ala kurdistan
Ey Reqîb

Diaspora Kürdleri - 1

‘Diaspora Kürdleri’ kitabımızı 2005’te ‘Pêrî’ yayınları Türkçe yayınlamıştı. 2007’te Orta Asya’da Rusçasını yayımladık. Kitabı okumak isteyen çok arkadaş oldu. ‘Pêrî’ yayınlarının sahibi Ahmet Önal kekemiz büyük bir fedakarlık yaparak kendisine yönlendirdiğimiz birçok kişiye parasız pulsuz kitap dağıttı. 

İstek çok ama herkes İstanbul’a uğrayamıyor.

Bu ağır yükten kurtulmak için söz konusu kitabı birkaç parça halinde köşemizde yayınlamaya karar verdik.

 

 

Hejar Şamil

DİASPORA KÜRDLERİ 

 

(“Sovyet Kürdleri” hakkında tarihi-güncel deneme)

 

Mayıs- Ağustos 2005

 

Orta Asya

 

“KİZİL KÜRDİSTAN’İN TEK SAVAŞÇISI”

MERHUM BABAM

ŞAMİL ESGEROV’UN

ANISINA

 

 

İÇİNDEKİLER

Sunuş

Sovyet Kürdleri

Azerbaycan Kürdleri

Kafkasya Kürdistan’ı Kürdistan’ın bir koludur

Kafkasya Kürdleri 19.yy.da

19.yy.da istatistik

Kızıl Kürdistan

Kızıl Kürdistan’ın çöküş nedenleri

Asimilasyon

Rakamlar yalan söylemezmiş

Kızıl Kürdistan uğruna mücadele

Gorbaçev’den Kürd lidere selam

Ermenistan Kürdleri

Çifte standart: Kürdler kazandı, Kürdler kaybetti

Sovyetler sıcak karşılandı

Ermenistan’da Kürd kültürel gelişiminin üç dönemi

“Kürd Rönesans’ının” sonu  

Gürcistan Kürdleri

Gürcistan Kürdleri ekonomik ve siyasi tecrit içerisindedir

Gürcistan Kürdsüz kalabilir

Yezdi dini tehlikede

Gürcistan devletinin Kürd politikası

Departasyon

1937 sürgünü

1944 sürgünü

1988-89 sürgünü

İsmi konulmamış sürgün

Kazakistan Kürdleri

“Kazakistan bizim ülkemiz”

Kırgızistan Kürdleri

Özbekistan Kürdleri

Türkmenistan Kürdleri

Rusya Federasyonu Kürdleri

Rus-Kürd ilişkileri

Kürdoloji

Rusya’da Kürdler

Ukrayna Kürdleri

Ukrayna Kürdlerinin tarihi İskitlerle (İskitlerle) başlıyor

Ukrayna’da Kürdler

Sonuç

Ekler

 

 

SUNUŞ

Sovyetler Bildiği’nin tarihe karıştığı süreçten 14 yıl geçiyor. Ne var ki, eski SSCB Cumhuriyetleri’nde yaşayan Kürdlerin isimlerinin karşısından, hala da "Sovyet" kelimesi silinmiş değil.

Sovyet Kürdleri, Sovyetler Birliği'nin ezilen halklara sunduğu olanaklardan en asgari düzeyde yararlanan halklardan birisi. Yararlanmak bir yana dursun, Sovyetlerden az da çekmemiştir.

SSCB'ye, onun milli ve ulusal politikalarına yönelik bir takım esaslı ve haklı eleştirilere rağmen, yüzlerce halkın kültürel gelişimine önayak olduğu ve onlarcasının tarih sahnesinde kendilerine yer edinmesine olanak sağladığı ideolojik karşıtları tarafından bile yadsınamayan bir gerçekliktir.

Şu bir çelişkidir kuşkusuz: 1920 yıllarının başında kurulurken resmen 190 küsür halktan oluşan, 1989 nüfus sayımı sonuçlarına göre 128 halkın yaşadığı, 1991'de çöktüğünde resmi belgelerinde yalnız 103 halkın bulunduğu SSCB, tarihi boyunca devletçiliğe sahip olmamış halkların devletlerini yaratmış, Çarlık Rusya'sında kültürel nefesi bile duyulmayan onlarca azsaylı etnik birime özerk cumhuriyetler, vilayetler, bölgeler kurmuştur. Azınlık dilleri, özerk oluşumlar içerisinde ikinci devlet dili statüsü kazanmıştır.

Tarih sosyolojisi, olanın olduğu gibi ele alınmasını ister. Tarih, varsayımlar ve "geri sayım düşünce sistematiği" ile değerlendirilmeği sevmez. Ancak her insan teki, dün ve bugün bağlantılarını kendi açısından yorumlayıp geçmişe dönük fanteziler kurmak hakkına sahiptir. Bu hakkımı kullanıyorum:

Ne garip ki, ayakta kaldığı 70 yılda 90 halkı tarihin yokluğuna iten SSCB olmasaydı, bence, Orta Asya'nın bugün Cumhuriyet sahibi olan kimi halkları Cin'in uçsuz bucaksız hudutları içerisinde Uygur'ların bugünkü hakları kadar milli-kültürel haklara sahip olurlardı. İran dilli Orta Asyalılar, kendilerine "Ne mutlu Farsım" deyip dururlardı şimdi. Kafkasya'daki Ermenistan, yada Acarıstan, bugün kendi bağımsız veya özerk Cumhuriyetlerinin parlamento seçimlerini değil, Ankara'dan kendi ana dillerini kullanma izni alma tartışmalarını yürütürlerdi...

90 halkın tarih gülistanında solup gitmesine kılını bile kıpırdatmayan SSCB olmasaydı... Tarih garipliklerle doludur tabii ki.

Sovyetlerden önce, Rusya İmparatorluğu'nun Kürdler kadar ezilen halklarından olup, bugün kendi milli, özerk devletlerinde yaşayan ve yerleşik oldukları topraklardan sürülme tehlikesiyle yatıp kalkmayan Kazak, Tacik ve Moldovanların... hiçbirinin isimlerinin önünde halihazırda "Sovyet" tanımı yapılmamaktadır. Ne var ki, Sovyetler Birliği'nden "faydalanmasını bilmeyen" Kürdler, hala da "Sovyet Kürdleri”dir.

Kuşkusuz, Kürdlerin 70 yıllık "Sovyet vatandaşlığı"nı hep olumsuz epizotlarla anımsamak, hatalı olmaktan öte, adaletsizliğe de yol açar. SSCB'de Kürdoloji bölümleri, radyo faaliyet göstermiş, Kürdçe okullar açılmış, kitaplar, gazeteler basılmıştır. Kürdçe ilk roman bile Sovyetler Birliğinde yazılmıştır. Bunlar Kürdistan’da yalnız arzu edilen hususlar olmuştur.

Ancak Sovyet Kürdleri'nin sahip olması gereken hakların tanımını, coğrafi Kürdistan'da Kürd halkına karşı yürütülen haksızlıklara vurarak değil, SSCB'nin kendisinin deklere ettiği haklara; teorik, hatta pratik olarak etnik kesimlere tanıdığı idari ve kültürel özgürlüklere vurarak bulmak durumundayız. Böylesi bir düsturun sonuçları, SSCB'yi, Sovyet Kürdleri karşısında suçlu konumda bırakmaktadır.

Ne var ki, SSCB yok artık. Onun hukuki varisi olan Rusya Federasyonu ise vurdum duymazlıktan gelmekte. Sorun, hesap isteme ve hesap verme değil. Hukuki-siyasal açıdan çağdaş Rusya'nın, Kürdlerin on beş eski Sovyet Cumhuriyeti’ne dağılmasındaki sorumluluğunu üzerinden atması için onlarca savunma argümanı ileri sürmesi mümkün.

     Ancak şu da bir gerçek ki, 19. yy.ın başlarında Kafkasya bütünüyle Rusya tarafından fethedildikte, Kürdler Rusya'nın buyruğuna girmişti, Gürcistan’ın, Ukrayna'nın veya Kırgızistan’ın değil. O dönemde ne Kazakistan bozkırlarında, ne Sibirya taygalarında tek bir Kürd ferdi bile bulunmamaktaydı. Simdiyse Kürdler, eski Sovyetler Birliği'nin birbirinden binlerce km. aralıklı yerleşen sayısız hesapsız köy, kasaba ve kentine serpişmiş durumda. Kültürel sorunlarının çözümü bir yana dursun, akrabaların birbiriyle ilişkilenmesi bile başlı başına bir meseledir.

Bu durumdan Kürdlerin kendilerinin suçlu olmadıkları kesin. Neden ki, özerkleşmeye doğru giden Azerbaycan SSC sınırları içerisindeki Kürdistan bölgesi 1929’da Türkiye'nin dayatması, Moskova'nın kararıyla iptal edilmişti; 1937 ve 1944 yıllarında Ermenistan, Gürcistan ve Nahçıvan'dan yük trenleriyle Orta Asya çöllerine sürgün edilen Kürdler, trenlere kendi rızalarıyla binmemişlerdi. Kürd olduklarını inkar etmedikleri için Kafkasya'nın kimi cumhuriyetlerinde görev verilmeyen, iş bulamayan Kürd gençleri kendi ailelerini terk edip Rusya'nın köy ve kasabalarına isteyerekten dağılmamışlardı.

Sovyet Kürdleri'nin çağdaş tarih tablosu; ayrılık, sürgün, tükenmez ülke hasreti renkleriyle süslü.

Ancak bu kitap, Sovyet Kürdleri'nin hüzünlü tarihi hakkında bir sitem kitabı değil. Unutulan ve kendi kendini unutmaya doğru giden dağınık bir topluluğun tarihsel öykü kitabı olabilir belki. Manevi açıdan yaklaşıldığında tanımlama böyle olsun.

Diğer yandan, böylesi bir çalışma, Türk dilli okurların, diaspora Kürdleri hakkında kaynak bulma sorunlarını gidermek için düşünüldü. Şimdiye kadar ne Sovyet, ne post Sovyet, ne de yabancı Kürdologlar tarafından Sovyet Kürdleri tarihinin tamamını kapsayan bir kitap yazılmamıştır. Sovyet Kürdolojisinin ilgi alanı genellikle coğrafi Kürdistan olmuştur. Örneğin, SSCB ve daha sonra Rusya Bilimler Akademisi'nin Kürdoloji bölümlerinde Türkiye, İran, Irak ve Suriye Kürdistan’ı üzere uzmanlar hep bulunmuştur. Fakat uzmanlık alanı Sovyet Kürdleri olan tek bir bilim adamı şimdiye kadar yetişmemiştir. Söz konusu bilim ocaklarında Sovyet Kürdleriyle ilgili yürütülen incelemeler, genellikle tarihsel, kültürel bazda, özellikle dil, folklor ve edebiyat üzere geliştirilmiştir. SSCB döneminde Sovyet Kürdleri'nin bütünsel ve gerçekçi temelde tarihi, sosyolojik ve siyasal künyesinin yapılmamasının nedenleri, üsten belirlenen siyasi yaklaşımlardan kaynaklanmıştır. Ancak son on, on beş yılda yeterli kadar fırsatın bulunmasına rağmen, bu konuya merak gösterilmemesi ayrı bir tartışma konusudur.

Çarlık döneminden başlayarak günümüze dek Sovyet Kürdleri'nin toplumsal yaşamının tüm boyutlarına ışık tutan önemli kaynaklar bulunmaktadır. Tüm hataları, yetersiz incelemeleri ve ideolojik bakış açılarından kaynaklı bilinçli çarpıtmalarıyla birlikte ciddi tarihsel değer taşıyan bir çok eser elinizdeki bu kitabın ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Ayrıca çeşitli basın-yayın materyalleri, belgeler, folklor numuneleri ve halkın hafızasında korunan eşsiz bilgiler önemli kaynaklarımız olmuştur. Kürd halkının ve BDT Kürdlerinin tarihi ile yakından ilgilenen değerli dostlarım Kamız Şeddadi ve Letif Memmed Brukî kitabı dikkatle incelemiş, paha biçilmez katkılar sunmuştur. Kendilerine şükran borçluyum.

Kitabın temel çizgisini ve bakış açısını ise bilimsel sözcüklerle ifadelendirecek durumda değilim.

Asimle olup kendi ana dilini bilmediğinden dolayı utanç duyan, en yakın akraba mezarlarını ziyaret etmek için beş ülke dolaşan, Orta Asya bozkırlarında ve Sibirya taygalarında "ax welat, wax welat" deyip sızlayan emekçi Kürdün bakış açısıyla yazıldı bu kitap. En sağlam bakış açısını oluşturan yaşamın kendisidir.

 

SOVYET KÜRDLERİ

     Yunanca dia - öte, üzeri ve speiro - yerleşmek, yerleştirilmek sözlerinden türeyen diaspora kelimesi, siyasi anlamda kaynağını Yahudilerin yayılmasından almışsa da günümüzde değişik etnik birimlerin zorla veya gönüllü biçimde dünyaya dağılımını ifadelendirmek için kullanılmaktadır. Kürd halkının yaklaşık yüzde ikisini oluşturan Eski Sovyetler Birliği, şimdiki Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) cumhuriyetlerinde yaşayan Kürdler, Kürd diasporasının önemli bölümünü teşkil etmektedir. Bugün de "Eski Sovyet Kürdleri" olarak tanımlanan Kürd diasporası, yeryuvarlağının altıda birini oluşturan geniş bir arazinin binden fazla köy, kasaba ve kentinde dağınık biçimde yaşamaktadır. 

BDT devletlerinde yaşayan Kürdler, tarihsel kökenleri itibarıyla dört kesimden oluşmaktadır:

1. Azerbaycan (Nahçıvan) Kürdleri.

2.Türkmenistan Kürdleri.

3. Ermenistan, Gürcistan Kürdleri.

4. SSCB ve BDT’deki iç göçler sonucunda oluşan Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova, Baltik Cumhuriyetleri, Kazakistan ve Orta Asya Kürdleri.

Türkmenistan'daki Kürd topluluğu, üç yüz yıl önce şimdiki Türkmenistan Cumhuriyeti topraklarında yer edinmiştir. Genellikle Nadir Şah döneminde İran'ın Kuzey ve Kuzey Doğu hudutlarına göçertilen Kürdlerin bir kısmı  İran'ın Türkmenistan sınırında yerleşen Horasan eyaletinde Horasan Kürdleri olarak adlandırılmaya başlanmış, diğer bir kesimi ise İran ve Rusya İmparatorlukları arasında sınırların netleştirilmesi sonucunda Türkmenistan’ın içerisinde kalmıştır. Sayıları yaklaşık 300 bin olan Türkmenistan Kürdleri, asimilasyonu derinden yaşayan bir topluluktur. Yüzde 70-80 oranında asimle edilmiştir. Kürtler burada  Aşkabat, Gök-Tepe, Kaaxkin (Bağır, Firuze, Çuli, Germab vb. mıntıkalar) bölgelerinde, yine Mari vilayetinin Türkmen-Kalinin ve Bayram-Ali illerinde, Mari ve Aşkabad şehirlerinde yaşamaktadır[1].       Ermenistan ve Nahçıvan Kürdleri esasta iki kesimden oluşmaktadır. Birinci kesim, bu toprakların yerel sakinleri olup 19. yy.ın başlarında Kafkasya’nın Rusya tarafından fethedilmesiyle Rusların tabiliğine geçmiştir. İkinci kesim, 1804-1813 Rusya-İran savaşından başlayarak 1. Dünya savaşına (1914-1918) kadarki 100 yıl boyunca Kürdistan’dan bu arazilere göçen ve göçertilen Kürdlerdir. Halihazırda Ermenistan’da kırk, Nahçıvan’da on bin küsür Kürd yaşamaktadır.

     1897 yılı Rusya İmparatorluğu nüfus sayımına göre, Tiflis guberniyasında (eyalet anlamında inzibatı birim, valilik) 2538 Kürd yaşamıştır[2]. Kürdlerin şimdiki Gürcistan topraklarında 19. yy.dan önce de bulundukları konusunda yeterli kadar bulgu mevcuttur. Ancak Gürcistan Kürdlerinin yoğunluklu bölümü, 19. yy.ın sonu, 20. yy.ın başlarında Osmanlı baskısından kaçanlardır. Büyük bir kesimi bu topraklara Ermenistan üzeri göç etmiştir. Sayıları 40 binin üzerindedir. Ermenistan, Gürcistan ve Nahçıvan’a 19. ve 20. yy.da yerleşen Kürdler, eski Sovyetlerdeki Kürdlüğü ayakta tutan unsurlar olmuştur.  Bunların önemli bir bölümü, 1937 ve 1944 yıllarında Stalin'in iç iskan politikası sonucunda Orta Asya ve Kazakistan'a sürgün edilerek 14 vilayete ve 110 mıntıkaya dağıtılsalar da, etnik kimliklerini korumayı başarmıştır. Sayıları 150 binin üzerindedir.

      Rusya'nın Krasnodar, Adıgey, Tambov, Saratov, Yaroslavl, Gorki, Novorossiysk, Moskova, Sank-Petersburg vb. bölgelerinde yaşayan Rusya Federasyonu (RF) Kürdleri, 70 yıl boyunca Kafkasya ve kısmen Orta Asya'dan göçen ve göçertilen kesimlerden oluşan topluluklardır. Rusya parlamentosuna ait bir belgede bu ülkede bulunan soydaşlarımızın sayısı 250 binin üzerinde gösterilmiştir.

     Ayrıca Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova ve Baltik Cumhuriyetleri’nde de Kürd toplulukları bulunmaktadır. Ayrıca Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova ve Baltik Cumhuriyetleri’nde de Kürd toplulukları bulunmaktadır. Kadim Ukrayna Kürdleri ile ilgili son yıllarda ortaya çıkan ve ciddi biçimde araştırılması gereken bulgular, Milattan önce burada, Kara deniz kıyısı topraklarda birkaç yüz yıl boyunca Kürd İskitlerin (İskitler, Saklar) yaşadığını ortaya koymuştur…

     Azerbaycan Cumhuriyeti’nde ise eski SSCB'nin oborigen (anaxton, yerel) Kürdleri yaşamaktadır. Bu ülkede bulunan Kürdler, büyük ölçüde bin yıllardan beri Kafkasya'da yaşayan Kürdlerin torunlarıdır.

     Kürdlerin en azından 1200 yıl önce şimdiki Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında yaşadığı tarihi belgelerden açıkça görülmektedir.

     BDT Kürdlerinin hemen hemen yarısı Azerbaycan Cumhuriyeti’ndedir. SSCB “Büyük Sovyet Ansiklopedisi de 1937 yılında Sovyetler Birliğinde yaşayan Kürdlerin yarısının Azerbaycan’da olduğunu tescil etmiştir[3].

Ne var ki, asırlardan beri devam eden asimilasyon sonucunda BDT Kürdleri içerisinde kendi ana dillerini en sınırlı kullanan da Azerbaycan'daki etnik Kürdlerdir. Bu ülkede yerleşik olan yaklaşık 500 bin Kürdün hemen hemen tamamı, bir çok siyasal ve tarihsel nedenlerle asimilasyona maruz kalmıştır. Bu topraklara yerleşme süreçleri açısından birkaç kuşaktan oluşan Azerbaycan Kürdleri'nin ağırlıklı bölümü etnik-milli hafıza kaybına uğratılarak Kürdlükten vazgeçtirilmiş, ulusal kök bağlarından koparılmıştır.

     1992-1993 yıllarına, Kızıl Kürdistan’ın Ermenilerce işgal edilmesine kadar Kurdler, Azerbaycan'da esasta Kelbecer, Laçın, Gubadlı, Zengilan (eski Kızıl Kürdistan kazası) Cebrayıl, Füzluli, Xanlar, Xudat, Mirbeşir, Berde, Ağdam illerinde, Baku, Gence, Sumgait, Şuşa kentlerinde ve bir çok diğer yerleşim birimlerinde yaşamaktaydı.

     20. yy.ın başlarında Sovyet hükümeti kurulurken Kürd faktörü; Kafkasya'daki ağır milli sorunların çözümünde nasıl bir araç olarak kullanıldıktan sonra terk edilmiş ise, 90'lı yıllarda Sovyetlerin çöktüğü dönemlerde de Sovyet Kürdleri’nin sorunları görmezden gelinmiş, bu halk, tarihi toprakları üzerinde hak sahibi olmak ve hatta yaşamak hakkından men edilmiştir.

 

AZERBAYCAN KÜRDLERİ

 

Resmi adı: Azerbaycan Cumhuriyeti.

Başkenti: Baku.

Ülke, Başkanlık sistemiyle yürütülür.

Azerbaycan, Kafkasya’nın Güney Doğu’sunda yerleşiyor.

Arazisi 86.6 bin kilometre kare.

Nüfusu: 7.771.092 kişi (Temmuz 2001 verileri). Kuzey’de Rusya’yla (284 km.), Kuzey Batı’da Gürcistan’la (322 km.) , Batı’da Ermenistan’la (566 km.), Güney’de İran’la (432 km.), Güney Batı’da Türkiye’yle (9 km.) komşu olup Doğu’da Hazar deniziyle (sahil şeridi: 825 km.) çevrelenmektedir.

Nüfusun etnik dağılımı: Azeriler %90, Dağıstanlılar %3.2, Ruslar %2.5, diğer %4.3. (Nüfusun etnik ayrışımını gösteren Azerbaycan devletine ait bu resmi rakamlar, Azerilerin sayısını fazla göstermek açısından abartılı olup gerçeği ifade etmemektedir-H.Ş) Ülkedeki etnik birimler: Azeri, Rus, Lezgi, Talış, Kürd, Avar, Udin, Lahıc, Ermeni (Dağlık Karabağ’da), Tat, Yahudi, Ukraynalı vb.

Dini: Genellikle Şia Müslüman, Kafkasya kökenli Lezgi ve Avarlar Sünni.

Devlet dili: Azerbaycan’ca.

Azerbaycan, 19. yy.dan 1918 yılına kadar Rusya İmparatorluğuna dahil olmuş, 1918’de kısmi bağımsızlık kazanmıştır. 1920’de burada Sosyalist hükümet kurulmuştur. 1922’de Ermenistan ve Gürcistan’la birlikte Kafkasya Sovyet Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’ni (KSSFC) oluşturmuş, 1936’da KSSFC’nin iptalinden sonra Azerbaycan, müttefik bir Cumhuriyet olarak SSCB’nin terkibine geçmiştir.  1991 yılına kadar SSCB’de yer almış, 30 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etmiştir. Resmi bağımsızlık günü: 18 Ekim 1991.

Resmiyette Azerbaycan’a bağlı iki özerk oluşum vardır: Nahçıvan Cumhuriyeti ve önceleri özerk bölge olup 1991’de de-fakto Azerbaycan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiş Dağlık Karabağ Cumhuriyeti[4].

**

    Azerbaycan Cumhuriyetinin eski Kızıl Kürdistan bölgesi'nde (Laçın, Kelbecer, Gubadlı ve Zengilan illeri) ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Kürdler, Azerbaycan Kürdleri olarak bilinmektedir.

     1988 yılında Azeri ve Ermeniler arasında başlayan Karabağ savaşı, Kızıl Kürdistan'da yaşayan Kürdleri tümden iç mülteci durumuna düşürmüştür. 1992-1993 yıllarında Ermeni ordularının Karabağ Özerk Bölgesi ile birlikte eski Kızıl Kürdistan'ı da işgal etmesi sonucunda burada yaşayan Kurdler, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin değişik bölgelerine sığınmak zorunda kalmıştır. Laçın 17 Mayıs 1992, Kelbecer 12 Nisan 1993, Gubadlı 31 Ağustos 1993, Zengilan 29 Ekim 1993 tarihlerinde işgal edilmiştir.[5] Şuan eski Kızıl Kürdistanlı Kürdler, Azerbaycan'a dağılarak bu ülkenin hemen hemen onlarca ilinde mülteci konumunda yaşamaktadır.

 Azerbaycan Cumhuriyet’ine bağlı özerk bölge olan Nahçıvan’a 19. yy.dan önce yerleşik Kürdlerin ağırlıklı bölümü asimilasyona uğramıştır. 19. sonu 20. yy. başlarında yerleşenlerin ekseriyeti ise 1937’de Stalin’in zorunlu iskan (departasyon) siyaseti sonucunda Kazakistan ve Orta Asya’ya sürülmüştür. Nahçıvan'da yaşamaya devam eden 20 bin Kürd'ün önemli bir bölümü ise 90'lı yıllardan sonra siyasi-ekonomik nedenlerden dolayı Rusya ve Orta Asya'ya göç etmiştir.

“Azerbaycan Kürdleri” kitabının yazarı A. Bukşpan’a göre “1919 yılında Müsavat-Daşnak kanlı dönemi ve general Dro öncülüğündeki Daşnak çetesinin eylemleri Kürdleri /Nahçıvan’dan/ Türkiye ve İran’a kaçmaya zorladı.

Sovyet hükümetinin kurulması ve pekişmesiyle birlikte Kürdler geri dönmeye başladılar. 1926’da kitleler halinde Ararat ötesinden döndüler ve esasen Arazdayan istasyonu ilinde yerleştiler”.[6] Azerbaycan Cumhuriyetinde 20’li yılların ortalarında yürütülen nüfus sayımına göre Nahçıvan’da 3180 Kürd yaşamıştır. Gerek Bukşpan’ın kitabından, gerekse de diğer araştırmalardan ve yerel sakinlerin anlatımından söz konusu sayının yalnız Kürdçe konuşan Kürdleri ve özellikle Arazdayan istasyonu ilinde yaşayan Kürdleri ihtiva ettiği anlaşılmaktadır. 

Bukşpan’ın ileri-geri göçe zorlanan “Zilan Kürdleri” dediği Kürdler, genellikle Buruki ve Celali Kürd aşiretlerine mensup insanlardı. 1937’de Stalin’in gazabına gelen de onlardı. Bu yılın son baharında salt Kürdlerden oluşan 18 yerleşim biriminin sakinleri geride tek bir kişi bırakılmaksızın Arazdayan istasyonuna toplanarak yük trenleriyle sürülmüştür.[7] 1937’den sonra Nahçıvan’da salt Kürdlerden oluşan Derekend isminde tek bir Kürd köyü kalmıştır.

 

KAFKASYA KÜRDİSTAN’I KÜRDİSTAN’IN BİR KOLUDUR

     Kürd halkı ve coğrafi Kürdistan'ın diğer halkları Kürdistan toprakları üzerinde tarihten beri damarlar biçiminde meskun olmuştur. Mezopotamya ve Üç Göl (Van, Urmiye ve Sevan gölleri) arası topraklardaki Kürd, Ermeni, Asuri, Azeri halklarının içi içe, yan yana ve birbirine paralel damarlar biçiminde yaşadığı tarihi incelemeler sonucunda kolaylıkla ortaya çıkmaktadır.

Tarihi gerçekler, Kuzey Kürdistan'in Serhat bölgesinden Nahçıvan eyaleti ve şimdiki Ermenistan Cumhuriyeti’nin Sisyan, Vedi bölgeleri üzerinden Kızıl Kürdistan'a ve oradan Gence'ye kadar bir Kürd damarının, Xoy’dan Kızıl Kürdistan’a kadar diğer bir Kürd damarının uzandığını göstermektedir. Somut olarak birinci Kürd damarı; Iğdır ve Mako illerinden, Ağrı dağının eteklerinden başlayarak, Aras nehrini kesip Güney Batı’dan Kuzey Dogu'ya doğru Erivan ve Nahçıvan şehirleri arasından Vedi, Şerur-Dereleyez (aslında: Derelez[8]) ve Sisyan[9] bölgesinin bir kısmını içine almakla Karabağ hanlığı ve Sevan gölü arasında daha da incelerek Kuzeye, Şeddadi Kürd devletinin başkenti Gence şehrine kadar uzanmaktadır. İkinci Kürd damarı; Xoy’dan Kuzey Doğu’ya doğru giderek Hekeri[10] ırmağının Aras nehrine karıştığı yörelerden Kuzeye kayarak, Zengilan üzerinden Kızıl Kürdistan’a bağlanmaktadır. Sözsel haritasını çizdiğimiz coğrafi Kürdistan'ın bu dağlık bölgesi, tarihten beri göçebe hayvancılıkla uğraşan Kürdlerin meskeni olmuştur.

     18.-19. yy.larında ve özellikle 20. yy.ın başında Kürdler Nahçıvan, Şerur-Derelez, Sisyan, Karabağ, Gence ve hatta tarihi Kızıl Kürdistan topraklarında adalar biçiminde var olmaya başlamışlardır. Bahsini ettiğimiz, Kürd damarı üzerinde var olan "Kürd adaları" arasında Ermeni ve Azeri nüfusu göçler, entegrasyon ve Kürdlerin Azeri olarak asimle edilmesi sonucunda artmıştır.

     1826-1828 Rusya-İran savaşının bitişini belgeleyen Türkmençay barış antlaşmasından sonra Erivan ve Nahçıvan vilayetlerine on binlerce Ermeni göçertilmiştir. Ermenilerin daha çok Kürdlerin yaşadığı topraklara yerleştirilmesi çalışmasını yürüten Rus general Paskeviç, 29 Şubat 1928 yılında Ermenilerin esasen Erivan, Nahçıvan ve kısmen Karabağ eyaletlerine yerleştirildiğini, buradan bir çok Müslüman köyün (oku: Kurd köylerinin. O dönemde Kürdler genellikle etnik kimlikleri ile değil, dinsel kimlikleriyle tanımlanmaktaydı-H.Ş) göçertildiğini kaleme almıştır. Rus yazar N.Şavrov 1828-1830 yıllarında 40 bin Ermeni'nin İran'dan ve 84.600 Ermeni'nin ise Türkiye'den Rusya İmparatorluğu'nun Elizavetpol (Karabağ ve Kızıl Kürdistan toprakları bu eyalet içerinde yer almıştır) ve Erivan eyaletlerine göçertildiğini yazmıştır. Şavrov aynı zamanda bu dönemde Kafkasya’da yaşayan 1 milyon 300 bin Ermeni’nin buraya sonradan göçtüğünü ileri sürmüştür. Bu görüşü doğrulayan sekiz ciltlik “19.yy. tarihi” yazarları Fransız Lavissa ve Rambo, “Ermenilerin kendileri Erivan eyaleti hariç, Kafkasya’ya sonradan gelmişlerdir” belirlemesinde bulunmuştur[11].

     Kürd damarının kopmasının diğer bir temel nedeni ise Kürdlerin Azerilere asimilasyonu olmuştur. Bölgedeki yüzlerce Azeri köyünün bir zamanlar Kürdçe konuştuğu, 18-20 yy. arasında burada inceleme yürüten yabancı araştırmacıların eserlerine konu olmuştur[12]. Ermeni işgaline dek bölgede "mete" (hala), "xal" (dayı), "xaltî" (teyze), "de" (anne) gibi saf Kürd kelimeleri kullanan onlarca "Azeri köyü" bulunmaktaydı.

     İleriki sayfalarda daha esaslı biçimde ele alacağımız bu kısa belirlemeler, asimilasyonun son dört-beş yüzyıl boyunca durmadan günümüze kadar devam ettiğini göstermektedir.

    

Gordon Childe ve Vanilor gibi ünlü arkeologlar, tarım devrimini gerçekleştiren, Kürdlerin ataları olan Aryen (Ari) kavimlerinin M.Ö. 6000 yıllarda İran ve Kafkasya'ya yayıldığını araştırmaları ile ortaya koymuştur.

Kürdler şimdiki Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında en az M.Ö. 2000 yıllarından beri yaşamaktadır. Arkeolojik kazılar ve Antik Yunan tarihçilerin eserlerinde ortaya çıkan veriler,  Uti, Guti, Kuti, Kurti ('dağlılar' anlamındadır) Kürd kavimlerinin M. Ö. 2000 yıllarda Aras nehrinin Güney ve Kuzey yakalarında, başka bir değimle Kızıl Kürdistan'ı da içine alan Aras ve Kur nehirleri arasındaki geniş verimli arazilerde meskun olduklarını kanıtlamaktadır.

Tarihin babası Heradot; Utileri, Ehemeni devletinin 14. satrapının diğer İran dili halkları ile birlikte hatırlatmaktadır[13]. Utiler’i, Strabon[14] ve Ptolomey Otena biçiminde anımsıyor. Bu eserlerden anlaşıldığı kadarıyla Utiler, şimdiki İsfahan’dan ve Mukri Kürtlerinin bölgelerinden başlayıp Muğan düzünü (Kuzey Azerbaycan) içine alarak Sevan gölüne kadar yayılmıştır. Kızıl Kürdistan, bu araziler içerisinde yer almaktadır.

Sovyet tarih otoritelerinin ağırlıklı bölümü Utilerin (Kuti, Kurti) Kürdlerin ataları olduğu konusunda ortak görüş taşımaktadır. E.Garantovski, Heradot’un bahsettiği Uti’lerin Kur nehrinin Güneyine, Aras nehrinin Güney’inden Batı’ya doğru yayıldığını ileri sürmektedir. Bu araziler, bizim “Kürd damarları” biçiminde tanımladığımız arazilerle örtüşmektedir. 

Urartu kaynaklarında Uti bölgelerinin ismi “Etuini” (“Etuixi”) biçiminde yer almıştır.

“Kur etiuni” (“etiuhi”); “Etiuni” veya “Etiuxi Ülkesi”, “Kürdler” kitabının yazarı akademik G.A. Melikişvili’ye göre, geniş Güney Kafkasya topraklarının toplu bir ismidir. Urartu metinlerinde Güney Kafkasya’nın tüm siyasi, etnik birimleri Etiuni’lerle birlikte anılmaktadır. 

Kızıl Kürdistan'ın Kelbecer ilindeki "Keti" dağ silsilesi, muhtemelen Kutilerden kalma bir isimdir.

Önemli tarihsel incelemelere imza atmış Letif Memmed Bruki, Kürdlerin Kafkasya’daki eski tarihi konusunda değerli ve inandırıcı araştırmalar yürütmektedir. Letif Memmed, Kutilerin Kafkasya’daki varlığını, onların yerleşim alanlarını Yunan, İngiliz, Rus, Kürt, Türk ve Ermeni kaynaklarını detaylı bir biçimde inceleyerek somutlaştırmayı başardığı gibi, Miladın ilk yüzyıllarında Kafkasya Kürdlerinin Hıristiyanlığı kabul etme ve Müslümanlığa geçiş süreçlerini de ayrıntılı araştırmaya tabi tutmuştur. L. Memmed, Kafkasya Kürdlerinin tarihi üzerindeki sis perdesini kaldırmada önemli bir rol oynamış, Kafkasya tarihi konusunda son iki yüz yıl içerisinde oluşturulmuş bir çok kalıpları yerle bir etmiştir[15]

Letif Memmed Bruki’nin araştırmalarına göre;

Kürd kabilelerinin bir bölümü; Kafkasya Albaniyası Kürdleri, MS. 1.yy.dan itibaren Zoroastrizmden (Zerdüştlülük) Hıristiyanlığa geçmeye başlamıştır. Kafkasya’nın en eski köleci devletlerinden olan, bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarını da kapsayan Kafkasya Albanyası’nın arazileri, Kuzey Kafkasya sıra dağlarından (Dağıstan sınırı) Doğu’ya Hazar denizine, oradan Güney’e Aras nehrine doğru genişleyip Mil ve Muğan ovalarını içine alarak Küçük Kafkasya sıra dağlarının (Kızıl Kürdistan -Ermenistan sınırı) ötelerine kadar uzanmaktaydı[16].

M.Ö. 595 yılında Asuri İmparatorluğunu çökerten Midya’lılar, Albanya’yı kendi etkisi altına almıştı. Midya’dan sonra Albanya’da Ehemeniler, Sasaniler, Arşakiler, İran Marzbanileri  hakimiyet kurmuşlardı.

Albanya’da Hıristiyanlık, İsa’nın 12 havarisinden birisi olan Faddey tarafından yayılmaya başlar. Hıristiyanlık, resmi devlet dini olarak 313 yılında Çar Urnayir tarafından ilan edilir. 4. yy.dan başlayarak Arşakilerin iktidarı döneminde Hıristiyanlık, Albanya’da hakim din haline gelir.

Kafkasya Albanları, Antik Yunanlılarca ilk defa M.Ö 331 yılında Gavgamel muharebesinde Makedonyalı İskender’e karşı Ehemeni orduları içerisinde anılmıştır. Strabon’a göre, “her şeyden önce farklı dillere sahip olan kabilelerin her biri kendi hükümdarlarınca yöneltilmekteydi”[17]

Alban kitabında[18] Albanya’da yaşayan 31 kabileden söz edilmiştir. Bunlardan 16’sı Dağıstan dil gurubuna, 15’i İran dil gurubuna aittir.

M.Ö. 4. yy.da Lezgiler; xel, leg, gili, lezg, kirk ve diğer birçok küçük kabileyi birleştirerek Kulan nehri yakınında güçlü bir devlet kurdular[19]. İkinci devleti, Sisakanlar (Syünik) neslinden olan mitolojik Albanya hükümdarı Aran’ın  ardılları; Kürdlerin başat olduğu İran dilli kabileleri[20] birleştirerek oluşturdular. İkinci devleti kuranlar genellikle Uti, Gardman (Kirdman), Tsovd (Tsavde, Tsovde) ve Gargar satraplık’larında (beylik) yaşamaktaydı[21].

7.yy.ın başlarında Kürd sülalesi Mihraniler, Aran ardılları üzerinde üstünlük kazanmaya başlar, 603’lerde Albanya’da önemli bir güç haline gelir ve kısa zamanda diğer İran dilli ve Kürd kabilelerini de çevresinde birleştirmeyi başarır. 630’larda Mihraniler, güçlenerek askeri-politik serbestlik kazanır[22].

Moisey Kalankatuyskiy’e göre, Mihranilerin sülale merkezi, Kura nehrinin sol kıyısındaki Kambisen’deydi[23]. Artsax bölgesi de (şimdiki Dağlık Karabağ) 6.-7. yy.da Mihranilerin iktidarına bağlıydı[24]. Daha sonra Mihraniler, Nahçıvan’ı da kendilerine bağlamışlardı. Albanya eyaletlerinden biri olan Kirdman beyliği üzerinde ciddi etkilere sahiptiler.

Kirdman ahalisi, Albanya’nın diğer eyaletleriyle birlikte 4. yy.da (313 yılı) Hıristiyanlığın Nestoryan kolunu kabul etmişti. Mihraniler, burada Kirdman kalesini, Mixrivan şehrini ve Hıristiyan kilisesi kurmuşlardı. Mexraniler, Arap-Müslüman yayılması döneminde de uzun süre bağımsızlığını koruyabilmişti.

Kirdman ülkesine kısa bir bakış konumuz açısından önemli olabilir:

Kirdman, Kura nehrinin sağ sahilinde yerleşmekte olup Albanya’nın Uti vilayetine aitti. Bu bölge, kaynaklarda Kirdman (eski İran dilinde), Gardman (eski Ermeni dilinde) ve Gardabani (eski Gürcü dilinde) biçiminde adlandırılmaktaydı. Kirdman çarlığının merkezi olan Kirdman kentinin, şimdiki Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kazax, Gedebey, Şamxor, Göyçay illeri arazisinde yerleştiği konusunda değişik görüşler mevcuttur. Bu süreçle ilgili detaylı incelemeler yürüten Letif Memmed Bruki’ye göre, Kirdman, çağdaş Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Cumhuriyetleri’nin sınır boylarında; Azerbaycan’ın şimdiki Kazax, Gedebey, Şamxor; Gurcistan’ın Gardabani, ve Ermenistan’ın Azerbaycan ve Gürcistan sınırındaki bölgelerinde yerleşmekteydi[25]. Tarif edilen bu arazi Kızıl Kürdistan’ın Kuzey sınırında kalmaktadır.

Ünlü doğu bilimcisi Akademisyen V.F. Minorski, “Gardman” kelimesinin “Kurd” söz kökünden ve “van” son ekinden oluştuğunu, “bu kelimenin gerçekten Kürd etnonimi ile bağlantılı olduğunu” yazmıştır[26]. Bir çok Azeri bilim adamı da Gardman (Kürdvan) kelimelerini etimolojik olarak Kürdlere bağlamaktadır[27]. Baba dağından başlayıp Azerbaycan’ın şimdiki İsmayıllı, Aksu ve Kürdemir illerinden akan Kirdman nehri de Kirdmanlardan kalma bir isimdir. Kürdlerin ataları olan Utiler ve Kürd Kirdman ahalisi yukarıda sözü edilen Aran’ları oluşturan unsurlardı[28]. Ve anaxtondular. Moisey Kalankatuysky’in anlatımına göre, Aran nesli İran dilliydi.

Resmi dini Hıristiyanlık olan ve kabile konfederasyonu biçiminde yönetilen, Kızıl Kürdistan arazisini de içine alan, Mihrani Hıristiyan Kürd devleti (6-7 yy.), daha detaylı araştırma gerektiren bir konudur.

Kızıl Kürdistan, özellikle Kelbecer ili arazisinde Kafkasya Kürdlerinin Hıristiyan olduğu dönemlerden kalan, sonradan diğer Hıristiyan kavimler ve Müslümanlarca deforme edilmiş onlarca tarihi abide bugün de mevcuttur. Bir çok abidenin ise yalnız harabeleri bulunmaktadır.

 Son dönemlerde 1430-1446 yıllarına ait olduğu sanılan, daha sonra kopyası çıkarılan Matenadaran elyazması içerisinde “Kutsal Tanrı” duasından bir parçanın Kürdçe yazıldığı açığa çıkmıştır. Kurmanci lehçesinde olan bu parça Ermeni alfabesiyle yazılmıştır[29].  

Ünlü Gürcü tarihçisi Şota Mesxiya, Kürtlerin en azından M.S. 10. yy.dan itibaren, Revvadilerden önce de Kafkasya’da bulunduğunu araştırmalarıyla ortaya çıkaran diğer bir bilim adamıdır[30]

Kürdlerin şimdiki Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki varlığı İslam sonrası Arap belgelerinde de bolca belgelenmiştir. Arap kaynakları, Kurd komutan Deysem İbrahim el Kurdi'nin 9. yy.da merkezi Berde[31] şehri olmakla Deysemi Kürd devleti kurduğuna tanıklık etmektedir[32].

Bugün de Berde ismiyle bilinen bu kent, Kura nehrinin kıyısında Kızıl Kürdistan'ın Doğu ve Kuzey Doğusunda bulunmaktadır. Berde merkezli Deysemi devletine ait sikkeler Avrupa ve Kafkasya müzelerinde korunmaktadır.

     Kuzey Azerbaycan'da kurulmuş Şeddadi Kürd Devleti(951-1164)  tarihte daha fazla iz bırakmıştır. Salariler devleti içerisinde, Kafkasya’nın Divin (Dibin, Debil, Dibil) bölgesinde yaşayan Revvadi Kürd kabilesine mensup Şeddadiler, Salarilerin zayıflamasıyla, önce 951’de Muhemmed ben Şeddad yönetiminde ata yurtları olan Divin’de kendi hükümranlığını oluşturmuş,[33] 971’de Muhammed’in oğlu Ali 1. Leşkeri Gence’yi ele geçirerek burayı devletin başkenti ilan etmiştir.[34]

Şeddadi Fezl ibn Muhemmed (985-1130) Gürcü ve Xezerilere karşı başarılı savaş yürüterek devleti daha da güçlendirmiş, ülkenin  sosyal, kültürel gelişimine önem vermiştir. Onun döneminde Aras nehri üzerinde yapılmış Xudaferin köprüsü (1027) hala da tüm azametiyle  ayakta kalmaktadır.

Yeri gelmişken, İslam dünyasını Haçlı seferlerinden koruyan şanlı Kürd kralı Salaheddin Eyyubi'nin de Revvadi aşiretinden çıktığı bilinmektedir. Salaheddin'in babasının Divin’li olması, Revvadi kökenli Şeddadi ve Eyyubiler arasında aşiretsel akraba bağlarına ışık tutmaktadır.   Gence şehrinde yaşamış büyük İran şairi Nizami Gencevi'nin annesinin de Revvadi sülalesinden olduğu bilinmektedir[35].    

 

113 yıl hükümranlık süren[36] ve hemen hemen Kafkasya'nın tümünü haraca bağlamış Şeddadi devletinin temel egemenlik alanı Arran bölgesi, Nahçıvan, Gence, Berde, Dubeyl ve Beylekan olmuştur. Arran; Güneyde Aras, Kuzeyde Kura nehirleri arasında yer alan, Derbend'e kadar uzanan bir bölgeydi. Roma ve Yunanlılar bu bölgeye Albanya, kavim olarak "Aryan" diyorlardı.

     Şeddadilerin hükümranlık yıllarında başkent Gence, yalnız Kafkasya'nın değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun önemli ekonomik, kültürel merkezlerinden biri haline getirilmiştir. 1063’te yapılan ünlü Gence kale kapısı bugün Tiflis’in Helam manastırında korunmaktadır. O dönemde Gence kütüphanesi, bölgenin  en kapsamlı bilim ocaklarından birisi sayılmaktaydı. Şeddadi sarayını ziyaret eden ünlü Tebrizli şair Getran Tebrizi, Gence'yi “bilim merkezi” ve “cennet diyarı” olarak tanımlamıştı. Yüzyıllar sonra da Şeddadililerin bıraktığı kültürel miras, Ortadoğu şairlerinin methiyelerine konu olmuştur. Şerefxan Bidlisi bile, Şeddadi hükümranlığının tarihe karışmasından 400 yıl sonra yazdığı “Şerefname”de Belgrad kalesinin muhteşemliğini, Şeddad sarayı ile kıyaslamak yolunu seçmiştir[37].

     Şeddadi Kürd devletinin 1164 yılında Selcuklu Türk hanedanlığı tarafından çökertilmesi ve başkent Gence'nin yakılıp yıkılması, ortaçağın önemli bir kültür merkezini de yerle bir etmiştir.

     Şeddadilerin çöküşünden sonra Azerbaycan'da Türk boyları nüfuz kazanmaya ve sayıca artmaya başlamıştır. Bu süreçten itibaren Azerbaycan Kürdlerinin asimilasyonu başlamış, Kürd aşiretlerinin bir kısmı Kızıl Kürdistan'ı çevreleyen dağlık bölgelere sığınarak kendi varlıklarını korumayı başarmıştır.

13. yy.da Kızıl Kürdistan'da ve sınırındaki Karbağ'ın tamamında hükümranlık eden Xaçın-Arsax devletinin kralı Hasan Celal döneminde, Kürdlerin bölgede söz sahibi olduğu ve dahası Hasan Celal’in Kürdlerle akrabalık bağları içerisinde bulunduğu başka bir tarihi gerçektir. Hasan Celal’in annesi  Xeri şah (Hürüşah), Gürcü kraliçesi Tamara'nın (hükümdarlığı:1184-1212/13), baş komutanları olan Gürcü soy ismini kabul etmiş Kürd kardeşler İvanê ve Zaxarê Mxargrdzeli’lerin kız kardeşiydi

     1587 yılında İran şahı Şah Abas döneminde Doğu Kürdistan'dan 24 büyük Kürd aşiretinin İran devletinin Kuzey sınırlarını pekiştirmek amacıyla Kafkasya'ya göçertilmesi, Kızıl Kürdistan ve ona sınır bölgelerde Kürdlerin nüfusunu daha da arttırmıştır[38]. Bu göçten sonra uzun süre Karabağ yöresinde bu Kürdlerin yaşadığı bölge, “24’ler” adlandırılmıştır[39]. Rus doğu bilimcisi Şopen, 1852 yılında yazdığı “Rusya İmparatorluğuna birleşmesi döneminde Ermeni vilayetinin durumu hakkında tarihi abide” kitabında Şah Abas’ın göçerttiği şia Kürd aşiretlerinin ismini sıralamıştır:

1.Garaçorlu (Garaçırlı); 2.Hesenanlı; 3. Kulikanlı; 4.Şadımanlı; 5.Milli; 6.Şeylanlı; 7.Tehmezli; 8.Eliyanlı; 9.Bergüşad; 10.Babalı; 11.Kulluxçu; 12. Gelovçu; 13.Ferixkanlı; 14.Sisyanlı; 15.Terterli; 16. Hacısamlı; 17. Sultanlı; 18. Guluxanlı; 19.Bozlu; 20. Elikyanlı; 21. Kolanı; 22. Püsyanlı; 23.Gorus[40]; 24.Poşanlı[41].  İsmi geçen aşiretlerin tamamı 1992 yılında  Ermeni orduları tarafından işgaline dek Kızıl Kürdistan topraklarında yaşamaktaydılar.

     Sınırlı araştırmacıların rapor ve kitapları, Azerbaycan Kürdleri hakkında ne denli yüzeysel bilgiye sahip olunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. 1929 yılında Kafkasya Kürdistanı’nda incelemeler yaparak  kapsamlı bir rapor yayınlamış prof. V.Gurko-Kryajin, Kürdlerin bu bölgeye yerleşme tarihini, 19 yy. başları olarak gösterip direk Rus fethi ile bağlantılandırmıştır[42]

20 yüzyılın başlarında Azerbaycan Kürdleri hakkında önemli incelemeler yapmış ve Kürdologlarca ismi sik sik anılan G.F. Çursin, Batı Azerbaycan'da yani Kızıl Kürdistan'da yaşayan Kürdlerin 1589 yılında Türk-Fars savaşından sonra burada yerleşik hale gelebileceği konusunda bir görüş ileri sürerek kendinden sonra gelen çokça araştırmacıyı yanlış bir istikamete sürüklemiştir[43]. Çursin'in ve diğerlerinin bu yanlış görüşü ortaya atmasının nedeni, 16. yy.dan önce Kafkasya Kürdlerine ait yazılı belgelerin çok sınırlı oluşundan  kaynaklanmıştır.

Hatta Kafkasya Kürdleri hakkında paha biçilmez tarihi etnografik incelemeler yürütmüş, Kürd halkının büyük dostu Tatyana Aristova, biraz kendinden önce gelen Kürdologların ve bölgede inceleme gezisi yürütmüş araştırmacıların etkisiyle, biraz da Kafkasya Kürdlerinin tarihine dönük tarihi belgelerin yetersizliği nedeniyle, incelemelerinde 19. yy.dan öncelere göz atmak zahmetine katlanmamıştır. 1960’lı yıllarda Kafkasya Kürdleri arasında birebir araştırmalar yürüten Bayan Aristova yazıyor: “Gezi çalışmaları zamanı belli oldu ki, hemen hemen tüm Kürdler, Kafkasya yaşlıları, bir kaide olarak, Kürdlerin Ortadoğu ülkelerinden göçmesi sonucunda kendi köylerinin oluşma tarihini hatırlamaktadır”[44]. Bayan Aristova’nın yukarıdaki belirlemesi şöyle bir eksikliği taşımaktadır: Bir çok Kürd aşiretleri hem 19. yy.da, hem bundan önceleri yalnızca Kürdistan ve Kafkasya arasında değil, Kafkasya içerisinde de değişik siyasi, ekonomik, sosyal nedenlerle sürekli yer değiştirmek durumunda kalmıştır. Kafkasya’ya yüzyıllar önceden yerleşmiş birçok aşiretin, 19.yy.da bu bölgenin sınırları içerisinde defalarca yer değiştirdiği, aşiret bağlarının zayıflaması ve doğal koşullar dolayısıyla yeni köyler kurduğu biliniyor. Ola ki, bu durumun dikkate alınmaması, Bayan Aristova’yı, incelediği köylerin tamamının 19. yy.da Ortadoğu’dan göç ettiği biçimindeki hatalı bir sonuca götürmüştür. Kelbecer’in Zeylik, Zengilan’ın Zilanlı ve Laçın’ın Minkend köylülerinin kendilerini Ferixkanlı, Şahsuvarlı ve Babalı olarak tanımladığını yazan değerli Tatyana Fyodrovna[45], örneğin Ferixkanlı ve Babalıların 1587 yılında Doğu Kürdistan’dan Kafkasya’ya göçertilen aşiretlerden olduğunu gözden kaçırmıştır.

     Kürdolojiye ve Kafkasya Kürdleri hakkındaki inceleme, araştırma çalışmalarına yansıyan böylesi hatalı bulguların sayısını daha da arttırmak mümkündür. Zorunlu ve doğal göçler, bölgede yaşayan Kürdlerin kaderi ve yaşam biçimlerinin bir parçası olmuştur. Salt tarih salnamecilerinin düştüğü birkaç satır nota ve değerli araştırmacıların ortaya çıkardığı bulgulara dayanarak tarihi gerçeklerin sonuca bağlandığını varsaymak mümkün değildir. Her yeni bir bakış açısı, yeni bir tarihsel gerçeğin ortaya çıkmasını beraberinde getirebilir. Tarih, durgun değil, canlıdır ve zaman aktıkça, bize biraz daha yakınlaşıyor. 

     Yukarıda bahsi geçen göçler, Azerbaycan Kürdleri’nin birkaç kuşaktan oluşmasını beraberinde getirmiştir. 1587 yılından önceki göçleri izleme imkanına sahip değiliz. Bu nedenle 16.yy.a dek  şimdiki Kuzey Azerbaycan topraklarında yaşayan Kürdleri bir bütün olarak Azerbaycan’ın “ilk kuşak Kürdleri” biçiminde tanımlamayı doğru bulduk. Bu kuşak, yüzde yüz asimilasyona maruz kalarak, etnik kök bağlarından kopmuştur.

İkinci kuşak, 1587’de göç ettirilen Kürdleridir. Sayıları on binleri bulan ve aşiret kimliklerini kaybetmiş bu kuşak, etnik kimliklerine de yabancılaşmıştır.

Üçüncü kuşak, 16 yy.dan sonra, özellikle 19. yy. boyunca ve 20. yy.ın başlarında Kürdistan’dan bu topraklara yerleşen kesimleridir. 19. yy.da yoğun savaşlar, ekonomik-sosyal altüst oluşlar, hem İran-Kafkasya, Türkiye-Kafkasya hem de Kafkasya içi Kürd hareketliliğini beraberinde getirmiştir.

 

 KAFKASYA KÜRDLERİ 19. yy.da

19. yy.a kadar ana dilinde konuşan Kafkasya Kürdlerinin ağırlıklı bölümü, “Kürd damarları” üzerinde yaşayan Kürdlerden ibaret olmuştur[46].  Geçmiş Şerur-Derelez illerinden geçen birinci Kürd damarının Batı kısmı, 1921’deki arazi düzenlemelerinde şimdiki Ermenistan Cumhuriyeti arazisine dahil edilmiştir. Kürdlerin tarihten beri meskun olduğu Kürdistan’ın bu arazi uzantısının esası ise Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalmıştır.

Bu notu düştükten sonra 19.yy.da Kürdistan’dan Kafkasya’ya yerleşmiş “üçüncü kuşak” Kürdler hakkında elde olan kısıtlı bilgilerden yola çıkarak, 19.yy. Kafkasya’sındaki Kürd tablosunu canlandırmaya çalışacağız.

 1801’de Gürcistan’ın gönüllü olarak Rusya’ya birleşmesi, Rus-İran ilişkilerini gerginleştirdi. 1804’de İran’ın Rusya’ya karşı başlattığı savaş, Rusya’nın zaferi ile sonuçlandı. Savaşı sona getiren Gülistan barış antlaşmasıyla (1813) Kuzey Azerbaycan ve Dağıstan Rusya tabiliğine geçti. Bu arada, 1805 yılında Kürekçay antlaşmasıyla Kızıl Kürdistan’ın esas kısmını içine alan Karabağ hanlığı Rusya’ya bağlanmıştı.  

Rus Çarı 1.Nikolay’ın (1796-1855) güney’e doğru genişlemeyi esas alan dış politikası sonucunda başlayan 2. Rus-İran savaşı (1826-1828) Türkmencay antlaşmasıyla bitti. Bu antlaşmayla  Doğu Ermenistan, Rusların buyruğuna girdi. Rus sınırları Aras ırmağına kadar genişledi. Rusya, Türkiye’yle yürüttüğü 1828-1829 savaşını da zaferle bitirdi ve Adrianopol atlaşmasıyla Apara, Poti, Axalsixi ve Axalkali’yi kendine bağlayarak Kafkasya’yı fiilen fethetmiş oldu.

1830’lu yıllarda Rusya İmparatorluğuna karşı isyan başlatan Şeyh Şamil’in son savaşçıları 1859’da alt edildi. 1864’de Kafkasya’nın Rusya’ya bağlanması resmen sona erdi. Berlin kongresi (1878) sonuçlarına göre Kürdistan’ın bir parçası Rusya’ya birleştirildi[47].

Kafkasya’da 60 yıl boyunca süren bu çalkantılı süreç, Kürdlerin göçleri ile zengin olmuştur. Kürdlerin ileri-geri göçleri İran-Rusya savaşları döneminden başlamış, Osmanlı-Rusya savaşları sürecinde devam etmiştir.

 Türkmençay antlaşmasının 14. ve 15. maddeleri, Kürdler de dahil sınır boylarında yaşayan halklara İran’dan Rusya’ya göçme izni vermekteydi.

     Bu göçlere Çarlık Rusya'sı Genel Kurmaylığı'nda görevli kaptan Averyanov, şöyle tanıklık etmiştir:

"Galiba bu yeni Rus bağımlıları[48] kendileri için yeni olan düzenden fazla hoşlanmamışlardı; böyle ki, onların Erivan hanlığına göçleri söz konusu olmuştur. Örneğin, 1810 yılında 140 aile Karabağ'dan Erivan Kürdleri'nin yanına kaçmışlardı. Kürdler, Rusların yalnızca vergi topladıklarına inanarak, kendilerini Farslardan korumayacağından çekinmekteydi; geçekten de İran ordularının Karabağ hanlığını devamlı istila etmesi, Kürdler de dahil, yerli ahaliyi son derece perişan etmekteydi"[49]. Averyanov, kendi notlarında Rusya İmparatorluğu'ndaki iç göçlerle birlikte İran'dan Rusya'ya olan göçlerden de örnekler vermiştir:

"Ama Kürdlerin İran'dan bizim topraklarımıza göç etmesi de yaşanmıştır. Örneğin, 1807 yılında Garadağlı Memmed Sefi Sultan, denetimindeki 600 Kürd aileleriyle birlikte Karabağ hanlığına yerleşme ricasında bulunmuştur"[50]. Yine Karadağ’da yaşayan Çelebiye Kürdlerinin aşiret başkanı, Rus yönetimine bin Kürd ailesinin Kafkasya’ya yerleşmesine izin verilmesi için müracaat etmiştir[51].

Rusya ve Osmanlı arasındaki Kırım savaşı döneminde ve ayrıca 1885 yılında bir çok aşiret Kuzey Kürdistan’dan Kafkasya’ya geçmiştir[52]. 19.yy.ın sonuna doğru ise çok sayıda Kürd ailesi İran’dan (Doğu Kürdistan) Erivan valiliğine dahil olan Nahçıvan ve Surmeli kazalarına göç etmiştir[53].

Bu süreçte Rusya buyruğunda yaşamaya başlayan Kürdlerin, zayıf ve aralıklarla da olsa Ruslar ve bölgenin diğer halklarıyla entegrasyonu başlar. Göçebe yaşam tarzından yerleşik yaşama geçiş hızlanır.

19. yy.ın ilk on yıllarına ait belgelerden sonradan büyük kısmi Kızıl Kürdistan içerisinde yer almış Doğu Derelez’de 44 yerleşim birimi olduğunu, bu köylerde yaşayan 910 aileden 633’ünü Kürdlerin, 247’ni Ermenilerin oluşturduğunu öğrenmekteyiz. Belgelerde üç Kürd beyi tarafından yönetilen köylerde dokuz Kürd aşiretinin meskun olduğu ifade edilmiştir[54]. Burada ismi geçen Hacı Samlı, Şadımanlı, Gelovcu, Kulikanlı, Hesenanlı, Bozlu, Ferixkanlı, Püsyan ve Milli aşiretlerinin 16. yy.da 1. Sah Abas tarafından Kafkasya’ya göçertilen 24 aşiret içerisinde yer aldığını gözlemlemekteyiz.  Ne var ki, sonralar bu aşiretler Kızıl Kürdistan’ın ve Azerbaycan’ın diğer bölgelerine doğru sıkıştırılmıştır[55].

Bu dönemde Çar yönetiminin idari kolaylık sağlamak için Kürdler arasında aşiret, ağalık ve şeyhlik sistemini koruma yaklaşımlarına rağmen, ağalık sistemi üzerinden yürütülen ağır vergiler bu düzene tepkilileri beraberinde getirmiştir.

19. yy.ın ikinci yarısından sonra ağalık düzenindeki çatlakları telafi etmek ve Kürd aşiretlerini tam yönetimlerine almak amacıyla Çar hükümeti bir dizi projeler geliştirmiştir.

General Suslov tarafından hazırlanan “1854 yılında Türkiye’den Erivan eyaletine geçmiş Kürdleri yönetme projesi”, vergi baskısını zayıflatarak Çarlığın Kuzey Kürdistan kökenli Kürdler üzerinde etkisini artırmayı öneriyordu[56]. 1855’de albay Loris Melikov’un “Kürdin[57] aşiretlerinin yönetilmesi kuralları” projesinde, göçebe Kürdleri hem hükümete tabi ettirmeği, hem de onlardan Rusya sınırlarını korumak için askeri birlikler örgütlemeyi hedeflemişti[58].

19. yy. savaşlarında Kürdler, İran ve Türkiye tarafından Ruslara yönelik mücadelede kullanıldığı gibi, Kafkasya Kürdlerinden kurulan özel birlikler de Osmanlıya ve İran’a karşı savaştırılmıştır. 1828-1829 Rus-Türk savaşında 400 kişilik süvari Kürd alayı, 1853-1856 Kırım savaşında Kars ve Erivan Kürd alayları, 1877-1878 Rus-Türk savaşında 13 bin Kürd savaşçı Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Ruslarla birlikte savaşmışlardı.[59]

Rusya savaşlarında Kızıl Kürdistan dışındaki Kafkasya Kürdleri savaştırılmıştır. A. Bukşpan bunu, geçmiş Yelizavetpol eyaletindeki (sonradan Kızıl Kürdistan adlanan araziler bu eyalete dahildi) Kürdlerin savaşın sürdürüldüğü sınır bölgelerinden uzakta yaşaması ile izah ederek, Kürdlere salt askeri güç olarak yaklaşan Çar hükümetinin,  buradaki Kürdlere önem vermediğini yazmıştır[60]

Averyanov, bu konuya daha da açıklık getiriyor: “Yelizavetpol eyaleti[61] Kürdleri, diğer Rus Kürdlerinden tamamıyla izole olmuştur; böyle ki, onları Erivan eyaleti Kürdlerinden eni 130’dan 150 verste (1 verst= 1066 m.) kadar olan geçilmez ve hemen hemen yolsuz dağlık bölge ayıkmaktadır. Bu Kürdlerin, bizim Türkiye’yle savaşımızda olası operasyon alanlarından böylesi uzaklığı, onların siyasi önemini sıfırlıyor. Onlar bizim İran’la savaşımızda da önem arz etmeyecektir; böyle ki, Yelizavetpol eyaletinin en kuytu hissesinde yerleşen bir birlik, askeri açıdan İran’la savaşta hiçbir rol oynamaktadır[62].

Yelizavetpol eyaleti Kürdleri, Rusya İmparatorluğu’nun genel askeri ve siyasi yaşamı dışında kalmış, yarı bağımsız, yarı özgür bir yaşam sürdürme alışkanlıkları edinmiştir. 19.yy.da eski Kızıl Kürdistan dağları devlete ve yerel iktidarlara baş kaldıran onlarca küçük çaplı isyancı guruba siper olmuştur. Bu isyanlardan en önemlisi, Azerbaycan’ın “milli kahramanı” sayılan, hakkında kitaplar yazılıp filimler çekilen Kaçak (eşkıya) Nebi’nin (1854-1896) öncüllüğündeki isyandır[63].

19. yy. Rus belgelerinde Kafkasya’nın Tiflis ve Erivan eyaletlerinde,  Kızıl Kürdistan’ı da içine alan Karabağ bölgesi genelinde ve Nahçıvan’da yaşayan Kürdler hakkında dağınık bir çok bilgiye rastlamak mümkündür. Bu veriler içerisinde ilgi çeken bulgular fazlasıyladır. Örneğin, 19. yy.ın sonlarında Karabağ’da Kürd köylerinin Ermeni köylerinden daha fazla olması (69 Kürd köyünde 3.510 aile ve 18.603 Kürd; 47 Ermeni köyünde 3408 aile)[64], bugün bölgedeki siyasi oluşumlar bağlamında meseleye baktığımızda enteresan görünebilir. 

 

19.yy. da İSTATİSTİK

19. yy. dan önce Kürdlerin Kafkasya’daki sayısı hakkında herhangi bir fikir ileri sürmek mümkün değildir; bu konuda hiçbir veri bulunmamaktadır. Fakat 19. yy. sonu, 20. yy. başlarında bu etnik birimin bölgede küçümsenmeyecek sayıda olduğu dönemin istatistik sonuçlarına yansımıştır. Aşağıda sıralayacağımız verilerin, gerçeğin tamamı olarak kabul edilmemesi gerektiğini, bu verileri hazırlayanların kendilerinin belirlemelerinden çıkarmak olasıdır. 19. ve 20. yy. kavşağında bölgede incelemeler yürütenlerin bir çoğu, Kürdlerin yaşadığı bölgelere ulaşmanın zorluğundan, Kürdlerin başka etnik kesimlere ait edilmesinden ve asimilasyondan dolayı bu halkın sayısının daha fazla olabileceği hususunda not düşmüşlerdir.

Fakat istatistik belgelere yansıyan rakamlar bile Kürdlerin bölgedeki yoğunluğunu algılamak için yeterli olabilir.

1855 yılında basılan “Kafkasya  takvimi’ndeki malumatlara göre, 1855 yılında Zengezur kazasının[65] 134 yerleşim biriminin 77’inde Kürdler oturmakta; genel kaza nüfusunun (14 bin 634 kişi) 83.7’ni Kürdler, 16.3’nü Azeriler oluşturmaktaydı.[66]

19. yy.ın ikinci yarısında Azerbaycan’da ağırlıkta Kürdlerin yaşadığı yüzden fazla “Kürd devlet köyü”nün varlığı kayda alınmıştır. (Bu köylerin listesi Ek’te) Bunun dışında bölgede bütün Kürd köylerinin % 20-30 kadarı da devlet köyü sayılmayan köy bulunmuştur.[67]

Örnek verdiğimiz kitapta Azerbaycan’daki onlarca kabilenin yalnızca ikisi olan Püsyan ve Garaçorlu Kürd kabileleri hakkındaki ayrıntılı bilgiler, Kürdlerin sayısı konusundaki çarpıtmalara  tutarlı bir yanıt olarak seslenmektedir[68].

Püsyan Kürd Kabilesi

NO

Кürd aşiretleri

Aile

Erkek

Kadın

1.

Babalı

879

2529

2286

2.

Sultanlı

240

658

586

3.

Zodanlı

132

413

352

4.

Potanlı[69]

142

367

336

 

Toplam

1392

3969

3560

      

 

 

                  

 

 

 

 

 

 

                 Garaçorlu Kürd Kabilesi

NO

Kürd aşiretleri

Aile

Erkek

Kadın

1.

Hacısamlı

211

775

639

2.

Gelovcu (Geloxçu)

418

1471

1341

3.

Tehmezli

407

1364

1241

4.

Şadmanlı

315

913

806

5.

Şeylanlı

332

836

759

6.

Eliyanlı

110

385

324

 

Toplam

1693

5674

5111

 Her iki kabileyi oluşturan ailelerin toplam sayısı: 3085 aile;

 Toplam nüfus sayısı: 18.314 kişi.

 

Bu kaynağa göre Yelizavetpol eyaletinin devlet köylerinde 34.162 Kürd (6.423 aile) bulunmaktaydı. Her köyde 500’den fazla kişinin oturduğu bilgisine istinat ederek, devlet köyleri dışında yaşayanları da eklediğimizde, eyalette ortalama 50 bin Kürdün var olduğu ortaya çıkmaktadır.

Sovyetler döneminde olduğu gibi Rusya imparatorluğu zamanında da nüfus sayımında Kürdlerin sayısının üstünkörü kayda alındığı belgelerden açıkça görülmektedir. Özellikle şimdiki Azerbaycan arazisinde yaşayan Kürdlerin sayısı kayıtlarda kah artmış, kah azalmıştır. Kürdlerin bazen etnik kimlik değil, dini kimlik altında, bazen Kürdçe konuşma niteliğine göre kayda alınması, dağlık yörelerde yaşayan Kürdlerin ise genellikle kayıtlara girmemesi, bir çok araştırmacılar tarafından sayılar arasındaki zikzakların nedeni olarak gösterilmektedir.

Bu konuda inceleme yapmış nadir araştırmacılardan birisi olan Daniel Müler, A. Dir’in 1912’de Almanya’da yayınlanmış “Kafkasya halklarının antropoloji ve etnografik yapısı” kitabına istinat ederek, 1902 yılında Yelizavetpol eyaletinde 44 bin, 1910 yılında 52 bin Kürd’ün yaşadığını ileri sürmektedir. D. Müller’e göre, Ekim devrimi (1917)arifesinde, şimdiki Azerbaycan arazisinde en az 60 bin Kürd yaşamaktaydı. Ancak İmparatorluk nüfus sayım belgelerinde aynı yıl bu topraklarda Kürdlerin sayısı 4 binden bile az verilmiştir.[70]

1897 yılı nüfus sayımında Kürdçe konuşan Kürdlerin sayısı, Kızıl Kürdistan’ı içine alan Yelizavetpol eyaletinde 3 bin 42 kişi, Kafkasya genelinde 99 bin 832 kişi olarak hesaplanmıştır[71].

1917’de basılan ‘Kafkasya takvimi’nde ise 1 Ocak 1916 tarihi itibarıyla Kafkasya Kürdlerinin sayısı 132. 257 (bunlardan 97.047’si Müslüman, 35.210’u Yezdi) kişi gösterilmiştir[72].   

1897 yılı resmi istatistik rakamlarını, Yelizavetpol (Kızıl Kürdistan) Kürdlerinin ağırlıklı bölümünün kayıt dışında tutulmasına rağmen, veri alarak Kafkasya kökenli “Sovyet Kürdleri”nin bugünkü sayıları hakkında fikir yürütmek mümkündür. 99.832 rakamını esas alırken, bunun yalnız Kürdçe bilen Kürdleri ihtiva ettiğini bir daha  hatırlatmak ihtiyacı duymaktayım. Çünkü 20. yy.ın başlarında yukarıda sözünü ettiğimiz Azerbaycan’ın “birinci kuşak Kürdleri” ana dillerini tümden unutmuş, “ikinci kuşak Kürdleri”nin asimilasyonuysa tamamlanmak üzereydi.

Anlaşıldığı kadarıyla 1897 nüfus sayımında Kafkasya’nın diğer bölgelerindeki Kürdlerle birlikte Azerbaycan’da yaşayıp Kürdçe konuşan “üçüncü kuşak Kürdleri”nin yalnız bir kısmı hesaba katılmıştır.

1897’de ağırlıkta Kürdlerin yaşadığı Kızıl Kürdistan topraklarının dahil olduğu Yelizavetpol eyaletinde yalnız 3042 Kürd’ün kayda alınması, yukarıda belirtilenleri kanıtlamaktadır. 1930 yılının başlarında Azerbaycan Planlama Komitesinin Laçın ve Kelbecer illerinde genel nüfusun %99,3’nü Kürdlerin teşkil ettiğini açıklaması ise belirlememizin diğer bir kanıtı olarak seslenmektedir.

Son yüz yılda Kafkasya nüfusunun sayısı ortalama beş defa artmıştır. Kürdler arasındaki doğum oranının yüksekliği de dikkate alındığında, yalnız 1897 yılında kayda alınan yaklaşık yüz bin Kürdçe bilen ve konuşan Kürd’ün bugün 600 (altı yüz) bin sayısına ulaştığı basit hesaplamalarla ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Azerbaycan ve Türkmenistan Cumhuriyetleri’nde Kürd olarak kayda alınmamış ve asimle olmuş yüz binlerce etnik Kürdün varlığı söz konusudur. Bu basit matematik hesaptan yola çıkarak bugün BDT ülkelerinde 1 milyon etnik Kürdün yaşadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Fakat daha sonraki yıllarda kayda geçen rakamlara yüzeysel bir bakış bile SSCB çapında Kürdlerin sayısının hayret yaratacak biçimde sahteleştirdiğini açıkça ortaya çıkaracaktır.

 

DEVAMINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN.... 




[1] T.F.Aristova “Kafkasya Kürdleri” Moskova, 1966, s., 20, Rusça.

[2] Merkezi İstatistik Komitesi yayınları 1905, Rusça.

[3] “Büyük Sovyet Ansiklopedisi” Moskova ,1937, say., 532-535, Rusça. 

[5] Kızıl Kürdistan illeri hakkında geniş bilgi için Eklere bak.

[6] A.Bukşpan “Azerbaycan Kürdleri” Baku, 1932, s.,67, Rusça.

[7] Borelan, Qiqaç, Axeyar, Qerebıru, Yanıx, Demerli, Gorevan, Mentika Şevlika, Gorevaneyi, Kelafel vb. köylerde yaşayan Bruki kabilesine bağlı Şewlika, Banoka, Beşka, Qotka, Elka, Pirka, Hiçimka, Mısırka, Hesenka vb. soylar, ayrıca Celali aşiret üyeleri sürülmüştür.

[8] Derelez: Kürdçe “Der” (yer) ve “lez” (acele, çabuk) kelimelerinden oluşmuştur. Kaçkınların, acelesi olanların toplandığı yer anlamındadır.

[9] Sisyan: “Sisyan” isimli Kürd aşiretinin isminden türemiştir.

[10] Hekeri: “Hekeri” isimli Kürd aşiretinin ismine göre adlandırılmıştır.

[11] Lavissa ve Rambo “19. yüzyıl tarihi”, Moskova, “1939, s., 298, Rusça.

[12] A. Bukşpan “Azerbaycan Kürdleri”, Baku, s.,63-64, Rusça.

[13] Heradot “Tarih”. Moskova, 2001, Rusça.

[14] Strabon “Tarih” Moskova, 1994, XI, VII, 1; XI, VIII, 8; XI,XIV, 14, Rusça.

[15]  Letif Memmed “Mihraniler sülalesi zamanında Kürd Hıristiyan devleti “ “Drujba” (Dostani) Moskova, 2002 ,  № 18-19. s., 55-65, Rusça.

[16] a.g.e. 

[17]  Strabon “Tarih” Moskova, 1994. XI, IV, 6; Rusça.

[18]  Yareliyev ve Alupanskaya “Kafkasya-Alban yazıları ve Lezgi dili” Mahaçkala, 1995, Rusça; Yine bak: Moisey Kalankatuyskiy “Albanya Tarihi” Baku, 1993, Azerice.

[19] Yareliyev ve Alupanskaya “Kafkasya-Alban yazıları ve Lezgi dili” Mahaçkala, 1995, Rusça

[20] O dönemde Albanya’da Kürd kabilelerinin de içerisinde yer aldığı aşağıdaki İran dilli kabileler yaşamaktaydı: Bil (balasici), kel (kelan, kelani), mux (muxran), sulı, culı, alak (alkan, alian), şarv (şarvan), barz (barzan), ran, garg (gargar), gav, cek, şek (şekkaki), kaç (kaçki, kaçkan: kaspiler), mik (mikran). Bu kabilelerden hangilerin söz konusu devlet içerisinde yer aldığı araştırma konusudur.

[21] Moisey Kalankatuyskiy “Albanya Tarihi” Baku, 1993, I, V;  Azerice.

[22] Letif Memmed “Mixraniler sülalesi zamanında Kürd Hıristiyan devleti “  “Drujba” (Dostani) Moskova, 2002 ,  № 18-19. s., 55-65, Rusça.

[23] Kambisen/Kambiçan: Kuzey Azerbaycan’ın şimdiki Mingeçevir ili. Kızıl Kürdistan’ın Kuzey’inde yerleşir.

[24] Moisey Kalankatuyskiy “Albanya Tarihi” Baku, 1993, II., s.,19, Azerice.

[25] Letif Memmed “Mixraniler sülalesi zamanında Kürd Hıristiyan devleti “  “Drujba” (Dostani) Moskova, 2002 ,  № 18-19. s., 55-65, Rusça.

[26] V.F.Minorski “9.-10. yy.da Şirvan ve Derbend tarihi” Moskova, 1963, Rusça.  

[27] M.A.Abbasova, N.C. Bendeliyev, X. X. Mamedov “Büyük Kafkasya’nın Güney Doğu Toponimiği”. Baku, 1993, Azerice.

[28] Moisey Kalankatuyskiy “Alban Tarihi”. Baku, 1993, s.,14, Azerice.

[29] Garnik Asatryan “İran etnolojisi hakkında notlar”, Erivan, 1998, s., 41, Rusça

[30] Dimitri Piribari “Yezdi Kürdleri Güney Kafkasya’da”. www. ezdixane.com. Kürdçe.

[31] Albanya devletinin başkenti olan, Uti vilayetinde yerleşen Berde (Partav) 5.yy.da kurulmuştur. (M. Kalankatuyskiy “Albanya Tarihi” Baku, 1993, s.,4) Mana devletinin vilayetlerinden birinin başkenti M.Ö. 8. yy.da Parda adlanmıştır. (İ.M. Dyakonov “Urartu tarihinde Asuri-Vavilyon kaynakları”, Kadim tarih haberleri, 1951 №2, s., 317;.) L. Memmed, Partav kelimesinin Kürd dilindeki “Par tav” (“Güneşin/Tanrının bahşişi) kelimesinden geldiğini yazmakta, ek olarak Ş.X. Bitlisi’nin bahsettiği “Partafi” Kürd kabilesinin varlığını hatırlatmaktadır. Diğer bazı araştırmacılar ilse 'Berde' isminin Kürdçe "berde" (bırak), "berdayi" (bırakılmış) veya "ber te" (karşıdaki) kelimesinden geldiğini ileri sürmektedir. 

[32]Arşak Poladyan “7.-10. yy.da Arap kaynaklarına göre Kürdler, Erivan, 1987. Rusça.

[33] “Azerbaycan tarihi”, Baku, 1996, s., 208, Azerice.

[34] “Gence”, Baku, 1994, s., 10-11, Azerice.

[35] K.İ.Mirzoyev “Kürdler küçük ansiklopedi”, Almata, 2001, s.,23-24, Rusça. Nizami Gencevi “Leyla ve Mecnun” destanının giriş bölümünde annesinin Kürd reisinin kızı olduğunu yazmıştır.

[36] Şeddadileri hükümdarları konusunda kronoloji Ek’tedir.

[37] Şerefxan Bidlisi “Şerefname” Moskova, 1976, s., 190, Rusça.

[38] Şerefxan Bidlisi “Şerefname” kitabının Rusça tercümesi, Moskova, 1976, s., 260.

[39] Şamil Esgerov “Azerbaycan Kürdleri” Baku, “Azerbaycan’ın sesi” gazetesi, 11 Haziran 1993.

[40] Baharlı’ya göre Türkleşmiş Gorus Kürdleri,  İran’ın Hemedan eyaletinin Gorus yöresinden gelmişler. Bunları İran Şahları çeşitli dönemlerde Kafkasya’ya yerleştirmiştir. Memmedhesen Velili Baharlı  “Azerbaycan”, Baku, s.,59

[41] A. Elekberov “Kürd kültürünün öğrenilmesi meselesi”, Azerbaycan şubesi eserleri XXV s., 40-62.  Yine bak: Şamil Esgerov “Azerbaycan’da Kürdler” “Dengê Kurd” gazetesi, Baku, 2004, NO 6/ 64.

[42] “Zarya Vostoka” gazetesi. 16 Ağustos 1929, NO 186 ve 18 Ağustos, NO 188.

[43]  G. F. Çursin “Azerbaycan Kürdleri”, “Kafkasya tarih-arkeoloji enstitüsü haberleri” 3. cilt. Tiflis, 1925.  Yine bak: A. F. Lyaster ve G. F. Çursin “Kafkasya  Coğrafyası”. KSFSC’nin fiziki coğrafyası ve etnografisi hakkında denemeler” 1929, s., 300, Rusça.

[44] T.F.Aristova “Kafkasya’da çağdaş Kürd yerleşim birimlerinin ortaya çıkması tarihinden” “Sovyet Etnografisi”  Moskova, 1962, NO 1. Yine bak: T.F.Aristova “Kafkasya Kürdleri“ Moskova, 1966. s., 39, Rusça.

[45] T.F.Aristova “Kafkasya Kürdleri” Moskova, 1966. s., 48, Rusça.

[46] “19. yy.a değin ana dilini unutarak asimilasyona uğramış Kafkasya Kürdleri, Azerbaycan’ın değişik bölgelerinde, kimsen Gürcistan’da bulunmaktaydı.

[47] “Dünya tarihi”, Moskova, 2000, s., 326, 337-338, Rusça.

[48] Burada söz konusu olan, 1805 yılında Rusya tarafından faktik olarak işgal edilen Karabağ hanlığındaki Kürdlerdir. Karadağ hanlığı, Aras nehrinin Kuzey’inde, Kızıl Kürdistan’ın Doğu’sunda yerleşmekteydi.

[49] Averyanov "Kürdler 19. yüzyılda Rusya'nın İran ve Türkiye ile savaşlarında" Tiflis, 1910., s., 24, Rusça.

[50] a.g.e. s., 24.

[51] a.g.e. s., 31.

[52] N.X. Mahmudov “Kurd halkı”, Erivan, s., 214, Ermenice.

[53] H. A. Xalfin “Kürdistan uğruna mücadele”, Moskova, s., 114, Rusça.

[54]  “Nahçıvan eyaletinin istatistik tarifi” Sank-Petersburg, 1833. s., 80, Rusça.

[55] Şamil Esgerov “Azerbaycan Kürdleri” Baku, “Azerbaycan’ın sesi” gazetesi, 11 Haziran 1993, Azerice.

[56] İ. L. Baxtadze “Kafkasya diyarının göçebeleri” “Kafkasya diyarının devlet köylülerinin ekonomik yaşamının öğrenilmesi materyalleri” 3. çilt, 3.bölüm, Tiflis 1888, Rusça. Yine bak: X.M. Çatoev “Sovyet Ermenistan’ı Kürdleri”, Erivan 1965, s., 17, Rusça.

[57] 19.yy.a ait bir çok Rus belgesinde Kürdler, “Kurdin” biçiminde adlandırılmıştır.

[58] X. M. Çatoev “Sovyet Ermenistan’ı Kürdleri” Erivan, 1965., s., 17, Rusça.

[59] V. F. Minorski “Kurdler. Notlar ve gözlemler”. 1915, s., 42, Rusça.  

[60] A. Bukşpan “Azerbaycan Kürdleri”. Baku, 1932. s., 58.

[61] Yelizavetpol guberniyası (eyalet, valilik) 1868 yılında oluşturulmuş, bu dönemde Kafkasya’da Kürdlerin yaşadığı temel bölgeler, Kızıl Kürdistan toprakları dahil, bu inzibatı arazi bölümü içerisine alınmıştır. 1921 yılında guberniya 8 kazaya ayrılmış, bunlardan 6’sı Azerbaycan SSC dahilinde kalmıştır. Esasta Kürdlerin yaşadığı Zengezur kazasının bir kısmı Ermenistan’a tabi edilmiştir.  (Daniel Müler “1920-1991 yıllarında Sovyet Azerbaycan’ında Kürdler” Cantral Asian Survey, 2000, s., 41-77)

[62] Averyanov "Kürdler 19. yüzyılda Rusya'nın İran ve Türkiye ile savaşlarında" Tiflis, 1910, s., 325.

[63] 1854 yılında Zengezur kazasının Aşağı Mollu köyünde (Şimdiki Kubatlı iline bağlı) doğmuş Kaçak Nebi, bölge iktidarı tarafından desteklenen yerel feodallerle girdiği çatışma nedeniyle Kızıl Kürdistan dağlarına çekilmiş ve 20 yıl boyunca öncüllük ettiği küçük guruplarla Çar hükümetine ve onun yerel ağalarına karşı mücadele yürütmüştür. Kaçak Nebi ve onunla birlikte elde silah savaşan eşi Hecer hanım hakkındaki şarkılar hala da halkın dilinden düşmemiştir. 

[64] Şamil Eziz “19. yy. sonunda Karabağ haritası” makalesi, “Azerbaycan” gazetesi,. Baku, 5 Ocak 1990, Rusça.

[65] Zengezur kazası, 1923’te oluşturulan Kızıl Kürdistan arazilerinin ağırlıklı bölümünü kapsamaktaydı. Bu kaza 1868’de kurulan Yelizavetpol eyaleti içerisine alınmış, 1921’de bir kısmı Azerbaycan’a, diğer bir kısmı ise Ermenistan’a dahil edilmiştir. “Zengi” bir Kürd aşiretinin ismi, “zur” Kürdçe taşlık, cıngıllı yer, çıngırak, çıngırdak demektir.  “Zengezur” toponimi, “zur”da, yani taşlık, arazide yaşayan Zengiler anlamını taşımaktadır. Kürdistan’da ve Ortadoğu’da “zur” sonluğuyla oluşan bir çok yer ismi vardır. Örneğin: Şehrizur.

[66] Daniel Müler “1920-1991 yıllarında Sovyet Azerbaycanı’nda Kürdler” Cantral Asian Survey, 2000 say. 41-77, Rusça.

[67] “Aile listelerine dahil edilmiş Kafkasya ahalisinin istatistik verileri hakkında rapor” Tiflis, 1893, 4.bölüm, s.,13. Yine bak: “Kafkasya diyarı devlet köylülerinin ekonomik yaşam tarzının öğrenilmesi materyalleri”, Tiflis, 1886, 4.cilt, Rusça.

[68] a.g.e., s., 13.

[69] Potanlıların bir kısmı Gubadlı ilinin Xanlık kendinde yaşamıştır. “Mem û Zin” yazarı, büyük Ahmedê Xanî’nin Xanlık (Xanî) köyünde doğdu hakkındaki bazı görüşler, araştırma-inceleme yazılarına konu olmuştur.

[70] Daniel Müler “1920-1991 yıllarında Sovyet Azerbaycanı’nda Kürdler” Cantral Asian Survey, 2000, s., 44

[71] Rusya İmparatorluğu Merkezi İstatistik Komitesi yayınları 1905.Yine bak: A.Bukşpan “Azerbaycan Kürdleri” Baku, 1932, s.,60

[72] A.Bukşpan “Azerbaycan Kürdleri” Baku, 1932, s.,60

 

Yorumlar

Salam Hejar bey.Biz Lacinin Aliqulu kendindenik.Bize Memmed Sefi neslingensiniz deyirdiler.Bu Qaradagli Memmed Sefidir? Bir melumatiniz var?

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News