtür. Bu gücünü uluslararası komplocuların  politik oyuna gelmeden kullanırsa, bütün hileleri ve komploları boşa çıkartır. Bu bakımdan PKK’nin devlet tarafından doğrudan muhatap almasını sağlayacak politikalardan ısrar etmesi önemlidir. Özellikle gerillanın politik ve ruhsal yapısın kıracak psikolojik savaş yöntemlere karşı uyanık olmak gerek. Gerillanın çekilmesinin parlamento kararına bağlamakta ısrar etmek, hele silahsız çekilmesinin asla mümkün olmayacağını belirtmek ve bunun için kararlı politik bir tutum belirlemek, daha başından tasfiye politikalarının boşa çıkartılması anlamına gelir. Biliyoruz ki karşılığı olmayan her geri adım, yeni geri adımları koşullar. 

 PKK’nin başından beri Kürtlerin demokratik taleplerini karşılayan bir barıştan yana olduğu biliniyor. PKK, demokratik çözümden ısrar etmelidir. Bu PKK’yi zayıflatmaz, tersine güçlendirir ve uluslar arası meşruiyetini artırır. Ancak bugünkü süreç bu tarzda gelişmiyor. Gerçekten demokratik çözüm içermeyen ve adına ‘barış’ denilen bugünkü süreç, çok sinsice PKK’nin tasfiyesine endekslenmiş durumda.

Hiçbir şey karşı güçlerin elinde değildir. Tersine Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin elindedir. PKK, çok zorlu bir süreçte geçiyor. Tasfiye sürecini boşa çıkartması ve gerçekte demokratik siyasetin önünü açacak politikaları geliştirmesi için PKK’yi desteklemek gerek.

PKK yönlendirmelere ve dayatmaları karşı tutum alırsa kazanır.

 

Dr. Mustafa PEKÖZ

Gokyuzu9@aol.com

Yorumlar

hocam, hatirlarsaniz milliyette yayinlanan imrali tutanaklarinda gerilanin cekilecegini öcalan zaten karara baglamisti. tartisiyoruz görüs aliyoruz bunlarin hepsi lafi güzah...

ve burada kandilin kayitsiz sartsiz evet cekiliriz demesine ne demeli. simdi yasal güvence filan isteniyor. diyelimki bu cekilme yasayla oldu. tc. yasalarina uyacakmi. uymazsa ne olacak pkk tekrar silaha mi sarilacak. biliyorum cok agir olacak ama bu imrali görüsmeleri midemi bulandiriyor...öcalan´a asla güvenmiyorum. hatirlarsaniz ayni öcalan kemalistlerin telkinleriyle güneyde ki olusuma söylemedigini birakmamisti. adeta pkk´yi güneydeki federasyona karsi savasmasi icin kiskirtiyordu. pkk bu oyuna gelmedi. ama saniyorum ki bu kez pkk ne yaparsa yapsin öcalan dedigini yaptiricacak yada 1999´da oldugu gibi örgüt bölünecek...bu bölünmede kim kazancli cikacak derseniz tabiki öcalan...ve ulusarasi gücler. birde sunu merak ediyorum öcalan pkk´ye mektup yaziyor mektup mit tarafinda okunuyor bu mektuba cevap yaziliyor bu da mit tarafindan okunuyor. ama aktör oldugu söylenen bdp iceriklerini bilmiyor ve yine halk bilmiyor. devletin bildigi bu yazismalar halktan neden saklaniyor...Ben nuray mertin yaptigi su tespite katiliyorum pkk suriyedeki savasin icine cekilicek. daha dogrusu kulanilacak...öcalanin kendisinin serbest kalmasi ilk etapta ev hapsi filan karsiliginda buna razi oldugunu söyleyersek abartmis olmayiz...yani anlayacaginiz tarih tekerür ediyor hocam. öcalani bize büyük lider diye yuturanlarin bu sürecin ilk kurbanlari olacaklarinda hic kuskum yok... yakinda kandildede paris varsi katliamlar yapilirsa hic sasmayalim.

Sayin yazara sunu sormak isterim hersey iyi güzelde 30 yilin kurt politikacisi Öcalan niye bu planlarin üzerine baliklama atliyor cevabini yazaydi iyiydi.Yakinda silahsiz cekilin diye aciklama yapacakmis dedi Bdp liler(Kandile gidenler) yoksa Öcalandami ABD Israil türkiye hattinda PKK ye karsimi denilmek isteniyor,öyleyse Öcalana bagliliklarini bildiren Kandil buna nasil karsi gelecek kafa karistirici bir yazi acikcasi

MP nin mantigi nasil islyor anlamaya cabalayalim diyecegim velakin once MP nin ilsevi ile baslamak gerek bir aydin mi bilimci mi yoksa parti elemani mi? yazilari PKK nin siyasetine paralel yazilar yazma egilimi gosteren bir arti -elemani gibi yazdigini gosteriyor, surekli bir ocalan ovgusu ve tekrarai var. ocalan in sacma tezi "beni buraya getirenler paris cinayetini isleyenlerdir"  tahminini bir bilimci kanit manit olmadan yazininda savunmaz. en azindan tahmin olarak yazar, MP sanki bir bur FACT mis gibi yaziyor. insaf. ayrisa ocalan i bulundugu yere getirenler ABD ve TC dir , bunun israil baglantisi zayif. ABD nin bulundugu yerde israil parmagi aramak absurd, cunku zaten ABD isarili icerene bir domain. ingiltere? bu da baska bir absurdluk, Ocalan in Ingiltere takintisi malum. bu kurnazlikla ortaya atilmis ciddiye alinmayacak bir tez. Ingiltere orta doguda ana oyuncu olmaktan coktan cikti. velakin aynen anyi siyonzm gibi- anti ingiliz olmanin bazi ozel kodlari isletmekte ise yaradigi (bunlar ancak kifayetsiz liderlerin kullanacagi yontemlerdir)  soylenebilir.

 

APO yu imrali ya getiren surecte ilk hamle TR nin  (suriye yi siktirdilar)

ikinci hamle tum avrupanin(APO yu ellerinde tutmak istemediler-cunku ABD boyle  istiyordu)

ucuncu hamle ABD nin, APO ve surekasinin super amatorlugunu coktan bilyordu ve farenin munasip bir kapana dusmesini bekledi

dorduncu hamle gene ABD nin fareyi dustugu kapandan (Kenya) bol miktarda CIA ajaninin cirit attigi KENYA da n  yag dan kil ceker gibi alip TR ajanlarina tesli etti.

 

burda ingilize israile filan ne gerek var? hava sahasi vs gibi ivir zivir teknik ayrinti disinda?

 

demek ki apo yu imraliya hetiren iki aktor var 1-TR 2-ABD

MP nin o bir suru luzumsuz malumati altlata siralayan aklina APO ya su soruyi sormak gelmiyor mu?  sen seni yoketmeye yeminli bir devletle nasil olur da al takke ver kullah en ufak caydiriclik birakmadan halvet haline gelirsin

 

ben ikinci sorumu sorup  umutsuza interaktif  bir tartisma bekliyeyeim:

Sakine Cansiz cinayetini bu durumda TR ile ABD mi yap,mis oluyor?

yanlis TR mi

yanliz ABD mi?

 

tersten basliyalim

eger ABD sakineyi oldurmusse, bunu hangi motifle yapmis olmali?

sakine nasil biri? APO ya bir vakit "terbiyeli ol" diyebilecek kadar burnunun dikine gidebilecek biri.

velevki Orweli im "buyuk biraderi" ini aranizda okuyan birileri vasa ordaki ikincil kahramanin, buyuk biradere karsi ciktigi icin- kizaga cekilen kahramanin bu rehabilitasyon sonucu buyuk birader taraftarligina donusturlmesini bilyor olmali. sakine aynen bu kahraman benzer. boyle birini oldurmek hangi amacla yapilir? bur soruya MP nin cevap vermesini beklemiyorum o bir parti nomenclaturasi aydini, parsti lideri gak der bunlar da gak gak gak der. velakin burda evrimin urunu olmasi gereken kurdler de var, onlarin fikrini merak ederim. bir gizli servis sakine gibi birini nicin secer?

arada mantisal bagi kurmadan ABD yamistir deyip cikmak kolay.

ABD yapmis ise, TR ile ABD nin iliskisi nedir, nerde catisiyorlar nerde uzlasiyorlar?
bu ozel drumda cikarlari nerede duruyor?

bu sorularin cevabi tartisilmadan MP nun bu sacma sapan yorumlari ancak akedeik unvanin neredeyse kriminal bicimde yanlis kullanilmasi ve kitlere akedemiyi kullanarak partinin ezberi ideoljisinn zekredilmesi isi yapiliyor demektir. kurdistan da birileri bilimin ozgurlugunu savunmali. parti cizgisini papagan gibi yazamak isteyen de bilimsel egitimin son duragini temsil eden  bir unvan olan Dr  title ni kulanmamali!

moral degerler herkese lazim...

 

 

 

Hek onemli noktalara iyi deginmis.

Ilkesel olarak Kurt aydinlarina deger verip yazilarini okumak istiyorum, fakat Kurt yazarlarininda biz okurlara deger verip yazmadan once biraz entelektuel enerji harcamalari gerekiyor. Ben bu yazarin okurlara deger vermedigi sonucuna varmistim.

Acik konusmak gerekirse, ben yaziya bakmadan yorum kesimine geldim. Yazar benim icin okunabilinirligini coktan yitirdi. Yorumlari bakmak benim icin yazidan daha onemli, buda esasinda yazilarin kalitesinin pekde iyi olmadigini gosteriyor. KP ediyorlerine yuklenmek istemiyorum, zaten hic bir maddi karsiligi olmadan gonullu olarak bu gorevi yapiyorlar, fakat belirli bir seviyeyi yakalamamiz gerektigi kanisindayim. Bunu nasil yapabiliriz, en azindan bu siteyi devamli takip edenlere sifre verilir, onlarin yorumu daha hizli bir sekilde yayinlanabilinir. Bu hem sitenin saldiraya acik olmasini engeler hemde yorum bolumlerinin daha canli olmasini saglar diye dusunuyorum. Bunun tekik olarak imkan dahilinde olup olmadigini bilmiyorum.

Herseyden onemlisi yorumlari biraz daha serbest birakirsak yazi yazanlar yazmadan once biraz daha dusunurler diye dusunuyorum. Belki hic bir etkisi olmaz, bol keseden atmaya devam ederler, ama denemenin ne zarari olur?

Neyse Hek'in yorumunu gorunce bir goz attim.

Bir kac gun once rojevada Aydin Dere'nin yazisina yorum yazdim fakat yayinlanmadi. Israil konusunda pseudo-aydinlarimiz o kadar arap turk mentalitesine yenik dusmuslerki yazdiklarinin gerceklikle alakasi olup olmadigini hic dusunmeden kendi kafalarindaki hikayeye guzelce uydugu icin hic cekinmeden yaziyorlar. Acikca yalan yada cahilce dogru olmuyan bilgileri iceren yazilar yayinlaniyor, fakat bunu elestiren ve yazarin cahiligini ortaya atan yorumlara izin verilmiyor.

Bahsetigim yazida yazar, Israilin kurulusundan beri ABD'nin destegini aldigini iddia ediyor, fakat hic hesaba katmadigi Israil kurulur kurulmaz Sovyetler onu taniyor, ABD bir sene sonra taniyor. Insan Israile saldiracaksa en azindan gider ev odevini yapar ve dogru durust bir kac kitap okur.

Bu yazidada ayni mentalite hakim. Acik soylemek gerekiyorsa benim midemi bulandiriyor. Asil dusmanlarimiz ortadayken baska hedefler secmek bana pek ahlaki gelmiyor. Hele birde bunu bizi ezme hedefinde olan guclere yaranmak icin yapanlar ise hic cekilmiyor.

Apo'nun nevruz'daki (Newroz demiyorum) mesajini duydugumda Sakinenin neden olduruldugunu cok iyi anladim. Gerci ondan oncede suphelerim vardi fakat o mesaj benim icin cinayeti cozdu. Bunu bulandirip yok ABD yok Israil yok Mars'dan gelen yaratiklar yapti demek hicde mantikli degil.

Cinayetin arkasinda neden ABD, PKK, ISrail, yada Fransanin olmuyacagini epey tartismistik zamaninda, tekrar etmenin pek bir yarari yok, zaten inanmak istemiyenler yazar gibi 14 senedir bir adada izolasyona tabi tutulan bir kisiden medet umar. Bu konuda bence Turhallinin onerisine uymaktan baska caresimiz yok, zamanla hersey ortaya cikacaktir, 10-15 sene sonra ogreniriz.

 

Slav u Rez

 

Shevhat

Sakina canisiz türk bayragini öpmedigi icin diyarbakir zindaninda iskencecilerin yüzüne tükürdü. kürt ulusal kurtulus mücadelesinde kadina öncülük yaparak kürt kadinini ümmetin esaretinden kürtarmaya calisti. imralidaki esirde bunu biliyor yeni gelistirdigi paradigmasi kürt türk ümmet itifakina  karsi   duracagini ve türk bayagina saygi  gösteren kürtlerinde yüzüne tüküreceginii biliyor  onun icin   öldürdüler. imrali esiri iklimini yaratti digerleride öldürdüler.. bu günkü ortadogu konjektüründe imrali esirinden cok barzani rol oynuyor hemde kürtlerin cikarina olmayan bir rol oynuyor  güneyde kürt topraklarinin yüzde 45 ni kayip etti simdide ayni rolü bati kürdistanda oynuyor onun olumsuzluklarinin görmezden gelinmeside bir kürt paradoksu olsa gerek imralida bir  entrika yürüyorsa bu türküye israil abd ve barzani üzerinden yürüyor imralidaki esirde hayatinin son günlerini disarda gecirmek ümidiyle  marksi birakip  isanin mussanin muhamedin gemisine bindi.

yani senelerce öcalana ciddi ciddi danismanlik yapan yalcin kucik we güney aslan i israel mi tayin etmisti.bunlarin maash we masraflarini israel mi veriyordu.

öcalanin aynen barzani we talabani gibi kendi militanlari we mücadele arkadaslari icerisine gitmesini israel mi engellemisti.

öcalan 20 sene boyunca hergün sham dan dicleyi aship qandile warmax istiyorduda israelmi engelliyordu

herkes biliyorki kurdistan daxlari we mücadele yerine öcalan awrupayi

olmazsa tc yi tercih etti

öcalan ufaq bir cocukmuyduki 4 qadinla beraber aylarca bulutlarda dolastirildi.

haydi bana bir tek ispatla gel we deki israel bunu yapti

pratigini israel yapmismis

yani o sürecte öcalanla olan kurdleri israel mi tayin etmishti

sen o sürecte öcalanla olan we ona danishmanlik yapan kurdlerden qacini taniyorsun

öcalanin bizimle dalga gecmesi yetmedi birde sen eksiksin

sakinenin su an icerdeki katili israellimi

yoxsa bal gibi mit te dogup pkk de büyümüs biri mi

nerde bu adamin pkk icerisindeki baglantilari

israele mi uctular

insan bu qadar bi ferheng mi yazar

ben anlamadim yaw hayatinda israel i görmemis,bir yahudiyle ilishkisi olmamis bu kurdler ne diye düshmanlariyla ayni agzi qonusurlar

israel mi diyarbakir zindaninda ishkence yapiyordu.dersimi onlarmi yapti.helebceyi kim yapti.qasemlo yu kim öldürdü.alewileri,ermenileri êzidileri kurmanjlari israel mi kesti

öcalani oraya götüren kendi ayaklari we tc olduguna göre qatil belli

ne israelde ne okyanus ötesinde 

 yillarca pkk de yöneticilik yapmis öbür öcalanida hatirlatayim

senelerce orada xiyar ekmiyordu

 

HEK e katiliyorum bu konuda.

Eger ABD nin ve Israilin amaci PKK yi yok etmek olmus olsaydi, 1999 da PKK areskes ilan etmisti. APO nun tutumu PKK yi parcalamaya getirecekti. ABD nin boyle bir niyeti olmus olsaydi PKK nin bunalimda oldugu 1999 dan 2004 arasi doneminde darbelerdi. Bu donemde PKK hem siyasal hem askeri olarak taha guclendi. ABD bilerek yada bilmeyerek PKK nin toparlanmasi ve ye ni done uyum saglamasi icin  destekte bulundugunu diyebiliriz.

Sayin Ócalan'nin, Komplo ile T.C.ye teslim etmekle alakali olarak, fareyi kapana kistirmak,ABD'nin fareyi Kenyada kistirmasi gibi yorum yapiyormus gibi yapip .... Kúrt Halk Ónderine saldiranlarin bu dilini ve bu terimi buraya yazan Kurdistan Postu Nefretle kiniyorum.

Bizler bu soysuzlara dil uzatinca hakaret ediyorsunuz deyip yayinlamiyorsunuz fakat Milyonlarca Kúrdún kendisini kendine Lider olarak benimsemis Sayin Ócalana, fare diyebilecek kadar asagilik olan bu mahluklarin bu deyimini buraya yazmaninizi asmanizi kabul etmiyorum. Bu ifadeyi kulanani da bu terimi buraya yazan'a da,asan'a da bu kótú sózcúgú misliyle iade ediyorum.Óncelikle bu yazi burdan kaldirilmali. KP, cirkin ve afedilemez bu terimi iceren bu yorumu buraya astigi icin bizlerden Kúrd Halkindan Ózúr dilemelidir.Hemde derhal.

Alican Yilmaz.

kimlerle ugrasiyoruz, abd aslani kaplani kapana sikistirdi desem, adam boburlenecek, baskana aslan kaplan dedi diye.  ben bilimin dunyasindan geliyorum, fare ile aslan benim icin hayvanlar aleminin iki uyesidir, insani da evriminde digerlerine fark etmis olsa bile halen hayvanlar aleminin (animal kingdom) bir uyesi olarak tasnif edilir. ocalan a bir tzak kuruldugu kesin, ve ocaln da aynen br fare kadar kolay bicimde bu tuzaga dustu. isin gercegi ocalan i fareye benzetmem iltifat bile sayilmali. ben farelerle problemi olan biri degilim. ocalan hakkinda dusuncelerim daha agirdir. istreseniz onlari yazayim,  liderlere kutsallik vermek ILkellik belirtisi,  dunyanin en guclu ulkesinde iki donem abd baskalnigi yapan bush u fare sekilinde cizen abd gazetlerinei alican a yoluyayim. bunlar serbest seyler, uygar dunyada. sen bizi orta cagin karanligina mi cekmek istiyorsun?  ne ozuru? sen hangi cagda yasiyorsun? senin liderini dunyanin aska liderleriden daha fazla kutsal kilan nedir? bir de adam matah bir halt yese yanmiyacagi, koya koya kurdlerin onune misak i milli yi koydu, bu MILLI neyin milli si? ulus devlet oldu bitti diye kurdlere ulusa insasindan geri durmalarini soyleyen uyaniklar Turklerin milli misak ini kurdlere cozum diye yuturacak ve ben bu adam fare kapaninina dustu dedim diye KP ozur dileyecek? actirma agzimi altinda kalirsin alican efendi! kurdistan sizin sefinizin bosatni degil ve asla turklerin milli misak inin bir parcasi da olmayacak. bu isler oyle senin ve sefinin sandigi kadar kolay degil. sen de goreceksin. simdi ozur dilemkle yirtamayacaginiz bir cukurun icine yuvarlanmissiniz bari  yag gibi uste cikmaya cabalama. 

simdi  birazcik  teknik bicimde yazalim. bu dunyada uluslar birbirinin bogazina basarlar CIKARLARI boyle gerektiginde,

ABD kurdleri bir varil benzine bile satar. (metafor bir varil benzin elbette cok ucuz bir fiat). israil de kurdleri gozunu kirpmadan kendi ULUSAL CIKARI icin harcar.  bunkar sevimsiz gercekler. 

 

velakin Turklerin yedigi haltlari ABD ye israile havale eden zihniyetin de kanitlari mantiklari sorgulanmak zorunda. altina not yazdigimiz bu yazinin mesnetsiz idalarinin sergilenmesi bu acidan onemli.

 

kurdlerle ciddi sorunu olan ulus Turklerdir, kurdlerin aleyhine olabilecek her turlu kotu gelismede en buyuk MOTIVE turkler sahip bu kadar basit!.

 

 

 

tekrar, insanlar taksonomik (canli turlerini tur ozeliklerine gore siniflandiran disiplin) kurallara gore hayvanlar aleminin (animal kingdom) bir uyesidir. hayvanlar aleminde her ulus tiyniyetine veya hulyasina gore kendisine bir sembol secer. cogu ulus her nedense ekosistemde "predator" (yani avci) olan hayvanlari tercih eder. kimse "prey" (yani avlanan-kurban) biciminde yasayan hayvanlari secmez. bu sebeple en pisirik uluslar da sembol olarak aslani kaplani kartali vs secerler milli sembol olarak.  ben detaylarina bakmadim ama mesela kendine fareyi, kargayi, serceyi secen ulus gormedim. kurdler de massalah kartaldan asagiya inmez, oysa en azindan yakin tarihleri sagdaki soldaki uluslara dupeduz prey (kurban) olduklar buyuk hikayelerle doldur. hic sormazlar biz kartali sectik velakin bu hayvanin yasam stratejisi bize uyuyor mu? mesela su son APO cu stratejide TC yi bolgede lider ulke yapip Misak i milliyi genisletip kurdlere b alanda biraz daha onemli ikinci rol kapma, ekososem de cakalliga denk duser, cakal da aslanin avlanmasi sirasinda periferide onemli islevleri vardir. surunun aslanin actigi koridorun disina cikmasini da onler. aslan avi parcalayip aslan payini migdeye indirdikten sonra cakal veya sirtlan da geri de kalan lesi affiyetle yer. bu gayet normal bir yasam stratejisidir, dogayi inceeyen bir bilimci aslani daha aslan sirtlan boktan gibi deger yargisi ifade etmez. velakin insanin dusunce sistemi-kulturu bilimin durdug yerde durmaz. aslana hayran olur, cakal veya sirtlani da pek sempatik bulmaz. oysa cakal ve sirtlanin stratejisind de de belli miktarda zeka unsuru bulunabilir. velakin su gercektir aslan aslandir sirtlan ve cakal da sirtlan ve cakal olarak alacaktir.

 

simdi insan denilen yaratik turku amerikalisi kurdu fazlasiyla birbirine benzeyen ayni alt turdur. yani kapasitleri aslan ve cakal kadar farkli degil. burda kendilerine yakistirdiklari hayvan sembolleri gibi davrananlar  var davaranmayanlar var. bu hikaye uzar gider. benim varmak istedigim nokta, apo yu tuzaga dusen fare ye benzemtemem adamin agirina gidiyr da,apo ve papaganlarinin (hay aksi gene bir hayvan mataforu :-)  koca ulusa ayni metafor dunyasindan CAKALLIk stratejisi onermesi hakaret olarak algilanmyor. alican bu tutarsizligini nereye koyacaksin bir de bu hususta DERHAL OZUR komutu yaz bakalim. arkadas dagarcinizdaki uc bes sacma apo kirintisi ile benimle ugrasmayin, altinda kaliyor ezilyorsunuz, nefretle doluyorsunuz, sizin bunyeye de iyi gelmez. KP editoru de zor durumda kalir. tartismayi  boyle CEBBERUT kulture, DERHAL OZUR mozur platformuna kaydirmayin. bak Margaret Theacher taraftari nasil uzu kuzu ‘Ding Dong, Cadı Öldü’- K  sarkisinin ustelik kadin oldugu haftada liste basi olmasina sagda solda calinmasina kizsa bozulsa da katlanmak zorunda kaliyor. benden ogrenmiyorsunuz bari sagdan solda ogrenin, kurdistan da yasadigimiz zman da sizin sefinizin ve sizin bostani degil.kufur etmemek kaydi ile istedigimz sifat ve benzetmeyi kullaniriz. yeterince kutsal sembol var etrafta sayisini azaltin artirmayin, 21 yuzyiilda bunlar ilkel kaliyor.

Hek hayvanlardan bahsetmis, bir not dusmem gerekiyor. Beyaz Guney Afrika'nin sembolu Springbok'du, apartheid'dan sonrada ulusal sembol olarak kabul ediliyor.

 

Slav u rez

Shevhat

Kuzey li kurdler siyaseti solculuk yapmakla ogrendiler. Bunu yaparken orgutlenmek, toparlanmk icindi. APO nun soyledigi gibi olu bir halki diriltmekti. Olu bir halk dirildi ve simdi kulandigimiz sosyalizim argumanlarini alip cope atma zamani. Is bukadar basit.

Ulkeler arasinda cikarlar ve her ulkede kendi cikarini dusunur. Kurdlerde kendi ulusal cikarlarina bakarken hareket eder. Zavali bir cocuk gibi sorun buydu demek cocukluk ve basitliktir.

1) 3000 seneden beri KURDLER ve YAHUDILER ortak bir bolgede yasarlar. Bir birileri icin olduler. Hazretin Ibrahimin kurdistanda yasadigi ve kurdistanda vefat etigini kimse degistiremez. Medler yahudiler icin savasa girdiginin gerceginide kimse degistiremez. PKK veya Isralin siyasal cikarlari kimse takmaz. Kurdler ve Yahudiler bir birileri ile sokulmuyecek bir atomun parcasidir. Bu gercegi ne TC ne Israil nede APO degistirir.

2) 1800 lerde yahudilerde sosylasit felsefeciler cikmamis olsalardi, halklarin kardesligini yahudilere ogretilmemis olsalardi yahudiler 1939 da hitler katliamina karsi daha uyanik olurlardi ve 6 millyon yahudi olmezdi.

3) Kurdler din birligi, islam kardesliginden inanmamis olsalardi ve bu inancla irak araplara guvenmemis olsalardi 1 millyon kurd Guney kurdistanda oldurulmezdi.

4) Kurdler kuzeyde turklerin abiligine guvenmeseydiler, turklerin dini kardesligine inanmamis olsalardi kurdler daha uyanik olup dersimde kurdler, kuzey kurdistanda ermeniler oldurulmus olmazdi.

5) bunlar olmusken birdaha turklere guvenerek kardeslik, veya halklarin kardesligi, dunya halklarin kardesligi, islam dinin kardesliginin guvenerek millyonlarca kurdun olumununun onunu acacakmisiniz??????

Nerden baslamam gerektigine karar veremedim.Simdi pazar saat 23.50 actim Kúrdistan Postu yine hakaretlere maruz kaldigimizi górdúm.Neyi nasili nicini sordum kendi kendime.Bizler cocuklugumuzu gencligimizi yasayamadik.Hic bir Kúrd Kúrd olarak cocuklugunu gencligini ve sonrasini normal sartlarda her insanin yasamasi gerektigi gibi yasamadi yasayamadi. Peki geldigimiz bu 21.yúzyilda hala nedenini nasilini neicinini sorgulamamizmi gerek?Bu kendi basina yeterince búyúk bir utanc degilmidir?

Herseyi kendi kosullarinda górmek ve yorumlamak gerek sanirim.

Yil 1976-77 biz kendimizle yúzlestik,sorduk kendi kendimize biz neyiz kimiz nasil bu halere dústúk diye.Kúrdistanla bulusmayalim Kúrdlúk bilinciyle uyanmayalim diye her túrlú zulúm ve vahset ile birlikte cok agir asimilasyonlardan geciyorduk fakat neler oldugunu kavrayamiyorduk.Sonrasinda insanlara insani degerlerin ''solculukla devrimcilikle''elde edilebilirligini ógrenmeye basladik.

Halbuki durumumuz farkliydi.Biz gecte olsa farkina varmistik artik herseyin. Biz Kúrd'dúk fakat kendi kendimize yanliz kalinca bile Kúrdúz diyemiyecek kadar kendi benligimizden uzaklastirilmistik.

Tam o sirada APO bir gúnes gibi cikti ortaya.Apo'nun yaninda cok búyúk kahramanlar vardi.Mazlum Dogan Salih Kandal Hakki Karer Kemal Pir M.Hayri Durmus gibi Sehidler, ve daha nice yasayan Efsaneler vardi.Bunlar Apoculuk Ruhunu Kúrdistanin her tarafina dalga dalga yaydilar.

Seminerler dúzenlenir kocaman bir cografyadan sadece iki elin parmaklari kadar genc ya toplanir ya toplanmaz.Bu seminerlerde Kúrdistan Tarihi ve Kúrdler anlatilir.Uzatmadan gececegim.Bu seminerlerden ne oldugumuz bize anlatilir,bizde o seminerlerden ógrendiklerimizi Halkimiza aktarirdik.

Ne acidir ki Halkimizin búyúk cogunlugunun Kúrd Ulusunun yani kendi varligindan bile haberi yoktu.Hadi gelin kendi varligindan bile haberi olmayani ikna edin, edebilirseniz.Kúrd Halkinin icinde bulundugu sosyal ekonomik siyasi ve kúltúrel geri kalmisligi herkesin bildigi seyler oldugundan fazla uzatmayacagim.

O zamanlardada her gittigin evden ciktiginda basiniza her an icin birseylerin gelebilecegini hesaplamak ve ona góre davranmak zorunda idin.Bir an icin dúsúnún, sen halkina nicin zulúme ugratildigini nicin insan yerine konulmadigini anlatmaya gitmissin, cikarken o kardesin seni jandarmaya veya polise ihbar edecek diye korku yasiyorsun.Dúsún bir, sen Sehrinde Kasabanda Kóyúndesin mezrandasin,oralarda yasayan herkes Kúrd, fakat ihanete ugrarsin diye kóse bucak saklaniyorsun.

Sonrasinda 12 eylúl 1980, fasizmin zirve yaptigi yillar.Kúrdistanin her yerinde ólúm iskence zulúmún her cesidi siradanlasiyor adeta.Ama gelin górún ki bu zulumde en búyúk rolú ve basi yine Cahslarimiz cekiyor.12 eylúl óncesi solucanlarimiz ihbarciligi gizli gizli yaparlarken askeri cunta dóneminde bunlar kendilerini saklama geregi bile duymadan karakollara ve emniyetlere kosarak kendisini halkindan olani yani ÓZ Kardesini ihbar ediyor.Bu yetmedi T.C.nin fasist mahkemelerinde de bunlar Apocudurlar diye ifadeler vermek icin birbirleri ile yaristilar.12 eylúl óncesinde bir cok siyasi órgút ve olusum vardi.Bunlarin hepsi tuzla buz oldular.Cogu teslimiyeti ve ihaneti secti.Bazilarida úlkesini terk etmek zorunda kaldi.Cúnkú Kúrdistanda zulúm had safhadaydi.Kúrdistan bir daha Dersimi Kocgiryi yasiyordu.Kúrdistanin yigit evlatlari direnenleri, iskence tezgahlarinda can veriyordu.Buralarda bile solucanlar kendi halkina ihanet icinde idiler.

Kúrdler tarihimizde yasadigimiz trajedilerin bir daha tekrar edilemeyecegini Amed zindanlarinda MAZLUM DOGAN'la Pir Kemal'le M.Hayri Durmusla Mustafa Karasu'yla ve daha nice Yasayan ve Sehid olan Kahramanlarimizla haykirdilar bútún dúnyaya.

Dún 15-20 kisi ile baslatilan Kúrd Ózgúrlúk múcadelesi bugún milyonlari bagrina basiyor.Dúnún unutulan ve kendinden kacan Kúrd'únú bugún bútún uluslararasi kamuoyu selamliyor.

Bugún buralarda Kúrd Lider ve Kurumlarina saldiranlar o zamanlarda ayni misyonu yúklenmislerdi.Onlar súrekli Kúrd mucadelesine ayak bagi oldular.Kúrdistanin ve Kúrd Halkinin Ózgúrlúgú icin savasanlarin ónúndeki en búyúk engel her daim bu solucanlardir sórúngenlerdir.Bu soysuzlarin ne yapmak istediklerini amaclarini ve kimin hizmetinde olduklarini hepimiz zaten biliyoruz.Kendileride zaten ara sira sóylerler bunlar ayak takimidirlar.Kendilerince laf kalabaligi yaparak bir yere varacaklarini zan eden piyonlardir.Bunlar, Kúrdler arasinda Kúrdleri bir birine yabancilastirma birbirine kirdirtmak icin elerinden geldigince her túrlú asagilik ihanetin parcasidirlar.Bunlarin dúzelme sansi bahcelininki kadardir.

Nasil ki Kúrdistan, bu solucanlardan soysuzlardan ve cibiliyetsizlerden temizlendi ise hek ve benzeri solucanlardan da er veya gec temizlenecektir.Bú soysuzlara birleri sorsun bakalim bugún icin bunlar Kúrdistana gidebiliyorlarmi?Yine birleri sorsun bu asagilik mahluka burda bize savurdugu hakaretleri, bizler karsilikli olarak Kúrdistanda olsak yine bu hakaretlerini tekrarlaya bilirlermiydiler?hek bugún icin sen, Kúrd halkinin icine girip bu hakaretlerini yapabilirmisin?  Bugún olur yarin olur hek ve benzerlerinin akibetide aynen Zulkuf Azew'in haberindeki Cezayirli Harkiler gibi olacagi kesindir.Hem zaten onlar icin ''Kúrdistan ónemli degil'' onlarin efendilerinin dedikleri ónemlidir.

hek gibi birileride gúya heke destek olsun diye Afrikada bir seyler kefs etmisde agzina almis... 

Ne diye biliriz ki ?

Uzattigim icin KP edt.ózúr diliyorum.

Not;Yukaridaki hakaretlere maruz kalmasaydik KP'da elimden geldigince yorum yazmayacaktim.Cúnkú burda fikirler sorunlar tartisilmiyor kúfúr ve hakaretler yapiliyor.Bizde bu hakaretlere cevap vermek zorunda kalinca o hakaret sahiplerinin olmayan seviyelerine dúsúyoruz.Hem ara sira insanlara hakaret var diye ikaz yapilir ve yorumlar silinir hemde hek gibi dokunulmazligi olan terbiyesi yorumundan belli olanlarada múeyide uygulanmaz buda bende KP hakinda dúsúnmek istemedigim hos olmayan fikirler gelistirdi.Hakaret hakarettir demokratik hakaret diye bir kavram yoktur.

saygilarimla.a.y.

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.