ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Zozan Kurdish Shop

Bab Bataklığı- Seyit Evran

Türkiye Bab’da artık debelenmiyor. Gırtlağına kadar bataklığa battı. Ne bu bataklıktan çıkabiliyor ne de bataklığı geçebiliyor. Bu bataklıktan her gün Türkiye’ye cenazeler gidiyor. Şu ana kadar Bab’dan Türkiye yapılan resmi açıklamalara göre 60 civarında. Ama sayı bunun iki katından da fazla. Çünkü Türkiye Kuzey Kürdistan’da olduğu gibi Bab’da da ne yazık ki kayıplarını kamuoyundan gizliyor. Birileri çıkıp “Neden Bab’da askerlerimiz ölüyor?” demiyor. “Neden askerlerimiz orada sivilleri vuruyor?” demiyor. “Askerlerimizin ne işi var Suriye topraklarında? diye sormuyor. Birileri çıkıp bunu sormasa Bab ve Suriye’den çok cenaze gidecek Türkiye’ye.

Rusya, Türkiye’yi bu bataklığa düşürülen savaş uçağı, öldürülen büyük elçisinin intikamını almak için sürdü. Gözü başkanlıkla dönmüş, ondan başka bir şey görmeyen ve Kürtlerin hiçbir kazanım elde etmemesi için çırpınan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sonucun böyle olacağını bildiği halde bu bataklığa girmeye karar verdi.

Bataklık şimdi DAİŞ ile yaşanan çatışmalarda verilen kayıplar değil.

ABD’nin eski başkanı Obama başkanlık seçimi öncesi Rakka operasyonuna karar verdi. Amacı partisine kendisinden sonra da başkanlığı kazandırmaktı. Ama ABD halkına bunu yutturamadı. Erdoğan referandum öncesi yeniden Bab taaruzuna geçmesi için orduya talimat verdi. İç ve dış siyasette iflas edince Bab’ı alarak referandumda “evet” çıkmasını sağlama hesabı var. Suriye ordusu Bab’a 3 kilometre kadar yaklaşmış ve bekliyor. Suriye ordusu bu durumda ilerleyemez mi? Gayet tabii ki ilerleyebilir. Ama şimdi ilerlemiyor. Kendisi DAİŞ ile daha fazla bir savaş ve çatışmaya gireceğine şimdi kendi yerine Türk ordusu ve 6 yıldır ona karşı Türkiye tarafından savaştırılan çeteleri DAİŞ ile çatıştırıyor. Suriye rejiminin şimdi yaptığı kendisine karşı olan iki gücü savaştırıp bir film gibi izlemesidir. Hangi güç başarılı olursa olsun Suriye rejimi açısından çok fazla değişen bir şey olmaz. Yani DAİŞ kalırsa bile artık öyle çok güçlü bir DAİŞ kalamaz. Olur da Türkiye Bab’ı alırsa da Türkiye Bab’da kalmasına izin vermez. Kaldı ki ordusuna komuta ederek Bab’a 3 km kadar yaklaşan bazı komutanları, Türk ordusu ve ÖSO çeteleri ile çatışmaya hazır oldukları mesajlarını verdi. Bu Bab’ı alsanız da kalamazsınız mesajıdır. Türkiye eğer Kürtlerin eline geçmemesi ve kantonların birleşmemesini bir kazanım olarak görüyorsa belki onu başarmış olur onun dışında Türkiye’nin hiçbir kazanımı olmaz. Hatta hem ekonomik hem insan kaybı bakımından ciddi kayıplar verecek.

ABD Astana toplantısından sonra motor gücü Kürtler olan Kuzey Suriye halklarını daha fazla kendisine çekmek için Rakka hamlesinin üçüncü aşamasını bekletmeden daha ciddi silah desteğiyle başlattı. Çünkü tarihi belirlenen 4’üncü Cenevre konferansında Kütleri ve Kuzey Suriye halklarını kendi cephesinde görmek istiyor. Zira Suriye’de tüm dengeleri alt üst eden tek güç Kuzey Suriye halklarının gücüdür. Suriye muhalefeti adıyla hareket eden siyasal ve silahlı grupların hiçbirinin önemi kalmadı. Bunların Türkiye’nin grupları olduğu Halep’i boşaltma ve Astana toplantısı ile teyit edilmiş oldu.

Rusya böyle bir döneme Kürtler olmadan girmek istemiyor. Zira sadece Suriye’de değil, bölgede Kürtler olmadan artık bir şey olmayacağını inandı. Astana toplantısına katmadığı için uzaklaşan Kürtleri yeniden kendisine çekmek için Astana’dan hemen sonra Kürtleri de davet ettiği bir toplantı düzenledi. O toplantı amacına ulaşmadı. Çünkü Rojava’dan davet ettiği temsilciler gidemedi. Kürtlerin özellikle de Kürt özgürlük hareketinin talebi ile Ulusal Birlik çalışmalarının olduğu bu dönemde dört parça Kürtlerini davet ederek bir toplantı düzenlemesi Kürtlerin ulusal duygularına hitap ederek kendisine çekme çabalarıdır. O yüzden son günlerde gündeme gelen Moskova toplantısını bir anlamda Türkiye ile iş birliği yaparak Şehba ve Efrin’e yönelik saldırılara onay vermesi, Astana toplantısına davet etmeyerek, küstürdüğü Kürtleri barıştırma çabaları olarak görmek daha doğru olur.

Kürtler özellikle de Efrin ve Şehba’ya yönelik saldırı onayı veren ve uluslararası platformlara Türkiye’nin talebi üzerine dahil edilmemelerini böyle toplantılara davet edilme ile kanıp inanacaklar mı sorusu birçok kesim tarafından merak konusu. Sorunun cevabı aslında son 6 yılda Kürtlerin yürüttüğü politika ve diplomaside var. Yani Kürtler hiçbir parçadan hayır diyerek böyle bir toplantıya gitmemezlik yapmazlar. Ancak kendi birliklerini ilgilendiren konularda yüz yüze birbiri ile görüşüp, tartışarak hal edecek kadar politika ve diplomasi öğrendiler. Yani kısacası Rusya’nın bu davetini geri çevirmezler. Hatta memnuniyetlerini bile bildirirler ama buna kanıp kendileri üzerine yapılan pazarlıkları da unutmazlar.

O yüzden ABD ile Rusya arasındaki çelişki ve çatışmaya kendilerini kolay kolay yem yapmazlar. Hangi güç özgürlük, kimlik, siyasal, yönetim haklarına saygı gösterse, kabul etse onunla yollarına devam ederler.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News

Zozan Kurdish Shop