ala kurdistan
Ey Reqîb

Dünya Liderlerine Mektup Modeli-Efrin

Bu mektup, her yaştan insanlarımızın devlet başkanlarına göndermek için bir modeldir. El yazması yada bilgisayar yazması fakat normal zarflı bir mektupla her yaştan insanlar başta ABD, Almanya, Fransa devlet liderlerine veAvrupa Parlamentosu’naİngilizce, Fransızca, Almanca ve istediği dilde yazıp göndermeli. Hatta sistematik olarak gerekirse her hafta göndermeli. Tüm eylemselliklerimizinyansıra bunuda bir toplumsal kampanyaya dönüştürmeliyiz. Mektubun çok uzun olması şart değil, isterseniz kişisel düşünce, kaygı ve duygu ve feryatlarınızı da yazınız. 
 
Sayın Başkan………Erdoğan Suriye’deki savaş politikasıyla ve yaptığı katliamlarla bir savaş suçlusu durumundadır. Suriye’deki bütün yıkımın baş sorumlusudur. Ancak bütün katliam ve jenosid planlamalarına karşın başarılı olamayınca, bizzat kendi örgütlemesi olan İslamcı terör örgütleriyle birlikte Suriye topraklarında en istikrarlı ve hiç savaşın yaşanmadığı Efrin’e saldırarak, Kürd halkının özgürlük umutlarını kırmak ve bölgeyi bir kaosa çevirerek diktatörlüğünün ömrünü uzatmak istiyor. Bu diktatör aynı zamanda Kürd halkının dilinin  ve kültürünün de yasakçısıdır.
Erdoğan’ın Efrin’e saldırısı bir çok nedene dayanıyor. Birincisi, tarihsel olan Kürd düşmanlığına dayanıyor, özellikle Kerkük yenilgisinden cesaret alıyor ve aynı sömürgeciler ve müttefikleri Rusya’nın izni ve desteği ile Efrin’e saldırıyor, Sur, Cizre ve Şırnak katliamlarının aynısını uygulamak istiyor. Başından beri İŞİD’e büyük destek verdi,İŞİD yenilince kalıntılarıyla Ankara,Suruç ve Diyarbakır’da sivil halk içinde bombalar patlattı ve şimdi de İŞİD’inKobane’de yapamadığını Efrin’deyapmak istiyor. 
Türkiye destekli İŞİD ve El-Kaide türevli diğer terör örgütleri bütün demokratik dünya için büyük tehlike oluştururken, hiç bir ülke ciddi ve caydırıcı bir tepki göstermemiştir. Bölge’de İŞİD’e karşı büyük bedeller vererek savaşan Kürd halkı olmuştur.İslamcı teröristlere karşı mücadelede Kürdlerin binlerce insan kaybı, milyar dolarlarca maddi yıkımı sözkonusudur. Bundan dolayı modern demokratik dünya, Türk devletinin Kürtlere karşı yürüttüğü katliam ve jenosit politikalarını göz ardı etmemeli.
 
Batılı ülke, kurum ve şahsiyetlerin Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin bu saldırganlığına karşı sesiz kalması, ekonomik ve siyasi çıkarlarını öncelemesi, telafisi mümkün olmayan sonuçları doğuracaktır.Kürdler Ortadoğu’da demokratik, çoğulcu, laik yaşamınmücadelesini veriyorlar. Eger dünya bu saldırganlığa seyirci kalırsa, 2. dünya savaşının sonuçlarıyla kıyaslanabilecek durumlar ortaya çıkar. Bu da Ortadoğu ve dünya için bir felakete dönüşür.
 
Bir insan olarak, her türden saldırganlığa sesiz kalmanın onu onaylamak anlamına geldiğini düşünüyorum. Kürdler sözkonusu olduğunda barış ve demokrasi misyonuyla yükümlü olan kurum ve şahsiyetler üç maymunu oynamaktadır. Bu tepkisizlik de her defasında Kürdlerin katliamına dönüşüyor. Daha iki yıl önce Türk devleti kendi sınırları içindeki 10 şehri yerle bir etmesine, 3 bin kadar sivil Kürdü katletmesine rağmen, modern dünya ses çıkarmamıştır. Tayyip Erdoğan diktatörlüğü bugün başka bir ülkenin sınırları içinde olan Kürdleri tümüyle jenosidten geçirme ve yerine islamcı teröristleri ikame etme girişimi bundandır.
 
Türk devleti Efrin’e saldırısıyla yüzlerce çocuk ve kadından oluşan siviller katledilmiş, 3 bin yıllık tarihi yerler bilinçli bombalanarak imha edilmiştir.
Birey olarak Kürd Halkının Self Determinasyon hakkı ve bütün taleplerinde haklıdırlar. Türk devletinin Anadolu’da yaşayan Ermeni, Rum, Süryani ve Yahudi halklarına karşı uyguladığı jenosit uygulamalarının güncel versiyonu olan Kürd katliamlarının önüne geçmeli. Kürdlerintalep ve istemleri Uluslararası hukukun tanıdığı haklardır. Modern dünyanın bunu inkarı, kendini inkardırki, bu da Erdoğan’ın faşist uygulamalarına gözyummaktır. 
 
Tarihsel olgular bize bir kişinin sürekli ve sınırsız yükselişinin geride kalan insanların aynı paralelde küçüldüğünü göstermiştir. Hitleri Hitler yapan kendisinin büyük dehası degil, onu sınırlandırması gereken güçlerin faşizmin yükselişini görmezlikten gelmeleriydi. Şimdi de tarihin bir tekrarını yaşıyor gibiyiz. Sadece yer ve zaman farklılığı vardır. Hitlerin yerini Erdoğan, Yahudilerin yerini de Kürdler almıştır. Eğer Erdoğan faşizmi durdurulmazsa, insanlık 2. dünya savaşındakine benzer acılarla karşı karşıya gelecektir.Erdoğa’nın katliamcı bir faşist olduğu bütün dünyaca bilinmesine karşın ses çıkarılmamaktadır
Bu çağda insanlığın, Hitlervari bir heves içinde olan Türk devletini büyük acılar yaşanmadan durduracak cesaret ve kararlılıkta olduğuna inanıyorum. Ortadoğu’da Türkiye’nin eliyle yaygınlaşan ırkçı faşizme karşı ikirciksiz bir duruşun sahibi olmak, insanlık tarihine saygı olduğu gibi özgürlüğümüzü de güvence altın almaktır.
 
Bu konuda bir çaba içinde olacağınıza inanıyor, yürekten saygılarımı sunuyorum
 
İmza :
 
Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News