ala kurdistan
Ey Reqîb

Girdik Yenildik Tek Başımıza Çıkamıyoruz-Said Sefa

Erdoğan kendisini İslam halifesi olarak görmeye başladığı andan itibaren en büyük arzusu Suriye’ye girmekti. 

Cuma namazını Emevi camisinde kılmak ve Sünni dünyanın lideri olmak büyük önem taşıyordu. 
Fırat Kalkanı Harekatı 15 Temmuz sonrası Erdogan’ın bu arzusunu yerine getirmek için fırsat doğurdu. Suriye’de iç savaş başladığı andan itibaren Türkiye'nin Suriye'ye askeri olarak müdahale edeceği konuşuluyordu. Genelkurmay’ın (özellikle Natocu cenahı), operasyondaki belirsizlikler ve Suriye'nin kısa sürede bataklığa dönüşme riski nedeniyle Erdoğan'a direndiği iddia ediliyordu. Nitekim, Türkiye gibi Suriye muhalefetini destekleyen ABD de bölgedeki güçlü askeri varlığına rağmen (IŞİD’e karşı kurulan Uluslararası Koalisyon haricinde) Suriye'ye askeri müdahale fikrine sıcak bakmamıştı. Esed'i destekleyen Rusya, Kırım’daki başarılı operasyonuna rağmen Rejime olan desteğini hava desteğiyle sınırlı tutmuş, Suriyeli muhaliflere karşı kara gücünü kullanmamıştı.

 

ERDOĞAN'IN SAVAŞ FIRSATI

Suriye'ye TSK’yı sokmanın bütün tehlikelerine rağmen Erdoğan 15 Temmuz'dan sonra aradığı fırsatı buldu; Ruslar Halep'ten vazgeçmesi karşılığında TSK’nın Kuzey Suriye'ye girmesini kabul edeceklerdi. Ne de olsa 15 Temmuz bahanesiyle Erdoğan’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yaptıgı geniş kapsamlı tasfiyelerden sonra Ankara'da, Suriye'de maceraya girmenin risklerini dile getirebilecek kimse kalmamıştı. Dahası, tasfiyeler sayesinde yıldızı parlayan bazı Avrasyacı üst düzey komutanlar Suriye'ye askeri harekat düzenleme fikrini kendileri için fırsat bildiler. Hem Suriye'de zafer kazanarak, 15 Temmuz kalkışmasına katılmamalarına rağmen tasfiye edilen silah arkadaşlarının bu tasfiyesini meşrulaştıracaklar hem de şimdiye kadar Suriye'ye müdahale edilmemiş olmasının 'suçunu' paralelci askerlere yükleyeceklerdi. Ancak iŞler umulduğu gibi gitmedi. 

 

Fırat Kalkanı 24 Ağustos'ta başladı. Mit'in koordine ettiği Suriyeli muhalifler ön saflarda IŞİD'le sıcak çatışmaya girecek, TSK da hem hava gücü hem de geride destek gücü sağlayacaktı. Böylece Menbiç-Afrin kantonlarının birleşmesi önlenecek hem de Suriye'nin paylaşılmasında masada güçlü olunacaktı. Başlangıçta her şey olumluydu. IŞİD, Dabik ve Cerablus gibi yerleşim yerlerinde ciddi bir direniş göstermeyerek çekildi. Operasyon Elbab'a gelince işler değişti. Meskun mahallerde savunma yapmak konusunda tecrübeli olan IŞİD oldukça sert bir savunma hazırlamıştı. Resmi rakamlara göre ölen asker sayısı 56 olsa da gerçek rakamın çok daha yüksek olduğunu hükümet de TSK da gayet iyi biliyor. Yaralanan asker sayısı ve örgüt tarafından ele gecirilen zırhlı araç sayısı da oldukça yüksek. Iki asker IŞİD tarafından yakıldı. Cesetleri operasyonla değil MİT'in yine ne şekilde olduğu bilinmeyen bir pazarlığıyla teslim alındı. TSK’da moraller sıfır. İstifa dilekçesi veren çok sayıda rütbeli askerin olduğu dış basına bile yansıdı. Tüm bu insani ve maddi kayba rağmen Elbab'da somut bir sonuç elde edilmiş degil. 

 

TSK TAMAMEN YALNIZ KALDI

 

En vahim iddiaysa IŞİD'le savaşması gereken asli güç Özgür Suriye Ordusu'nun operasyondan kaçması. MİT'in IŞİD ve Nusra'dan kopardığı savaçılardan ve MİT kontrolündeki diğer Suriyeli gruplardan oluşan bu ordu IŞİD'le savaşma konusunda etkisiz kaldı. Disiplin ve askeri eğitimden yoksun bu 'parali askerlerin' IŞİD'le girilen silahlı çatışmalarda Türk askerini yalnız bıraktığı basına yansıdı. Kimi çatışmalarda geri safta olması gereken Türk askerinin Özgür Suriye Ordusu'ndan daha fazla can vermesi bu iddiaları destekliyor.

 

ESAD YÖNETİMİ RAHATSIZ

 

Öte yandan, Fırat Kalkanı Harekatı'nın tek meselesi IŞİD değil Halep'te bulunan Rejim güçleri Türkiye'nin varlığından rahatsız. Nitekim Fırat Kalkanı Harekatı'nı 'işgal' olarak nitelendiren Rejim ordusu daha önce bir kaç defa Fırat Kalkanı'ndaki muhalif grupları vurmuş ancak işi Putin'le bağlayan Erdoğan Rejiminin tepkilerini ciddiye almamıştı. ABD'deki siyasi dönüşümü fırsat görüp Halep'i tamamen kontrol altına almak olan Moskova, muhalif grupları Doğu Halep'ten çıkarma konusunda Ankara'nın desteğine ihtiyacı olduğundan El bab meselesinde Erdoğan'a göz yumdu. Ayrıca bütün gücünü Doğu Halep'e ayıran Suriye Ordusu da Türkiye'nin El Bab'a ilerlemesine sessiz kaldı. Halep'in alınması ve ateşkes sonrası şartlar değişti. Halep'i alarak stratejik bir kazanım elde eden ve yapılan ateşkeş sayesinde rahatlıkla istediği bölgeye güç projeksiyonu yapabilen Suriye ordusu artık daha rahat.

 

TRUMP YÖNETİMİNİN KÜRTLERE AÇIK DESTEĞİ

Donald Trump’ın seçilmesi Ankara'da sevinçle karşılandı. Fakat geçen sürede Trump'ın Suriye'deki Kürtlere açık desteği, Siyasal İslam'a yönelik olumsuz tutumu ve bölge politikasının henüz netleşmemiş olması Ankara'da gittikçe artan bir huzursuzluğa neden oluyor. Washington, Türkiye'yi Esad'la karşı karşıya getirebilecek El Bab operasyonuna soğuk bakıyor. Daha operasyonun başında Uluslararası Koalisyon Komutanı Türkiye'nin El Bab operasyonuyla bir ilgilerinin olmadığını açıklamıştı. 

TÜRKİYE ACI GERÇEKLE KARŞI KARŞIYA

Kimse dillendirmese de Erdoğan’ın kahraman olma arzusu ve kişisel ikbal peşindeki yeni komutanların hırsıyla girişilen Fırat Kalkanı Harekatı El Bab'da bataklığa saplanmış oldu. Dünya kamuoyu El Bab’ı Türkiye'nin açık bir yenilgisi ve TSK’nın yetersizliği olarak değerlendiriyor. Erdoğan’ın ‘El Bab'da daha derinlere gitmemek lazım' şeklindeki açıklamasıyla ‘önce El Bab, sonra Menbiç ve Rakka’yı alırız’ hayalleri de suya düşmüş oldu. 

Yola çıkıldığında ’gidilmesi gerektiğı yere kadar gideceğiz' denerek Rakka'ya kadar gidilecek Afrin ve Rojava bölgelerine girilerek sınırda Kürt devleti ihtimali sonlandırılacaktı. Sonu Erdoğan açısından tam hüsran oldu. El Bab yenilgisi, Kürtlere yakın duran Trump’ın adımları Erdoğan’ı Suriye emellerinden vazgeçirmişe benziyor. Ankara şimdi referandum arefesinde bu 'pisliği' nasıl temizleyeceğini düşünüyor. Rusya’nın arabuluculuğuyla Ankara El Bab'ı Suriye Ordusu'na bıraktı. Yetkililerden henüz bir açıklama yok. Kimse mağlubiyeti ilan etmeye yanaşmıyor. Suriye ordusunun 17 Ocak'tan bu yana El Bab'a ilerleyişi bu tezi doğruluyor. Suriye ordusu TSK’nın kontrolündeki bölgelerle temas sağladı.

 

TÜRKİYE NE ELDE ETTİ?

 

Fırat Kalkanı Operasyonu, Erdoğan'ın zaferi ve 'darbecilerden' temizlenen TSK'nın başarısı olacaktı. Beş yıl boyunca Erdoğan'ın macera hırsına direnen TSK, 15 Temmuz sonrası gelen 'fırsatçı' kadrolarla Suriye bataklığına girdi. Musul ve Rakka gibi şehir operasyonları geniş kaynaklarla ve oldukça yavaş temkinli bir şekilde yürütülüyor. Buna karşılık Ankara dağınık Özgür Suriye 'çeteleriyle' ve TSK'nın özel birlikleriyle şehri hızlı bir şekilde kontrolü altına alabileceğini umarak ağır kayıplar verdi. Örgüt de el Bab'a kadar hızlı bir şekilde geri çekilerek bu psikolojiyi oluşturmuştu. Sonuç Türkiye için hüsran oldu. Daha kötüsü ise TSK’nın yetersizliği dosta düşmana açık edilmiş oldu. 

 

Ve asıl can alıcı nokta ise Hakan Fidan'ın Suriye'den çıkabilmek için İran'dan yardım istediği iddiası.

El Mayadeen kanalına konuşan Suriye Meclisi Üyesi Halid el Abud, kuzey Suriye'den çıkabilmek için MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın İran'dan yardım istediğini söyledi. 

 

Girdik, yenildik tek başımıza çıkamıyoruz!

 

SAİD SEFA | HABERDAR

Yorumlar

Geberin  inchallah

biji kurdistan

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News