ala kurdistan
Ey Reqîb

Bağımsızlık, Kürtlerin Bin Yıllık özlemidir -Nurettin Yıldırım

‘Hiç bir şey bağımsızlık ve özgürlükten daha değerli değildir’.
Ho Chi Minh’e ait bu deyim bir hazine değerindedir ve her insanı cezbeden bir sihir gibidir.

Ho chi Minh gibi, bir çok liderler, ünlü, ünsüz kimseler bağımsızlığįn ve özgürlüğün önemi üzerine çok sayıda söylevler, yazıp çizmeler yapmıştır. Her dönem için geçerli olan bu kavramlar halkların ve ulusların kurtuluş mücadelesine rehber, aynı zamanda baş üstünde tutulan, dillerden düşmeyen slogan olmuştur.

Bağımsızlık ve özgürlük isteği, kürt mücadelesinin bütün süreçlerinde en temel taleplerinden biri olarak hep yer almıştır. Tarihten bu güne, ‘Kürt, kürdistan’ deyip de bağımsızlığı hayal etmeyen kişi yok gibidir. Bütün tarih ve kültür, sanat yapıtlarında, yazılı, sözlü anlatımlarında, ağıtlarında, var olmuş ve geleceğin umudu olarak kalmıştır. Bin yıllık hayal olarak nesilden nesille aktarılan bu kavrama kutsallık derecesinde değer vermiştir. Çünkü bütün süreçlerin direnişlerinde ona ilham veren, yol gõsteren meşale bağımsızlık ve özgürlük özlemidir.

Uğruna büyük bedeller ödenen kürt halkının bu büyük tutkusu nihayet, bugün hayalin de ötesine geçmiştir. Bugün bu, yudum, yudum yaşanabilir bir realite dönüşmüştür. Bu nedenle bağımsızlık ve özgürlüğün bu yakınlığı, herkesin umutlarını büyütüyor.

Kürtlerin başarısı şansının yükselişi her alanda kürtleri ve bölgeyi etkisine alarak umutla ilerliyor. Bu ilerlemeden kaçışın imkanı yoktur. Kürt halkı kendi adına nasıl yaşayacağını belirleme iradesiyle, gelecek için kararlarla dönüşü olmayan bir yolda ilerliyor. Rojava federasyonundan güneye bağımsız ayri devlet den kuzeye ivme katarak doğuya doğru dörbir yandan gelişip açılacaktır. Bu temelde kendi gerçekleriyle yüzleşiyor, buluşuyor ve kendilerini yeniden tanımlayarak varediyorlar.

Türk, Fars, Arap devlet ve yönetenleri, şoven ve ırkçı faşist gericileri halen havandan su döver gibi, eski yöntemlerle tahakümlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Kürtlerde, kürdistan’da sanki hiç bir gelişme, değişme olmamış gibi, hala kendilerini kürtlerin sahibi, efendisi görmekten, göstermekten imtina etmiyorlar. Kürtleri her zamanki gibi baskı ve tehditler korkutmak istiyorlar. Tek istedikleri Kürtlerin kendilerinden, hayallerinden, umutlarından, özlemlerinden, geleceklerinden vazgeçmesidir. Geçen yüzyıllık süreç içinde Arapların netedeyse her aşiretine bir devlet, her aşiret liderine bir krallık veya emirlik düştü. Bu krallık ve aşiret rejimleri Yağma talan ve gerici kokuşan yönetim sistemleriyle yer yüzünde kendilerine yer buldular. Uluslararası ilişkilerde var oldular. Halen de bütün çirkinlikleriyle, suç şebekeleriyle yaşamaya çalışıyorlar.

Her çadır açan Arap; emir, kral, devlet, her Türk: bey, şef, paşa sultan, padişah, her Acem: kral şah, hanedan, ayettullah oldu. Yetmedi birbirleriyle din tüccar ve bezirganlığı üzerinden Şii, Sünni, imam, allim, halife çekişmesine girdiler. Din adına kendi devlet çıkarları için müdahale etmedikleri alan bırakmadılar. Yağma ve talan eşliğinde insanları kendilerine göre ‘iyi kötü’ şeklinde ayrıştırıp ırkçı hezeyanlarla vurdulu kırdılı infazlarla yok etmek istediler.

DAIŞ ve benzeri radikal islamcı ihvancı, selefi cihatist unsurlar tarafından Sürye’ den ırak’a uzanan hat üzerinden kilometrece toprak üzerinde gerçekleşen barbarlıklarla, halifeler ve devletler ilanı yapıldı. IŞID, El Kaide ve türevlerinin bu talan ve yağmasına karşı dünya adeta sesiz kaldı. Bölge devlet ve aktörlerinden hiç kimse ne bõlücülükten ne de toprak bütünlüğünden ve güvenlik tehditinden bahsetti. Kürtler dışında bu gidişata itiraz eden olmadı. Ne Türkler, nede Iran bu olanları sakıncalı anormal, sorunlu bir durum olarak görmedi. Hatta dengeler, sınırlar haritalar meselesi hiç gündem olmadı. Yada müdahale cinsinden bir ihtiraz oluşmadı.

Ama iş 50 milliyonluk devletsiz, kimliksiz Kürtlere gelince her zaman şu bu, bölücülük meselesi deniliyor. İtirazlar, olmazlık teorileri yapılıyor. Hiç kimse kürtlerin nasıl bölünüp, parçalara ayrıştırıldığını görmez. Dahası Kürtlerin bölünmüşlüğünden, vatansızlığından, toprak bütünlüğünden, birliğinden bahsetmez. Mesele kürtler olunca hep yapılan şey aynıdır. ‘kürtler şöyle bölücü, böyle terörist tehlikeli ’ türünde yaygaralar ve koparılan fırtınalardır. Her zamanki gibi bilinen ırkçı, faşist saldırıların ardı arkası kesilmeden sürdürülmesidir. Ülkesi alınan, bölünen ve ismi cismiyle yok sayılan kürtler olurken, bu yetmezmiş gibi, üstüne üstlük bölücü, parçalayıcı, kötü ve suçlu olan yine kürtlerdir.

Kürd, kürdistan düşmanı devletler yandaşları ile beraber; “kürtlerin kendi gelecekleri için söz söyleme iradelerini tanımayacaklarını” söylüyorlar. Kürtlerin kendi iradesinin olmayacağını, olamayacağını bağıra çağıra duyurmak istiyorlar. Başta türkler olmak üzere, Farslar, Araplar ve benzerleri kürt referandumu yada kürt iradesini simgeleyen her türden girişim ve yaklaşımları suç olarak lanse etmek istiyorlar. Bunlar Kürtlerin gelecekleri hakkında kürtler dışında her kesin söz söyleme ve karar verme gücünde olduğu, olacağı yönünde bir dayatma içindeler.

Genel olarak dünyanın her hangi bir yerinde yapılacak bir referandum, bağımsızlık gibi konu ve istemleri bir halkın kendisi için normal ve meşru bir yol, olarak görülür. Bu durum demoktatik teamüllerin gereği olarak saygıyla karşılanır. Bu genel geçer kurallar ve haklar meselesi olarak tanımlanır. Ama bu genel geçer kurallar ve haklar meselesi Kürtlere geldiğinde her şey yaz boz’ a dönüşüyor. Görüyoruz ki, benzer kurallar, kriterler, değerler ve haklar geçerli sayılmıyor. Burada çok açık bir şekilde iki yüzlüce bir politikanın izlendiğini görüyoruz.

Kürtler bu aşamadan sonra başkalarının ne düşündüğüne bakmadan kendi yolunu kendisi belirleme cesaretini göstermek zorundadır. Kürtlerin geleceğine ilişkin karar verecek yegane güç kürtlerin kedisi olduğunu herkesin bilmesi gerekir. Bağımsız õzgür iradelerine dayanarak alacakları bağımsızlık, ayrı devlet dahil her türden kararları yerinde ve meşrudur. Kürtler kendi karar ve irade gücünü gösteretek, başkalarının inkarcı ve klasik yaklaşımlarının kendileri için artık geçerli olmadığının, olmayacağının gerçeğini göstermelidir.

Referandum süreciyle birlikte kürt siyasi cephesinde, kürtlerin geleceğine ilişkin yoğun tartışmalar yaşanıyor ve devam ediyor. Siyasi olarak farklı fikirlerin olması ve bunların arsında yoğun tartışmaların yaşanması doğaldır. Kürtler içinde farklı ses ve renklerin varlığı her zaman olacaktır. Fakat, farklı olmanın ve farklı düşünmenin bahanesi ile, yada eleştiri adı altında önemli ulusal meseleleri gölgelemek ve “şunu, bunu beğenmem, şu bu kişi, örgüt kötü” vb. gerekçelerle Kürtlerin bağımsızlığını, özgürlüğünü yada devlet olma gibi ulusal haklarını tartışma konusu yapmak doğru değildir. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu halkın kendisi karar vermelidir.

Siyasi ve görüş farklılıklardan ötürü kendi içinde her kes anlayışta eleştiriler tartışmalar yapabilir. Bu demokratik olarak her zaman mümkündür. Ama referandum ve bağımsızlık gibi ulusal bir konularda tartışmadan çok taraf olmak, desteklemek gerekir. Tartışma olacaksa o da, nasıl daha iyi ve başarılı olunur konusunda olabilir. Bunun ötesinde eleştiriler adı altında gündemi boğmak, ana meseleyi ötelemek doğru değildir.

Kişilerden, bireylerden veya örgütlerden yola çıkarak iyi, kötü veriler üzerinden bir halkın, bir ulusun varlık yokluk meselesini, geleceğini, en temel hakları, özgürlükleri tartışma konusu yapılamaz. En kötü bir bağımsızlık ihtimali bile, başkalarının egemenliği altında yaşamaktan çok daha değerli ve yücedir. Hiç kimse kürtleri katilleriyle birlikte yaşamaya mahkum edemez. Mevcut kürt Örgütlerini, yönetenlerini, bireylerini eleştirmek ayrı şey, kürtlerin ulusal demokratik haklarına sahip çıkmak, savunmak ayrı şeydir. Bu iki farklı durumun ayniymiş gibi birbirine karıştırılmaması gerekir.

Referanduma evet, bağımsızlığa evet. Bu kürtlerin bir hakkıdır. Yetmez bütün parçalar için, bütün kürdistan için bu hakkı istemek, süreçle uygulamaya koymak gerekir. Bunu bütün kürtlerin meşru bir hakkı ve talebi olarak sunmak, sahiplenmek gerekir. Yeterli, yetersiz, şart, şurt hesabı içine girmeden kürtlerin kendilerini yönetebilmeli ve gelecekleri için karar verebilmelidir. Kürt halkı kendisi için karar verebilecek güç ve yeteneğe sahiptir. Halkla karar süreçlerinin geliştirilmesi her koşulda desteklemeli ve sahiplenmelidir. Beklentileri, korkuları aşma zamanı gelmiş geçmiştir. Geç kalarak bir yüzyılı daha kaybetmeye kimsenin tahamülü yoktur. Kürtler bir yüz yıllı daha kaybederek kölece yaşamaya rıza gösterecek sabrı yoktur.

Kürt halkının ve hepimizin dileği 25 Eylül de yapılacak referandumun zaferle taçlandırılmasıdır. Akabinde bağımsızsızlık dahil, kendi özgüçlerinin iradesine dayanarak devletleşme adımlarıyla pratik inşaların herhangi bir akamete uğramadan başarılı bir şekilde ilerletilmesidir. Çünkü bu çok önemli bir dönüm noktasıdır. Halkımızın bin yıllık özleminin, dileğinin gerçekleşmesidir. Herkesin bu çalışmaların yanında olması, ilerletmesi, desteklemesi ve taraf olması gerekir. Bu durum hepimizi, herkesi ilgilendiren bir ulusun, bir halkın meselesidir.

Referandum ile birlikte güney kürdistan daki Türklerin oradaki askeri varlığı sonlandırılmalı, dahası türk rejiminin, mitinin kürtlere gerillalara yõnelik düşmanca faaliyetlerine dur deme iradesi, cesareti gösterilmelidir. Türk devletinin bu düşman ve işkal faaliyetlerinin, referandum ve bağımsızlık ruhuna ve özüne karşıt bir durum olduğu, hatta karşı bir faaliyet olarak görmek gerekir.

Türklerin güneydeki askeri faaliyetlerine dur diyecek bir tavırın olması lazım. Bu tür konularda başta kürt federal yönetimi olmak üzere hükümet, siyasi partiler ve yetkili olan herkesin gerektiği kadar duyarlılık göstererek, sorumluluk almaları gerekmektedir.

Nurettin Yıldırım

Yorumlar

''Kürd, kürdistan düşmanı devletler yandaşları ile beraber; “kürtlerin kendi gelecekleri için söz söyleme iradelerini tanımayacaklarını” söylüyorlar, dıyorsunuz.

Haklısınız. Yerden göğe kadar hem de!

Ama keşke sadece, Kürtlerin düşmanları ve yandaşlarıyla kısıtlı kalsaydı!

Dünkü, 09.09.2017 DBP parti meclisi sonuç bildirgesi ve sonuç itibarı ile yukarıdaki cümlenize eklenmesi kaçınılmaz bir kesim.

Siyamed

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News

Güncel

Musul'da Peşmerge ile girdiği çatışmada öldürülen Haşdi Şabi'nin üst düzey komutanı ve savaşçılarına ilişkin açıklama Haşdi Şabi sözcüsünden geldi

Toplum

Görgü tanıklarının anlatımları ve askerlerin kendi aralarındaki konuşmalara kulak veren iki kişi, kısa bir süre sonra çıplak şekilde asfalta yatırılan şahısların penislerinin (cinsel orga