ala kurdistan
Ey Reqîb

Zozan Kurdish Shop

IŞID'ın Zuhuru- İsmail Beşikçi

IŞİD’in Suriye’de ve Irak’ta güçlenmesi Kürd/Kürdistan sorunuyla yakından ilişkilidir. Şu iki sorunun sorulması ve bu sorulara makul cevaplar aranması önemlidir.

IŞİD kimlerle savaşmaktadır, savaş gücünü kimlere karşı kullanmaktadır. IŞİD’e karşı kimler savaşmaktadır?

Bu iki soru, IŞİD’in Suriye’deki ve Irak’daki işlevini ortaya koyacaktır.

IŞİD, Suriye’de ve Irak’ta ortaya çıktığından beri Kürdlerle savaşmaktadır. IŞİD, Araplarla, Şii Araplarla veya başka halklarla bir savaşa tutuşmamıştır.

IŞİD’e karşı savaşanlar da Kürdlerdir. Bugün, dünyada, IŞİD’e karşı savaş konusunda, ABD öncülüğünde bir koalisyon kurulmuştur. IŞİD’in Batı demokrasileri için de dünya için de tehlike oluşturduğu hesaplanmaktadır. Bu koalisyonda 40 devletin yer aldığı vurgulanmaktaydı. Daha sonra, 120’ye kadar yükseldiği söylendi. Ama gerek Irak’ta, gerek Suriye’de IŞİD’e karşı savaşanlar sadece Kürdlerdir. Savaş zaten Kürdistan’da cereyan etmektedir. ABD’nin, Fransa’nın bombardımanları, Irak’ın bu bombardımanlarda zaman zaman yer alması, şüphesiz önemlidir. Ayrıca, Güney Kürdistan’da pêşmergeye silah yardımının yapılması da önemlidir ama karada IŞİD’e karşı savaşanlar sadece Kürdlerdir. IŞİD Kürdlere karşı yürüttüğü savaşta yalnız değildir, çevredeki Sünni Araplardan da çok yoğun, kapsamlı destek almaktadır. Gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, Kürdler, IŞİD’le birlikte hareket eden, komşuları Sünni Arapların da saldırılarıyla karşılaşmaktadır. Bu Sünni Araplar, yıllarca, beraber yaşadıkları komşuları Kürdlere IŞİD’le birlikte saldırmakta, komşuları Kürdlerin evlerinin, eşyalarının yağmalanmasına, evlerinin, ahırlarının, ambarlarının yakılmasına katılmaktadır.

IŞİD’in, Irak’ta, Güney Kürdistan’da Kürddlere saldırısı, Kürdistan’ın, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlığının konuşulduğu, referandum hazırlıklarının yapıldığı bir zamana rastlamaktadır. Bu, IŞİD’in arkasındaki güçlerin, IŞİD’e destek veren güçlerin, bu süreci engellemeye, Kürdlerin/Kürdistan’ın bağımsızlığının önünü kesmeye çalıştıkları anlamına gelmektedir.

Bu devletler hangileridir? Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi devletlerin IŞİD’e maddi ve manevi olarak yardım ettikleri vurgulanmaktadır. Kanımca, Suudi Arabistan ve Katar’ın yanında Türkiye’nin yardımı çok daha belirleyicidir. Gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, bazı alanlarda IŞİD’e komşu olan Türkiye’dir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden, IŞİD’e katılmalar olmaktadır. Bunlar, İstanbul, Ankara gibi merkezlerde toplanıp Hatay, Gaziantep, Urfa gibi alanlarda, sınırlardan kolayca geçerek IŞİD’e ulaşmaktadır. Sınırlardan kolaylıkla geçişlerin sağlanması, şüphesiz önemlidir. Ayrıca lojistik sağlanması, silah araç ve gereçlerinin sağlanması konularında da Türkiye’nin önemli bir rolü olduğu görülmektedir.

IŞİD’in Suriye’deki ve Irak’daki zuhuru, Kürd/Kürdistan sorunuyla yakından ilgilidir. Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Kürdleri, Kürdistan’ı müşterek olarak denetleyen devletlerin, Kürdlerin önünü kesmeye çalışmaları anlaşılır bir süreçtir.

IŞİD, İslam devletini ille de Kürdistan toprakları üzerinde kurmaya çalışmaktadır. Bu bakımdan, Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Kürdleri/Kürdistan’ı müşterek olarak denetleyen devletlerin IŞİD’i maddi ve manevi olarak destekledikleri söylenebilir. Türkiye’nin desteği çok açıktır, yoğundur. İran, Irak merkezi hükümeti, Suriye hükümeti, IŞİD’le çatışmalı görünüyorlarsa da, el altından destek verdikleri de ileri sürülebilir. Suriye’de ve Irak’ta, Arap milliyetçiliğinin, Kürdistan topraklarını, Arap toprağı saydığı da bilinmektedir. Genel olarak Arap devletlerinin, Arap Birliği’nin de bu anlayışta olduğu bilinen bir gerçekliktir. Örneğin Suriye’de Baas yönetimine karşı mücadele eden Özgür Suriye Ordusu’nun da, Kürdleri baskılamaya çalıştıkları bilinen bir durumdur. Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusu’nu bu koşullar altında örgütlemeye, desteklemeye çalıştığı biliniyor. Nitekim Türkiye’de, Antalya’da, İstanbul’da düzenlenen toplantılara Kürdler, Kürd örgütleri davet edilmemişti. Türkiye’nin, el Nusra, el Kaide, IŞİD gibi İslami örgütlere destek vermesinin önemli nedeni Beşar Esed’in yönetimden uzaklaştırılmasıydı. Türkiye’nin ikinci bir çabası daha vardı. Suriye’deki olayların gelişim sürecinde, Kürdlerin herhangi bir kazanım elde edememesi, Türkiye’nin, önemle, özenle gözettiği bir durumdu.

IŞİD’in Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, özellikle, Irak ve Suriye’de zuhuru, Kürd/Kürdistan sorunuyla, Kürdlerin, Kürdistan’ın, bölünmesi, parçalanması ve paylaşılması sorunuyla çok yakından ilgilidir. Bağımsız Kürd devletinin, Kürdistan’ın oluşumunu engellemek önemli olmaktadır.

Güney Kürdistan’da pêşmerge, Haziran 2014 ortalarında yaşadığı paniği, dağınıklığı atlatmıştır, toparlanmıştır. Pêşmerge, artık, Kürdistan’dan koparılan alanlar üzerinde, işgal altında tutulan Kürdistan toprakları üzerinde daha etkindir. Çeşitli alanlara, IŞİD’i püskürttüğü, püskürteceği açıkça görülmektedir. ABD’nin, Fransa’nın bombardımanları, Irak’ın ve bazı Batı ülkelerinin de bu bombardımanları zaman zaman katılması, birçok devletin, silah, lojistik yardımı, pêşmergeyi daha dinamik, daha muharip bir güç haline getirmektedir. Bugün Güney Kürdistan’da, bağımsız Kürdistan düşüncesi daha yoğun ve kapsamlı bir şekilde gündeme gelmektedir. IŞİD’in saldırıları ters tepmiştir. Bu konuda, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin tutumu, pêşmergenin direnci, fedakarlığı elbette belirleyici olmuştur.

Güneybatı Kürdistan’da, Kürdistana Rojava’da, Kobani’de, PYD’nin, HPG’nin direnci, fedakarlığı, sadece Kürdler için değil, insanlık için de büyük bir gururdur. Tarih, Kürdleri, kendi içlerinde barışa davet etmektedir. Kendi içlerinde barışı kuramayan, bunun bilincinde olmayan Kürdlerin, Kürdleri, Kürdistan’ı baskı altında tutan devletlerle barış araması etkili olmayacaktır. Kobani’nin etrafının IŞİD birlikleri ve IŞİD’ci Araplar tarafından, kuşatıldığı, bir tarafının da Türk ordusu tarafından sarıldığı görülmektedir. O zaman, Kürdlerin, önce kendi işlerinde barışı kurmaları bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Kürd/Kürdistan konusunda temeldeki olgu, Kürdlerin, Kürdistan’ın bölünmesi, parçalanması, paylaşılması ve Kürdlerin bağımsız devlet kurma haklarının gasbedilmesidir. 1920’lerde, Milletler Cemiyeti döneminde yaşanan bu süreç, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Birleşmiş Milletler döneminde de aynen sürdürülmüştür. Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Milletler Cemiyeti döneminde kurulan statüko, Kürdlere, Kürdistan’a bir statü vermemiştir. Birleşmiş Milletler de, Kürdlere, Kürdistan’a statü vermeyen bu statükoyu aynen korumuştur. Ama Kürdler, genel olarak, bölünmenin, parçalanmanın, paylaşılmanın ve bunların yarattığı sorunların bilincinde değildir. Bu sürecin günümüze yansıyan en önemli sonucu, parçacı siyasetlerin, örgütsel çıkarların, genel Kürdistan çıkarlarının, ulusal çıkarların önüne geçmiş olmasıdır. Mücadele sırasında, darda kalmış Kürdlerin bu durumundan sevinç duyulması, bu bilincin sadece eksik değil, aynı zamanda, yaralı bir bilinç olduğunu da gösterir.

Kürdler, üç-dört aylık süre içinde, Şengal’de, Celewle’de, Kobani’de, ağır sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Bunların üstesinden gelmenin tek yolu, bölünme, parçalanma, paylaşılma ve bunların yarattığı sorunlar konusunda bilince ulaşmaktır. Bu bilince ulaşanlar, öbür parçalardaki Kürdlere karşı daha sıcak ilişkiler geliştirir, bu da ulusal çıkarlar temelinde bir anlayışın gelişmesini sağlar.

“Çözüm süreci”nin nasıl geliştiğinin irdelenmesi de önemlidir. Eylül 2014 de, Diyarbakır, Yüksekova ve Cizre’de, Kürd halkının inisiyatifiyle Kürdçe eğitim verecek okullar açılmıştı. Devlet okulları çok acele olarak kapattı ve mühürledi. Halk mühürleri sökerek okulları tekrar eğitime açtı. Devlet yine kapattı ve mühürledi. Açma, kapama ve mühürleme iki üç kere devam etti. “Çözüm süreci hakkında bilgi verecek önemli bir olgu budur. Kürd diliyle eğitim istenmiyor, Kürdler, paralı özel okullara yönlendiriliyor. Anadilinde eğitim hakkı hiçe sayılıyor. Bu, asimilasyonun ısrarla sürdürülmesinden başka bir şey değildir.

Devletin, hükümetin, Kürdlerle savaşan IŞİD’e yardım etmesi, “çözüm süreci”nde yaşanan önemli gelişmelerden biridir. “Kobani düştü-düşecek”i “IŞİD neyse PKK/KCK de odur” lafları da “çözüm süreci”nde söylenmiş laflardır. Görüşmelerde, tarafların eşit şekilde temsil edilmedikleri dikkat çekmektedir. Bunlar, ”çözüm süreci”nin sağlıklı yürümediğini anlatır.

“Kürdler devlet aramasınlar, Kürdlerin devleti vardır. Kürdlerin devleti Türk devletidir” sözü de bu süreçde söylenmiştir. 12 Ekim 2014 tarihli İngiliz Telegraph Gazetesinde, Türk Başbakanı’nın bu görüşünü nakleden bir haber yer almaktaydı. Gazetede, “Genç Kürd kadınları IŞİD’le savaşırken, Türk askerleri kenarda duruyor, savaşı seyrediyor” şeklinde bir haber vardı.

Bütün bunlara rağmen, görüşmelerin sürdürülmesi, ulusal taleplerin, statünün, ısrarla dile getirilmesi, şeffaf olmaya özen gösterilmesi önemli olmalıdır.

Bugün Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, siyasal ve toplumsal yapılarda büyük sarsıntılar yaşanmaktadır. Artık, Irak diye bir devlet yoktur. Suriye diye bir devlet de yoktur. Her iki devlet de kendi egemenlik alanlarında artık egemen değildir. Her iki devletin de, devlet topraklarının önemli bir kısmında artık hükmü yoktur. Sykes–Picot düzeni iflas etmiştir. Milletler Cemiyeti’nin 1920’lerde kurduğu statüko çökmüştür.

Kanımca, Birinci Dünya Savaşı sonrası, Kürdler açısından yeniden yaşanacaktır. O zaman dönemin iki emperyal devletinin ve Yakındoğu’nun ve Ortadoğu’nun iki köklü devletinin istekleri ve politikaları belirleyici ve yönlendirici olmuştu. Bu istekler ve politikalar, Kürdleri, Kürdistan’ı statüsüz bırakmıştı. Kürdler, Kürdistan sömürge bile olamamıştı. İnkar, imha birlikte, köleleştirme birlikte yürütülüyordu. Günümüzde, Birinci Dünya Savaşı sonrası, Kürdler açısından, Kürdlerin istekleri ve iradeleri doğrultusunda yeniden yaşanacaktır. Bağımsız Kürdistan yakındır. Bu süreçde, bölgenin yerli halkları, kadim halkları, Ermenilerin, Süryanilerin, Ezidi Kürdlerin, Reya Heq ve Kakei inancının istekleri daha görünür bir şekilde gündeme gelecektir.

14 Ekim 2014

Yorumlar

Sayin Be$ikçi ustadimiz,

verimli bilgileriniz için öncelikle size te$ekkür ederiz!

Benim kanimca DAI$ sadece Kürdlere kar$i sava$miyor! Ama $u nokta dogrudur DAI$'ê kar$i ciddi sava$an sadece Kürdlerdir. Dai$'in hedefinde öncelikle Kürdçülügü-ve-(sosyalist)devrimci bir arada tutan Kürd kesimine kar$i yapiyor, yada sünnilikte i$galci devletlerin sünniligini benimsemeyen Kürdlere kar$i sava$iyor. Örneklere bunu ispatliyabilirim!

Dai$ sömürgeci-sünnilige dokunmuyor illaki bu Dai$a saldiriya geçmez ise. Nitekim PDK-Sünniligi! Bilindigi gibi, PDK Irakli bir sürü sünni-saddamci-islamci lideri ki$iligi ve a$iret reislerini Hawlêr ve diger $ehirlerde barindirdi! Öncelikle PDK-sünniligi bunlarin sadece Merkezi hükümete Malikiye ve $îalara kar$tigini sandi, bana dokunmiyan yilan bin bir sene ya$asin misali! Ama merkezi hükümetin anayasasini yazan ve yazdiran Kürd güçleriydiler! Irakta Kürdlerin anayasal ve fiili haklari ve imtiyazlari ba$ka hiç bir Kurdistan parçasinda yoktu! Nitekim Türk devleti bunun farkinda idi ve özellikle PDK'i Irakin merkezi hükümetine kar$i habire ki$kirtti! Ya$ durumunuzdan ve tecrübenizden dolayi benden daha iyi bilirsiniz! 1958'de general Abdulkarim Qasim ilen yapilan antla$malar 1970deki antla$malar, xwedmuxtarî (özerklik) ve benzeri statüler o dönemdeki TC devletini gene harekete geçirmi$ti, nitekim TC'nin provokasyonlari gene i$e yarami$ti! Ve Irakin Istikrara kavu$masini gene engellemi$ti! Arablarin (devrimci olanlari) ve Kürdlerin ortak bir Irakta istikrar ve refah içersinde ya$amalari NATO üyesi olan TC'yi ve Kurdistanin büyük bir cografya ve nufusunu buyrugunda bulunduran TC'nin dibinde dinamit idi!

Edt'den

Sn. Rastgo

Yorum 200 kelime ile sınırlanmıştır. sizin yorumunuz ise 1655 kelime. Asıl makaleninn iki katı uzunlukta bir yorum makul sayılamaz. 

Bu nedenle yorumunuzun bir kısmı kesilmiştir. 

Saygılarımızla

ANF nin son kobaninin son 4 haftalık blançosunu açıklarken, uluslararası güçlerin hava saldırılardan hiç bahs etmemesi çok ilginç.Niye böyle davranıyorlar kimin ekmeğine yağ sürüyorlar bunu açıklamaları lazım....Yoksa kürt tarihinin kara bir lekesi olarak anılacaklar...

Sevgili I.Xoca, Gercekten Irkci Turkcu Turk devlet olusumu ise APO-PKK-YPG

 neden Rojeva'ya hatta dost bildigi Guney'e saldirtiyor ISID'i TC yuneticileri?

Ve Devlet olusumu iddiasinin terorisini yapan'larin Sitesinde yaziyorsunuz...

Size bir celiski gelmiyormu...

Nikeragua'da ABD'li bir Gazetecinin davranisini Ortadogulu bir PROF yapamazmi

mesela sizin icinde bulundugunuz ortam tam bir KOH karsitligi yapiliyor...

Selam ve sevgilerimle

RA

 

 

 

Bu gün gelen haberler,DHA kimliğine bürünmüş mit elemanları kobani ye giderek detaylı bilgileri Türkiye ye aktarmaya habercilik ayaklarıyla,başladılar...Kürtler ne zaman akıllanacak merak ediyorum.Verdikleri bilgiler savaş taktikleri,karagahları,cephane yerleri,mühümmatın savaşcılara nasıl ulaştığı,kobani deki insan yoğunluğu,nasıl beslendikleri,kimlerden yardım aldıkları...ve bunada habercilik diyorlar...

Hocam sorularınızı tersinden sorarsak yani isid kimlerle savaşmıyor askeri gücünü kimlere karşı kullanmıyor daha doğrusu isid varlığı ile kime yaşama şansı verdi diye sorarsak tc nin isid e destek verdiği sonucu çıkarmı.isid varlığı ile esed e darbe vurmuştur buda tc nin işine gelmektedir diyebiliyorsak tc nin isid i desteklemesi tutarlı olabilir.tc nin hem isid i destekleyip hemde barzaniye silah yardımı yapması nasıl açıklanabilir.isid esed in açtığı alanda muhalif katleden bir örgüt konumundayken ,tc nin hem isid i hem öso nu desteklemesi nasıl açıklanabilir.Hocam doğru sorular sormuşsunuz ama tc nin isid i desteklediği konusunda bence tutarsızlıklar var gibime geliyor.Fakat bu kadar tutarsızlık arasında kürt hakkının ypg nin onurlu direnişi özgür kürdistan ın da habercisidir.

ROJA KÜRDİSTAN'ın iki sene önce yarım yamalak da olsa bir statüye kavuşması, en başta, Arablardan da önce T.C. dewletini telaşlandırdı ve hepimizin hafızalarından canlandıralım ki "Arjantin'de de KÜRDİSTAN kurulsa müdahale ederiz" Diyen Türk Dewletinin KÜRD ve KÜRDİSTAN'a bakışı idi. O gün bu gündür , Dünya söz sahibi DEWLETLERden çekindiği için belki doğrudan Müdahale edip KANTONLARı yıkma fırsatını bulamayan T.C. dewleti Suriye'de ortaya çıkan ve kendisine yakın gördüğü mezhepçi ve radikal "islamcı" NUSRA ve İŞİD gibi Barbar katliamcı örgütlerle irtibata geçerek ROJAVA KÜRD ve KÜRDİSTAN'a saldırtı. KÜRD kantonlarını yok etmek için öncelikle ROJAVA nın tek nefes aldığı DOĞU tarafını (GÜNEY KÜRDİSTAN ) sınır boyunu ( ŞENGAL ve kuzeyini- T.C. sınırı CİZRE İLÇESİ KÖŞESİNE KADAR ) işgal ederek ROJAVAyı tamamıyle izole etmek ,yardımların gelmesini engellemek için. Amaç buydu. Zaten o dönemde ROJAVA ile Güney KÜRDİSTAN BERZANİ yönetimi en şiddetli soğuk savaşını yaşıyordu. Ancak orada hesap tutmadı. Çünkü ilk başta BERZANi'ye dokunmayan İŞİD sonradan HEWLéR'E yönelince işin boyutu değişti ve KÜRD'ler arası birlikten sözedildi.

 Ardından İŞİD KOBANéye saldırdı. Başarsaydı sırada EFRİN, CİZİRE Kantonları vardı. Çünkü emir ANKARA'dandı. Türkiye bu fırsatı kaçırmazdı. ROJAVA'nın Dünyaya ders verircesine İki Dewleti dize getiren bu İŞİD çetelerine karşı direnişi Başta EMERİKA ve diğer devletlerini de harekete geçirdi ve İŞİDe karşı hava saldırılarına geçti. Emerika için ilerde İŞİDe karşı direnebilen bu yegane KÜRD gücünden yararlanmak için bir yatırım yaptı. Ve TÜRKİYE şaşkınlığa uğradı. Desteklediği işid karşısında Patronu Emerikaya karşı bir nevi KOBANİ'de EMERİKA -TÜRKİYE SAVAŞI yaşanıyor diyebiliriz. Her fırsatta İŞİDi türkiye destekliyor diyen Batı ve Emerika , Devletler arası çıkar ilişkilerinden dolayı tükürdüklerini bile yalar derecede özür bile dilerler. 

Hocam sizin bu analizlerinizden dolayi bir insan olarak önce size sonsuz tesekkür etmek istiyorum.

Basen kendi kendime düsünüyorum da, sizin bu analizlerinizi kendisine insanim diyen: Kürtparti-Liderleri/-Politikacileri, -Yazarlari, -Bilimadamlari -Komutanlari, vs. okumuyorlarmi. Bunlarin isigücü birbirini karalamak, aygini kaydirmek. Bunlar zannetmesinlerki birbirini karalamayla Kürtlerden taraftar topladigini. Kürtler artik, partiler arasindeki gürüs ayriligi ne olursa olsun, eylemde birlik diyor. Kürtler birlik olmadigi sürece, birak bir devlet kurmayi birak, bir KÖY bile kuramazlar. Kürtler artik bir KEMIK pesinde kosmayi biraksinler. aslinda Kürtliderlerinin sizin gibi degerli Danismanlara ihtiyaci var. selamlar

atatürkün ''bir türk dünyaya bedeldir ''dediği o türk: ismail beşikçi hocadır.işte bütün türklere bedel dostumuz.türklerden dostumuz oldukça azdır.onun için ismail hocamız kıymetlimizdir.allah sana uzun,sağlıklı bir ömür versin ki:sömrge kürdistanı ,özgür kürdistan olarak göresin.sevgilerimizle

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Zozan Kurdish Shop