ala kurdistan
Ey Reqîb

Hile ve Yalanlar Sürüyor, Dertler Bitmiyor -Nurettin Yıldırım

Seyit Rıza yıllar önce Kemalizm’in ve türk devletinin ve milliyetçiliğinin iç yüzünü en iyi gören ve anlayanlardan biri olduğunu bu çok güzel ve yerinde tespitleriyle göstermiştir.
 
-Sizin hille ve yalanlarınızla bahşedemedim, bu bana dert oldu...
 
-Ama ben de size boyun eğmedim bu da size dert olsun...
 
Bu söz tarihin anafikiri gibidir. Hille ve yalan sözünden başka bir söz Kemalizm’i, türk devletini, türk milliyetçiliğini, türk anlayışını bu kadar iyi özetleyemezdi. Kendi şahsında ortaya konulan ‘boyun eğmedim’ sözünde Kürtlüğün yiğit ve direnişçi kişiliğinin en iyi tanımını yapmıştır.
 
Bu söz buğun bile tarihsel olarak geçmiş, güncel ve gelecek anlamda değerinden hiç bir şey yitirmeden olduğu gibi yerinde duran ve geçerli olan bir sözdür. Türk milliyetçiliğinin,ırkçılığının ve devletinin kürtlere dert veren, kahreden hile ve yalanları hiç değişmeden bugün de bütün acımasızlıklarıyla devam ediyor. Aynı şekilde Kürtlerin Seyit Rızadan gelen boyun eğmeme direnişçiliği de tüm hışmıyla türk ırkçıkığına dert olmaya ve onu kahretmeye devam ediyor.
 
Bu kahır ve dert olayından yeterince dersler çıkarıldığını söylemek biraz zor gibi görünüyor. Bunu iddia etmek tartışma götürür. Neyse ben bunun ayrıntısına girmeden, konuyu başlığa uygun açıdan sürdürmek istiyorum.
 
Adına T.C denilen bu devlet muamması nasıl bir garabet olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz. Mayası katliamdan yağmaya, ırkçılıktan yalana kadar ne kadar kötülük varsa hepsinden nasibini alan bu cumhuriyetin bir vakadan ibaret olduğunu her halinden görmek mümkündür. Irkçı, tekçi, Türkçüdür. Katliamcı, yağmacı, talancıdır. Ateşlenmiş ölüm saçan bir silaha benzer. Askar,sivil bütün karanlık dehlizleriyle, failli meçhulleriyle etrafa korku salan bir bilinmezlikler girdabı içinde korku mu; korku, dehşet mi; dehşet, ne ararsan var. Mafyasıyla, çetesiyle çatır çatır insan ve zenginliklerini, değerlerini kemiren, yutan dipsiz bir kuyu ve sonsuz bir karanlık gibidir. Adına ne denilirse denilsin yine de bir yerden sonra kelimeler, sözler, cümleler kifayetsiz kalır.
 
Kendisine kurtuluş, kuruluş destanları dizdirilen bu devlet hikâyelerin hepsinin aslı astarı olmayan özü, sözü koca bir yalandan ibarettir. Kemalistlerin kurtuluş savaşı, destanı bir yalan ve abartıdan ibarettir. Adına birinci, ikinci inönü zaferleri denilen zaferlerin hepsi uydurulmuştur. Onun gibi daha başka zaferlerin hepsi sonradan icat edilmiş hikayeleridir.
 
Olan ve yaşanan tam tersidir. Kemalistlerden onun sivil, asker erkanından bağımsız yerlerden halkların kendi başlarına birleşerek, organize olarak işgalcilere karşı geliştirdikleri bir direniş gerçeğidir. Kemalistler, Yerellerde gelişen halkların bu mücadelesini hile ve entrikalarla ele geçirip gasp etmiş ve üzerine oturmuşlardır. Sonradan gerçek sahiplerini tasfiye ederek, bütün sonuçları kendilerine mal etmişlerdir. Yetmemiş, bilgi belge bırakmamak için gerçek sahiplerini komplo yöntemleriyle tasfiye etmişlerdir. kendisi gibi olmayan ve kendilerine tehlike arzeden rakiplerini en acımasız şekilde cezalandırmışlardır. Zorla ve hilleyle kendilerinden olmayanları kendilerine itaatte mecbur etmek, en temel icraatlarından birisi olmuştur. Medeniyet, uygarlık adı altında gerçekleştirilen kürt katliamları üzerinde bir ırkçılık inşası geliştirilmiştir. Toplumun tamamı da bu bilinç üzerinden yapılandırmıştır. Tekçiliği, Türkçülüğü ve ırk milliyetçiliğini ilericilik ve medeniyet diye bütün bir topluma zorla sunulmuştur. Hatta katliam dönemlerinde katledilenleri insan katagorisinde değil, hayvan katagorisinde değerlendirilmektedir. Öldürülen kadın, çocuk, erkek gibi topluluklara insanı tanım yerine “sürü, fare” bedenlere “leş” denilmesi bundandır. Yine halkı “şaki, eşkıya, çapulcu gibi tanımlamalarla hep aşağılamışlardır. Katliamı çağdaşlaşma medeniyet, asimilasyonu ilerlemecilik,
 
ilericilik, hata devrimcilik olarak kabul gören bu zihniyet bu anlayışı sahipleri zamanla bunu bir kültür halinde benimsemiş ve özümsemiştir.
 
Bu devlet Osmanlı enkazı üzerinden kurulduğundan bu güne hep türk olmayanları ötekileri, Ermenleri, Rumları Kürtleri sistemli bir şekilde vurup, kırarak olmuşmuş ve bu günlere kadar yaşayıp gelmiştir. Hedeflediği her kesimi önce suçlamış, kütülemiş aşağılamış, sonra en acımasız bir şekilde saldırmış, öldürmüş ve yok etmiştir.
 
Bir zaman sonra yaptıklarını ya inkar etmiş ya da; ‘kardeşiz’ diye olup biteni yok sayıp unutturmaya çalışmıştır. Olmazsa, tezgah ve oyunlarla bildik yöntemlerle terörle Korku salarak, olayların konuşulmasının, hatırlanmasının önünü kesmiştir. Daha çok yalan yanlış bilgilerle geride kalanların hafızalarıyla oynayarak, herkesi kimsesiz Yitikler topluluğu halinde hissizleştirmeyi dayatmıştır.
 
Bütün sağ-sol, islamcı inançsal, dinsel ve ideolojik öğeler neyse hepsini devletin ve Türklüğün, tekliğin hizmetine koşturmuştur. Solcuların da zamanında Mustafa Suphi’lerini öldürerek, onların, bugünkü solunun ilerici atası, Atatürk’ü olmuştur. Nasıl oluyorsa; hepsinin, herkesin solun, sağın layikın, islamın miliyetçisinin hepsinin atasıdır. Bu durum bugün bile halen geçerlidir. Atatürk, kemalizm ve Türklük ve Kürtlerin inkar ve yok sayılması bütün türk siyasi parti CHP den MHP, AKP sine solcu, islamcı, dincisine kadar hepsinin ortaklaştığı bir konu, birleştiği, buluştuğu yer olmaktadır. Bu hem en kaba bastırma yöntemlerde, hem İnkar ve asimilasyonun her çeşidinde sesli ve sesiz bütün aşamalarında için geçerli olan bir durumdur.
 
Osmanlıdan Türklere uzanan katliam zincirinin en acımasızlarından, en sistemli katliamlarından birisi de Dersim katliamıdır. Öncesinde yaşanan Koçgiri, Şeyh Sait, Ağırı Zilan katliamlarıyla Kürtler acımasız bir şekilde katledilirken, buna en son 1937- 1938 yılları arasında Dersim katlimanı da ekleyerek türk barbarlığını en üst seviyede taçlandırmıştır. Dersim’ de gerçekleşen bu katliamda Seyit Rıza, oğlu bir kaç arkadaşıyla idam edilir. Bu idam olayı ve Seyit Rıza şahsında Türklerin, Kürtlere nasıl bir acı yaşatmak istediğini idam esnasında yaşanan diyaloglardan da anlamak mümkündür.
 
Seyit Rıza:
 
-Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz.
 
-Oğlunu da asacağız.
 
-O zaman beni oğlumdan önce asın.
 
Bu isteğine karşılık
 
Türk 'merhameti' bu işte !
 
“Daha fazla nasıl acı verebiliriz.”
 
Belliki o da düşünülmüş...
 
önce oğlu Resik Hüseyin babasının gözleri önünde asılır...
 
Seyit Rıza:
 
-Evlad-ı Kerbelay'me. Bê gunayme! Ayvo! Zulümo! Cinayeto!''
 
-Evlad-ı Kerbela’yız. Günahsızız. Ayıptır! Zulümdür! Cinayettir!
 
15 Kasım1937
 
Hüzün, acı ve dramlarla dolu geçen olaylar halkası içinde gerçekleşen bu katliam; gidenlerle birlikte, geride kalanlara büyük bir tahribat ve yıkım bırakmıştır.
 
Tertele deyince aklımıza hep doğal afet ve deprem geliyordu. Bütün herkesi, her şeyi ayrımsız yok edebilecek bir şey varsa o da ancak afet, tufan gibi doğa afetleri olabirdi. İnsan insanı bu şekilde yok etmesine kafamız almıyordu. Meğer bunu yapan insanlar varmış.
 
Bizim çocukluğumuz bu acılı ve hüzünle dolu öldürmeleri dillendiren ağıtları dinlemekle geçti. Bu ağıtlar her yakıldığında büyükler, özellikle yaşlı kadınlar iki gözü iki çeşme gibi akıyordu. Bu yürek paralaması ağlamalar bizi çok etkilemişti. Katliamlar sadece ağıtlarda vardı. Onun dışında başka bir söz ve davranışlarda bulmak mümkün değildi. Konuşulmuyor, dillendirilmiyordu. Adeta herkesin yasağı girilmez sokağıydı. Bir korku,endişe ve ürperti kaynağıydı. Onun için herkesin çok gizli bir yerinde saklı duruyordu.
 
Hille ve yalanlar sürüyor, dertler bitmiyordu. Bu böyle uzun sürecek değildi tabiki. Olaylar durduğu yerde değişmez, sabit kalacak değildir. Türk cephesinde aynı zihniyet devam ederken, Kürtlerin de bunu kabullenmesi beklenemezdi. Silkinip, zamanın ruhu ve akışkanlığı içinde yeniden mücadele sahnesinde görünmesi eşyanın tabiatına uygun olması gereken bir durumdur. Öyle de oldu. Yeni süreçlerle birlikte daha da önemlisi, geçmişin yaşanmış zor ve karmaşık süreçlerden ilerisi için gerekli dersleri alabilmek ve sonuçlar çıkarabilmek ve dertleri giderebilmektir. Acılarımızı azaltmanın yada gidermenin tesellisi mücadele yolunda sağlanacak ilerlemelerle mümkündür
Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News