ala kurdistan
Ey Reqîb

PKK'nin ve HDP'nin Yürüttüğü Siyasetten Size Ne

Birinci Fasıl

 İdris Baluken, sevgili çocukluk arkadaşım şehit Musa Baluken'ın kardeşidir. Sevgili İdris Baluken, ağabeyi Musa Baluken gibi, cesur ve erdemli bir Kürt evladı. İşgalçi Türk devleti, Musa Baluke'ni, 1992 yılında katl eder ve ölü cesedini panzerin arkasından sürükleyerek, Çolik-Bingöl halkına gözdağı vermişti.

Sevgili İdris Baluken Çolik’te doktorluk mesleğini icra ederken, örnek ve cesur  yaşamıyla   Çolîk halkının gönül atlasında taht  kurmuş erdemli bir Kürt siyasetçimizdir. Idris Baluken, hastalarıyla Kürtçe’nin Kırdkî lehçesiyle diyalog kuran, Çolîklî hastalara kötü davranan, doktor ve hemşirelere tavrını ve tepkisini  anında  gösteren, mesai saatleri  dışında gönüllü  olarak nerde bir hasta varsa, yardımına koşan ve hiç bir ücret almadan tedavilerini  yapan, bir Kürdistan ve Çolîk sevdalısıdır.  

İdris Baluken son olarak İşgalci TBMM’nin Anayasa Komisyonunda, dokunulmazlıklarla ilgili anayasa değişikliği teklifinin görüşmeleri sırasında; TC’nin-AKP’nin, itten ve kurttan türediğini iddia eden; yeşil cübbeli belam, altı oklu jegoben ve gecekondulu kırmızı papyonlu İslamcı çakal vekillerin saldırısına uğramıştı.

 Idris Baluken, işgalçi TC’nin, it ve kurt sürüsünün saldırılarına tek başına kahramanca karşı koymuştur. TC’nin, bu it ve kurt sürüsünün alçak saldırısını nefret kınıyorum ve sevgili İdris Baluken’e geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.   

                                                    İkinci Fasıl

Daha düne ne kadar İslamcılık yapıyordunuz, şimdide kalkmış bize Kürdistanılığı mı öğretiyorsunuz? diyenlerimiz olabilir.

 Hayır, efendim! öyle değil;  biz dün ülkemize ve yalınayaklı halkımıza karşı olan milli görevimizi yapmadığımız için büyük bir üzüntü içindeyiz...

İkincisi ve en önemlisi ne İslamcılık dönemlerimizde nede Kürdistanılık dönemlerimizde Allah adına, Kürdistan adına ve milletimiz adına tek bir insanımızın ne burnunu kanatık ve nede  tek bir Kürdistan çiçeğini kopardık! 

Bu zaviyede, ruh ve gönül dünyamda geçen düşüncelerimi siz değerli kardeşlerimle paylaşmak istiyorum: Ne İslam kardeşliğini, nede halkların kardeşliğini istiyorum. Çünkü, iki insan arasında ve iki halk arasında belirleyici olan, hukuk ve adalet karinesidir. Bu anlamda, işgal altındaki ülkemin bağımsız olmasını ve her milletten insanların ülkemde adalet, demokrasi, huzur ve barış içinde yaşamasını arzu ediyorum.

Ülkem ve milletim adına bunları arzu ederken, birilerinin benim adıma mücadele etmesini, benim adıma bedel vermesini ve benim adıma şehit olmasını, asla ahlaki ve vicdani bulmadığımı ayrıca belirtmek istiyorum. Mamafih her Kürdistanlı yurtseverin kendi adına mücadele etmesini, kendi adına bedel ödemesini ve kendisi adına şehit olmasını daha dürüst buluyorum.

                                                        Üçüncü  Fasıl

 İslamcılık yaptığım yıllarda, (1986-1998) İslamcı arkadaşlarımın %95 geçimini İslam'la sağlıyordu ve bende bu duruma öylece aptal aptal bakıyordum. Sevgili annem, bu durumuma şaşıp kalıyordu ve bana her fırsatta şunu  söylerdi: “Lawê mın, senin arkadaşların hepsi TC’ye memur oldular, sen ise emek işçiliğini yapıyorsun, bu  durum senin için zordur ve  neden  sende arkadaşların gibi   TC’ye  memur olmuyorsun?” derdi. Bende sevgili anneciğime şöyle karşılık verirdim: “Daye, arkadaşlarımın düşmanın resmi kurumlarında memurluk yapmaları yanlıştır, ben onlar değilim ve onlar gibi olmayacağım.” 1998 ile 2016 yılında ise, Kürdistan davasıyla tanıştım; burda da aynı durum söz konusu...

 Yazıklar olsun size! Çünkü içinizde, Kürdistan ülkesi ve Kürdistan milleti için dünyevi hiç bir kazanç elde etmeyen tek bir kişiniz bile yok. Bazılarınız PKK'le geçimini sağlıyor, bazılarınız KDP'le geçimini sağlıyor, bazılarınız HDP'le geçimini sağlıyor ve bazılarınız ayet okuyarak geçiminizi sağlıyorsunuz.

İşgalçi Türk devletinin resmi kurumlarına hizmet eden, onun valisine ve polisine hayatı boyunca gık etmeyen, cehaletten, korkaklıktan, kıskançlıktan ve  zilletten başka hiç bir sermayesi olmayan bazı T.C’li borderline kafalar ve hele özellikle plastik fikirli itirafçılar can sıkıntısından Barzanicilik yaparken, başkalarınada neden Apoculuk yapıyorsunuz diye öğüt vermezler mi(!)  

Alâmet-i fârikaları, sefalet ve cehalet olan bu kardeşlerimize bir kaç söz söylemek istiyorum:Kürdistani bir öfkeniz ve erdeminiz varsa, bu öfkenizi ve onurunuzu yumruk yapmalı ve bu yumruğunuzu işgalci Türk devletinin süratine indirmelisiniz. Dolayısıyla önce kendiniz adam olmalısınız, önce söylediğiniz her sözü kendiniz amel etmelisiniz, önce sizin işgalçi Türk devletiyle olan, formel ve informel ilişkilerinize son vermelisiniz...  

24 saat, PKK ve PDK ile uğraşıyorsunuz, geçiminizi ve konumunuzu onları yazmak ve çizmekle sağlıyorsunuz; hastasınız, köle ruhlusunuz, cahilsiniz, hemde sapına kadar kara cahilsiniz. Bu anlamda, PKK’ye ne kadar düşmanlık yaparsanız, Kürdistan davasına o kadar zarar vermiş olursunuz ve terörist Türk devletine  o derecede yardımcı olmuş olursunuz.

 Çünkü siz millet olarak henüz devlet değilsiniz, babanızın kurulu bir devleti yok, işleyen bir demokrasi mekanizmanız yokken, kime karşı muhalefet yapıyorsunuz? Köleler ne zamandan beri muhalefet yapar ve birbirlerine ne zamandan beridir demokrasi dersini verir?

 Oysaki günün büyük bir bölümünü kardeşlerinizin etini çiğnemekle geçiriyorsunuz; ancak Türk devletine bir kereliğine olsa bile terörist diyemiyorsunuz. Çünkü siz sahtekarsınız, kaçkınsınız, korkaksınız, dünyaperestsiniz, efendinizin alçak yüzüne hokkalı bir tükürük atacak kadar, erdemli ve cesur değilsiniz.

 PKK'nin ve HDP'nin yürüttüğü siyasetten size ne? Siz ancak bu kardeşlerinize güzel ahlakınızla örnek ve güzel öğütlerinizle tavsiyelerde bulunabilirsiniz. Çünkü, PKK ve HDP öyle inanıyor ve öyle düşünüyor ve bize de diyorki; “Siz devlet olmak istiyorsanız, buyrun bunu yapın ve sizi tutan mı var?”.

İkincisi, köle olduğumuzu ve henüz bir devlet sahibi olmadığımızı unutuyorsunuz. Eğer bu kardeşleriniz, tavsiyelerinizi ve eleştirilerinizi ciddiye almıyorsa, sizin artık bu meseleye bir nokta koymanız ve bu mesele üzerinde bilimsel düşünmeniz gerekiyor. Eğer bunun yerine her gün aynı şeyleri tekrarlayıp durursanız, o vakit psikolojik bir durumla karşı karşıya olduğunuzu ispatlamış olursunuz.

Eğer, ülkemizin bağımsızlığını ve milletimizin hürriyetleşmesini arzu ediyorsanız ve bu konuda samimiyseniz; içinde bulunduğunuz şekavet vadisinden suhulet iklimine hicret etmelisiniz. İşiniz ve gücünüz, ülkemizi işgal eden, dilimizi yasaklayan, bedenlerimizi çarmıha geren ve siyasal egemenliğimizi elimizden alan Türk, Arap ve Fars devletinin varlığını topraklarımızdan söküp atmak, milletimize devlet bilinçini ve vatan sevgisini kazandırmak olmalıdır.   

Kadir Amaç

kadiramac@hotmail.com twitter.com/KADIRAMAC

 Not: Sevgili okurlarım, güncel yazılarıma son verip, bunun yerine Kürtçe'nin Kırdkî lehçesinde yazmaya çalışacağım. Akademik çalışmalarımıza ise aynı şekilde,  ayda bir Türkçe diliyle yazmaya devam edeceğiz. 

Rojname Kurdish News

Güncel

Musul'da Peşmerge ile girdiği çatışmada öldürülen Haşdi Şabi'nin üst düzey komutanı ve savaşçılarına ilişkin açıklama Haşdi Şabi sözcüsünden geldi

Toplum

Görgü tanıklarının anlatımları ve askerlerin kendi aralarındaki konuşmalara kulak veren iki kişi, kısa bir süre sonra çıplak şekilde asfalta yatırılan şahısların penislerinin (cinsel orga