ala kurdistan
Ey Reqîb

Hırvatistan Bağımsızlığın Mutluluğunu Yaşıyor-Aydın Dere

29 Haziran’da Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’teydim. Ertesi günün akşamı Şehir Kütüphanesinde organize edilen bir seminere konuşmacı olarak davetliydim. Zagreb’teki Kürd dostları Kürd halkının İŞİD’e karşı verdiği mucadelenin daha iyi bilinmesi ve Kürd halkıyla dayanışmanın güçlenmesini istiyorlardı. Beni Kürd dostu Nathalie Rougmon, CROSOL adlı sivil toplum örgütü davet etti. Bir gün önce benim için Zagreb gezisi planlanmıştı. Kentin önemli bulvarları, kilise, müze ve parklarını gezdirdiler. Ertesi gün seminer Cuma akşamı olacağı için o gün gezimiz devam etti. Seminer Şehrin kütüphanesinde gerçekleşti ve salon dolmuştu. Tarih boyunca haklı mucadeleleri uğruna mucadele eden halklara sürekli büyük bir saygı duyulmuştur. Seminere ilgi yoğundu. Olayı duyan basın ertesi gün benimle söyleyişiler yaptı. Şüphesiz bu ilgi direnişçilere olan ilgiydi ve ben bir gazeteci olarak bunu iyi formüle etmem gerekecekti. Toplantıdan sonra dostlarla gittiğimiz terasta Françoise’da vardı. Uzun yıllardır Zagreb’te yaşayan ve derin bir kültür birikimine sahip Paris hanımefendisi Françoise’yı hiç unutmam. Yogoslavya’nın parçalınmış sürecinin canlı tanığı olarak anlattıkları beni adeta sarsmıştı. Sırp şövenizmin yol açtığı kanlı olayların bir anda yüzyıllık komşuları bile birbirine nasıl düşman ettiğinin neden ve sonuçlarının mükemmel analizini yapıyordu.

Zagreb’i gezerken Hırvatistan’ın özgür ve bağımsız bir ülke oluşu her halinden belli oluyor. Insanları rahat, kaygısız…mutluluk insanların yüzlerinden okunuyor. Şehrin planlı olması, eskiye ait mimarinin korunmuş olması, kültür,sanat ve eğitime verilen önem Hırvatların kültür düzeyini gösteriyordu. Uzun yıllar sömürgeci koşullar ve ardından Yugoslavya federasyonunda yer alması ve ardından ulusal haklarının kıstlanmaya başlaması ve Sırpların giderek Hırvat halkını asimle etme yöntemlerinden sonra ulusal bir tepki gelişmiş ve bu ulusal tepki hayatın her alanında Sırplara ait ne varsa hepsini yaşamlarından çıkarıp atmalarına yol açmış. Dostlarım beni bağımsızlık sonrası açığa çıkarılmış bir tünele götürdüler. Bu tünel Zagreb’in içinden başlıyor kentin dışından çıkıyor. Yogoslavya federasyonu döneminde Sırplar tarafından yapılan bu tunelin gizli bir kapısı varmış. Hırvatlar birgün ayaklanırsa Sırp yöneticilerin rahat kaçıp gidebilmeleri için yapıldığı söyleniyordu.

1991 yılında bağımsızlık süreci elbette çok kolay olmamış. 4 milyon nufusa sahip bu halk mucadele edip savaşmışlar ve bağımsızlıklarını ilan etmişler. Şimdi hayat tamamen Hırvatçadır. Sanat, kültür, tarih, sosyal hayat ve doğayı çok başarılı sentezleyip 2013 yılında Avrupa Birliği’ne girmeyi de başarmışlar. Zagreb’in tarihi sokaklarında gezerken kentin tarihi dokusunu sizi büyülüyor ve özgürlüğün ne kadar değerli bir şey olduğunu adeta yaşıyor ve derinden hisediyorsunuz. Caddeler, sokaklar tıklım tıklım. Dile kolay binden fazla adaya sahip bu ülkenin başlıca gelir kaynağı turizimdir. Ulusal değerlere önem verilirken yabancıların yoğunluğundan ötürü çokkültürlülük farklı bir anlam katmış bu ülkeye. Gezmeye, tarihe meraklıysanız elbette yorulacaksınız ve yoruldukça oturup bir şeyler yiyip-içebileceğiniz kafelerde de keyifli vakitler geçirebilirsiniz. Fiyatlar Fransa yada Almanya’nın fiyalarının yarısı dolaylarında.

Zagreb'in orta yeri, tarihi meydanı ve insanların buluşma noktası Ban Jelacic Meydanı'dır.Ban Jelacic Meydanı on yedinci yüzyıldan bu yana var olan meydan adını, halk kahramanı Josip Jelacic’den almaktadır. Meydanın ortasında Josip Jelacic’in ata binmiş elinde kılıcı ile dev bronz heykeli yeralıyor. Meydanın etrafı çeşitli mimari sanatsal akımlardan esinlenilerek yapılmış mimari eserlerden oluşmakta. Meydanın bir tarafından yukarı çıkarsanız eski kentte yer alan Zagreb Katedrali'ne, diğer tarafından Dolac Pazarı'na ulaşırsınız.

Zagreb Katedrali St. Stephen’s Katedrali olarak da bilinen katedral, Meryem’in cennete gidişine ve Kral St. Stephen ile St. Ladislaus'a ithaf edilmiştir. Gotik tarzda inşa edilen katedralin 100 metreden uzun iki adet oldukça estetik kulesi var. İnşasına 1093 yılında başlanan katedral zaman içinde Tatarların ve Osmanlıların saldırısı, deprem ve savaşlardan ötürü hasar görmüş fakat tadilattan geçmiş beyaz taşlarıyla kentin simgesi durumundadır. Kutsal Bakire Meryem ve Dört Melek Sütunu Zagreb Katedrali'nin önünde yer alan ve meydanın ilgi noktası olan bu sütun, üzerindeki Bakire Meryem heykeli ve melek heykelleri yer almaktadır.
Paylaşılmayan adam Tesla. Zagreb Teknoloji Müzesi’ni gezdik. Görülmeye değer bir müze. Nicola Tesla’yı bilenler bilir, bilmeyenler bu büyük bilimadamını mutlaka tanımalıdır. Kullandığımız neredeyse tüm teknolojinin mucidi Nicola TESLA adındaki Sırp-Amerikan fizikçidir. Fakat bu fizikçi Sırplarla Hırvatlar asınada bir türlü paylaşılmıyor. İki halkta „Nicola Tesla bizdendir“ diyorlar. Fakat bir gerçek varki Nicola Tesla’yı dünyaca ünlü fizikçi yapan Amerikan fizik olanaklarıdır. Çünkü orada okuyup büyüdü ve orada öldü. Özellikle elektriğin kablosuz taşınmasını sağlayarak günümüz akım teknolojisini şekillendiren ve neredeyse dünyayı aydınlatan bir deha. Hırvatistan ve Sırbistan’da çok gurur duyulan bir fizikçidir. Sirbistan‘da adı şehrin havalimanına verilmiş, 100 dinar banknotların üzerinde de fotoğrafı yer almakta ve Belgrad şehrinde müzesi var. Hırvatlar ise Teknoloji müzesinde Tesla’ya büyük yer ayırmış, Zagreb‘te heykelini dikmiş ve adını bir caddeye vermişler.
Hırvat ve kıravat. Rivayete göre bir hırvat kralının baloya katılması gerekiyormuş. Sarayındaki terzisine sevdiği kumaştan bir gömlek yaptırmış. Baloya dakikalar kala gömleği almış fakat bu kral düğmelerden nefret ediyormuş. Terzisine kızarak „Acele bu düğmeleri gizleyecek birşeyler yap“ demiş.Terzi düğmeleri gizlemek için kıravata benzer bir bez takmış gömleğin önüne. Kral bu gömleği ile baloya katılmış. İkinci bir baloda kral bir de bakmış konukların çoğu kıravatlı gelmiş. Kral‘ın yaptığı moda olarak yayılmış ve bugünkü kıravat halini almış.

St. Mark Kilisesi Zagreb’in önemli mimari eserlerindendir. İnşasına 13. yüzyılda başlanmış ve inşası bir asırda biten kilise renkli mozaiklerden oluşan çatısında Hırvatistan ve eski Dalmaçya krallıklarının amblemleri resmedilmiştir.

Zagreb’i gezerken Hırvat Milli Tiyatrosu binası dikkatinizi çekecektir. Bu tarihi binada hâlâ seçkin oyunlar ve gösteriler düzenleniyor.

Tkalciceva Caddesi Zagreb’in orta yerinde kafe ve barlarının yoğunlukta olduğu caddedir. Gece ve gündüz bu sokaklar kalabalıktır. Güzel vakit geçirebileceğiniz bir yer. Özellikle teraslarıyla ünlüdür. Zagreb’i her mevsim gezebilirsiniz fakat yaz aylarını tercih etmemiz daha eğlenceli ve faydalı olacaktır.

dere@bluewin

Yorumlar

KUSURA BAKMA, hirvatistanin degisik yerlerinde irkci, fasist sembollerden gecilmiyor.... nazileri öven bir sürü sembol duvar yazilarina rastlamak mümkün, bir Zagreb den kiyilara kadar degisik yerlerde delik desik edilmis evler... genelde sirplarinn evleri.........

yazin hic olmamis birazda ayip......

ama Hirvatistan güzel bir ülke,  bagimsizlik en dogal haklari, bunlari savunurken baska tarafi kötülemen yerinde degil.....

 

 

 

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News